Ribaund Dergi

Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 92.590
DOLAR 5,3054
EURO 6,0589
ALTIN 212,39

Zor Yazılar!

kategorisinde, 18 May 2018 - 22:29 tarihinde yayınlandı
Önce Ribaund’un Batur Abi özel sayısı, sonra Aydan Siyavuş’u anma sayısı, şimdi de Cavit Altunay’ın ardından yazılması gereken bir yazı… Zor dostlar, çok zor!
Yazmayacağım! Bu yüzden zoru kolay yapıp, Cavit Altunay’ın ardından Forty Murat (Yosmaoğlu), Efe Aydan ve Cem Akdağ’ın, Cavit Altunay’ın ardından dost ortamında dile getirdikleri duygularını tüm basketbol camiasıyla paylaşacağım.
***

Forty Murat…

“Onlar bir avuç kişiydiler… Basketbol geleneğimizin en önemli yüzleriydiler, yazılmayan ve hâlâ geçerliliğini koruyan basketbolumuzun amentülerini oluşturan kişilerdi onlar… Henüz Batur Abi’nin acısı bir nebze bile hafiflememişken Cavit Abi’yi de kaybettik. Eğer Cavit Abi’yle oturuyorsanız sarsılmaya, düşünmeye, soru sormaya, hayal kurmaya, umut etmeye ve de yeni bir dünya kurmaya hazır olmalısınız.
– Her ilerleme önce beynimizde olur, sonra da şuur altımıza yerleşir.
– Frekans basketbolda gaz pedalı gibidir. Sürat için bas pedala…
– Haberiniz olabilir; ama bilginiz olmayabilir.
Eğer ki bu söylediklerine karşılık veremiyorsanız o zaman bunun sonuçlarına da (dalga geçilmek gibi…) katlanmak durumundaydınız.
‘Cavit Abi nasıl olur da sosyal sigortanı yaptırmazsın, niye iki dersin varken okulu bitirmeyerek, basketbol antrenörlüğü yaparsın?’
Bu soruları sorduğumda Cavit Abi çok net bir cevap verdi:
– Ben tuhafım!
Ben de ona tuhafın tarifini sordum.
Anlatacağımı can kulağıyla dinle diyerek söze başladı…
– Ali Uras tıp fakültesinde doçent ve aynı zamanda Galatasaray Basketbol Şubesi Sorumlusuyken bana, “Gel doktor şu kalan iki dersin sınavına gir ve hemen seni mezun edelim” dedi. Ve ben kabul etmedim. Şimdi anladın mı benim neden tuhaf olduğumu…
Lakabı doktordu, Rusya’da Orenburg’ta doğdu. Doğum tarihi nüfus kağıdında yazdığı gibi 1932 değil 1930’du. Mezar taşına ne yazacak bilmiyorum ama mekanı cennet olacak onu biliyorum. Yeni basketbol oynayan çocuklar ise bunu hiçbir zaman bilemeyecek…”
Forti’ye ben, Cavit Abi’nin en zor günlerinde yanında olup, onu Galatasaray’ın şevketli kollarına emanet edene kadar gösterdiği çabaları bilen biri olarak özel olarak teşekkür etmek istiyorum.
***
Efe Aydan…
“Beni ben yapan, basketbolcu olmamda büyük katkıları olan Aydan Siyavuş idi bilirsiniz… Rahmetli Aydan Abim, Cavit Abi hakkında benim onunla ile ilgili hissettiği aynı duyguları beslediğini söyler ve bundan gururla bahsederdi. O sebeple gençlik yıllarında sırf basketbol konuşmak için Cavit Abi ile öğle yemeklerine giderdik. Bu yemeklerde benim dikkatimi çeken ise, Cavit Abi’nin döner kebap yerken son lokmaya kadar tabakta pide, döner, köfte ve yoğurtun mutlaka eşit miktarda kalmasıydı. Ona ‘Abi bunu nasıl başarıyorsun’ diye sorduğumda, ‘Son ana kadar her tadı tatmak isterim’ yanıtını verirdi.
O zaman anlamamıştım ama şimdi felsefi açıdan ne kadar değerli bir bilgi vermiş bize…
Allah gani gani rahmet eylesin… Dostlar içinde bulunduğum durumdan ötürü cenazeye katılamayacağım üzgünüm…
***
Cem Akdağ…
Bugün her şeyimi borçlu olduğum, basketbol ateşini içime düşüren Cavit Abi ile ilgili bir, iki küçük anımı paylaşmak istedim. Şaka değil, tam yarım asır geçti basketbol ile tanışalı… Galatasaray Yıldız Takımı’nda lisansım çıktığı yıl Cavit Abi ile tanıştık. Henüz Galatasaray Yıldız Takımı’ndayken altyapı oyuncularını kulübün alt katında toplar, bize bugün dahi aklımdan çıkmayan hikayeler anlatırdı…
Mesela boyu çok kısa bir oyuncusunun yaz tatilinde her gün kaldırım taşını halter gibi kullanarak Caddebostan’da bir tepeye koşup inmesini ve bu sayede çift eliyle smaç yapmasını nasıl unutabilirim?
1970 yılında kendisi A takım antrenörüyken, kulübün yıldız takım oyuncularına, ‘plank’ çalışmasını öğretmişti. 1968’de A takıma ‘Princeton offence’ oynatan bir antrenörden bahsediyoruz.
Yıldız takım oyuncusu bacak arasından yön değiştirdiğinde ona kızmak yerine, çevresindekilere, “İşte Amerikalı oyuncuları transfer etmek bu nedenle iyi, çocuklar görüyorlar ve öğreniyorlar” diyen bir antrenördü…
Herkes takım küme düşecek korkusundayken, Erman Kunter’i küçük yaşında ligde oynatan onu Türk basketboluna kazandıran bir duayen…
Pozisyon, statü gibi konulara önem vermeyen, “Oğlum 3. lig çalışmak için mükemmel bir ortam kendine orada bir takım bul” diyen…
O zamanlar herkesin burun kıvırdığı kadın basketbolunda aldığım başarılı sonuçlardan sonra, erkek basketbol koçları arasında beni arayan iki, üç ağabeyimizden biriydi…
Onu nasıl unutabilirim ki?
***
Cavit Abi ye üç yıl boyunca sahip çıkan Galatasaray Yardımlaşma Vakfı’na, ilgisini son ana kadar esirgemeyen Türkiye Basketbol Antrenörleri Derneği’ne (TÜBAD) ve en zor işleri üstlenen Bülend Karpat’ a basketbol ailesi adına teşekkürler ediyorum…
Tüm Yazıları
Ahmet Kurt
Maltepe Escort pendik escort
alanya escort