Meydan okuma | Ergin Ataman

"Ortada bir gerçek var. O da bugüne kadar hiçbir Avrupalı antrenörün, EuroLeague başarısından sonra NBA'e gitmediği; ama diğer bir gerçek de bugüne kadar yapılmayanları Avrupa'da yapan bir antrenör olduğum! Son 3 sezonda Anadolu Efes ile NBA'e yakın bir basketbol tarzı ile Avrupa basketbolunda devrim yaptık. NBA'in önümüzdeki dönemlerde EuroLeague'deki bu başarılara kayıtsız kalamayacağını düşünüyorum."

Meydan okuma | Ergin Ataman
02 Ekim 2021 - 10:52
RÖPORTAJ: TOLGA YENİGÜN
 
Avrupa basketbolunun son 3 yılına imzasını bırakan Ergin Ataman, Anadolu Efes ile yaptığı özel işlere, yenilerini eklemek konusunda her zamanki gibi iddialı... Uzunların şut attığı, yere topu vuran kısaların ikili oyunlarına sahne olan değişen basketbolun en iyi temsilcilerinden olan Ataman, NBA'de yer alacak ilk Avrupalı başantrenör olma hedefinden vazgeçmiş değil.
 
NBA'in Avrupalı koçlara kapalı, muhafazakar yapısının yakında değişebileceğine dikkat çeken Ergin Ataman, "Anadolu Efes'in Avrupa'da modern ve hızlı basketbolun öncüsü olduğunu düşünüyorum" diyor. Gelin Ergin Hoca ile basketbolun geleceğini konuştuğumuz söyleşiye geçip, Avrupa'nın zirvesinde yer alan koça kulak verelim...


 
HIZLI BASKETBOLUN ÖNCÜSÜYÜZ
 
Tolga Yenigün: Avrupa basketbolunun şu an geldiği seviye ve en büyük dönüm noktaları sizce nelerdir?
 
Ergin Ataman: Avrupa'da artık daha dinamik ve daha hızlı bir basketbol oynanıyor. Özellikle son 3 yıl içerisinde Anadolu Efes'in Avrupa basketbolunda ciddi bir devrim yaptığını düşünüyorum.... Eskiden daha uzun 5'lerle, özellikle 3 numaraların, uzun oyuncular olduğu 5'ler üzerinde teknik ve taktik anlayış hakimdi. Anadolu Efes'in 3 yılda ortaya koyduğu 3 oyun kuruculu; yani topu yere vuran 3 dış adamın etkili olduğu ve ikili oyunlara dayalı oyun sisteminin şu an Avrupa'da modern ve hızlı basketbolun öncüsü olduğunu düşünüyorum. 
 
T.Y.: Eskiden Avrupa basketbolunda maç sayısı daha azdı. Takımlar daha fazla idman yapabiliyor, rakibe özel daha çok hazırlık yapıyordu. Artık iddialı EuroLeague takımları, NBA takımları kadar maç yapıyor sezonda... Bu anlamda Avrupa basketbolundaki değişiklikleri nasıl yorumlarsınız? Artık Avrupa'nın NBA'leştiğini söylemek mümkün mü maçlara, sezona yaklaşım açısından?
 
E.A.: Artık Avrupa basketbolu, özellikle EuroLeague'de oynayan takımların, NBA takımlarından farkı yok; hatta daha zorlu bir maratonda olduklarını düşünüyorum! EuroLeague'de normal sezon maçları, NBA'in normal sezon karşılaşmalarına göre çok daha sert ve çekişmeli geçiyor. Ayrıca bu maçların teknik seviyesi de son derece yüksek.
 
Hâl böyle olunca, haftada 2 ya da 3 maç oynayan takımların, rakibe göre hazırlık yapmaları oldukça zorlaşıyor. Takımlar sezon başında kendi oyun plan ve stratejilerini hazırlıyor, sezon içerisinde de bunun üstüne çıkmaya çalışıyorlar. Tabii ki özellikle antrenörlerin rakip analizleri ile ilgili çok yoğun zaman harcadıkları gerçeği var. Ancak bunun takımlara yansıması sadece bir antrenman ya da toplantı ile oluyor. Burada önemli olan takımların kendi oyun stratejilerini, daha ileriye taşımalarıdır. Bunu da kısa antrenmanlarla özellikle maç tempolarının iyi ayarlanması ile yapıyorlar. 
 
NBA'İN KOÇ ALGISINI DEĞİŞTİRMEK GEREKİYOR!
 
T.Y.: NBA'in Avrupalı koçlara başantrenörlük konusunda sıcak bakmadığı aşikar. Önümüzde Sergio Scariolo örneği var, Avrupa kariyerine karşın NBA'de Head Coach (başantrenör) olamadı. Avrupalı koçlarda, 'bizi NBA'de head coach yapmazlar' algısı var gibi... Siz NBA kamplarında zaman geçiren bir koç olarak ne söylersiniz?

 
E.A.: Şu ana kadar Avrupa'da başarılı olmuş Avrupalı hiçbir koç, NBA'de başantrenör olarak görev alamadı! Böyle bir muhafazakar durum söz konusu. Bu bir gerçek; ancak dünyada çok hızlı bir değişim var, NBA'de bu değişimin içerisinde... Artık Avrupalı oyuncuların NBA'e damga vurduğunu, onların star oyuncular olduğunu, All Star kadrolarında da en az 2 ya da 3 Avrupalı oyuncu bulunduğunu görüyoruz.
 
Bu durumun önümüzdeki dönemlerde Avrupalı antrenörler için de geçerli olacağını düşünüyorum. Keza Avrupalı antrenörlerin seviyesi çok çok yukarılara geldi. NBA yöneticilerinin de Avrupa basketbolunu, özellikle EuroLeague'i çok yakından takip ettiklerini biliyoruz. Onun için bu algıyı mutlaka değiştirmek gerekiyor.
 
Dünya basketbolundaki bu yeniliklere de artık NBA kayıtsız kalmamalı. Birkaç Avrupalı koça NBA'de şans verilmesi, onların neler yapabileceğinin görülmesi gerektiğini düşünüyorum. Ben bunun zaman içerisinde olacağına inanıyorum, pozitif düşünüyorum. 


 
DEVİR ŞUTÖR UZUNLAR VE DELİCİ KISALARIN DEVRİ
 
T.Y.:
Basketbol bir değişim içerisinde bundan 10 yıl önce şutör uzunlar pek göremezdik; ama bugün Efes de dahil olmak üzere uzun şutörler görüyoruz. Keza undersize kısalar da bu kadar revaçta değilken Larkin büyük fark yarattı. 10 sene sonra nasıl bir basketbol bizi bekliyor? 
 
E.A.: Avrupa'da basketbol hızlanıyor artık, aslında NBA'de de hızlanıyor... Artık NBA'de Kareem Abdul Jabbar, Shaquille O'neal tarzı uzunlar pek kalmadı. Orada da daha çok kısalara dayalı bir basketbol oynanıyor. Ben önümüzdeki yıllarda bu basketbol tarzının daha da hızlanarak devam edeceğini düşünüyorum. Basketbol ne kadar hızlı oynanıyorsa, oyunda o kadar fazla top kullanılıyor. Ve izleyiciler de basket seyretmekten hoşlandıkları için daha yüksek skorlu maçlar çıkıyor. Özellikle bu şutör uzunların, delici kısaların NBA'de her geçen gün değerinin artacağını düşünüyorum.
 
T.Y.: Golden State ve Curry sonrası Avrupa'da 3'lüklerin önemi ve spacing (alan paylaşımı) uygulamaları için neler söylersiniz?

 
E.A.: Artık dünya basketbolunda spacing yani alan paylaşımı, hücumdaki en önemli noktalardan biri haline geldi. Artık o çok fazla hücumda pas yapılan ve nasıl sonuçlanacağı daha önceden kestirilen oyunlar rafa kalktı. Zaten bu NBA'de daha önce de uzun yıllardır bu şekilde kullanılıyordu. Daha çok isalation (bire bir) üzerine oynanıyordu NBA'de basketbol. Michael Jordan, Kobe Bryant gibi oyuncuların isalationları ile... Ama artık Curry'nin perdeleme çıkışı atışları, ikili oyunlar, pick & roll oyunlar, üçgen oyunlar bence bunlar Avrupa basketbolunun ve NBA'in en önemli kozları oldu. 


 
NBA'E EN YAKIN BASKETBOL EFES'TE
 
T.Y.: Değişen basketbola en iyi ayak uyduran koçlardan biri olarak NBA hedefiniz için siz nasıl bir yol izleyeceksiniz, sizin bu konudaki kariyer planlamanızı öğrenebilir miyiz? Size en uygun takım olarak hangilerini görüyorsunuz? 

 
E.A.: Kariyer planlamamda kendime NBA'de herhangi bir takım seçmem söz konusu değil. Ortada bir gerçek var. O da bugüne kadar hiçbir Avrupalı antrenörün, Avrupa başarısından sonra NBA'e gitmediği; ama diğer bir gerçek de bugüne kadar yapılmayanları Avrupa'da yapan bir antrenör olduğum! Bunun dışında 3 yıldır Avrupa basketboluna damga vuran, Avrupa'da NBA'e en yakın basketbol tarzını oynayan ve bunu da sadece oynadığı basketbol ile yapmadı!
 
Son 3 yılda Anadolu Efes ile önce EuroLeague Finali, ardından iptal edilen sezonda EuroLeague liderliği ve nihayetinde EuroLeague şampiyonluğu ile taçlandırılan bir durum söz konusu. Bütün bunları alt alta toplayınca, ben pozitif düşünüyorum. NBA'de Avrupa basketbolunu takip edenlerin, önümüzdeki dönemlerde buna kayıtsız kalmayacağına pozitifim.
 
Olur ya da olmaz bu konuda net bir şey söylemek çok zor. Hiçbir şeyden çekinmediğim gibi NBA'de herhangi bir takımla başarıya ulaşmaktan çekinmeyeceğimi, Avrupa ve ABD basketbol kamuoyunun bilmesi için her röportajımda bu konunun üstüne basa basa söylüyorum, seninle yaptığımız bu röportajdaki gibi...
 
T.Y.: Günümüz NBA'inde mental açıdan en beğendiğiniz koç ya da koçlar hangileri?
 
E.A.: NBA'de Gregg Popovich hayranıyım. Sadece coaching olarak değil, Popovich'in liderlik özelliği, onun hayata bakış açısı ve basketbola olan ilgisi ile sevgisi beni çok etkiliyor.
 


DÜN NAUMOSKI, BUGÜN LARKİN'LE MICIC
 
T.Y.: Koçluk kariyerinize ilham veren 5 büyük oyuncuyu sorsak, kimleri söylersiniz?

 
E.A.: 5 büyük oyuncu saymak çok kolay değil, oldukça uzun başantrenörlük kariyerim var. Dönüp bakınca ilk akla gelen Petar Naumoski, ardından tabii Carlos Arroyo, Shane Larkin, Vasilije Micic ilk hatıratığım oyuncular. Türk basketbolculardan ise Mirsad Türkcan'ı sayabilirim. Böylece 5 oyuncuyu da tamamlamış olduk.
 
T.Y.: Igor Kokoskov'un Avrupa deneyimi -milli takım kariyerini bir kenara koyarsak- pek uzun sürmedi. Siz, Kokoskov'un NBA mentalitesini Avrupa'ya enjekte etmeye çalıştığını düşünenlerden misiniz? Sizce Kokoskov ne yapmaya çalıştı ve nerelerde eksik kaldı?
 
E.A.: Igor Kokoskov hem NBA'de hem de Avrupa'da milli takımlar seviyesinde Avrupa şampiyonu olarak kendini kanıtlamış çok iyi bir antrenör. O benim de taktir ettiğim, çok sevdiğim değerli bir insan. Koçların, zaman zaman bazı takımlarda uyumsuzluk yaşadığı olabiliyor, benim de zaman zaman böyle dönemlerim oldu. Ben Igor Kokoskov'un NBA'de başarılı olacağını düşünüyorum ve ona başarılar diliyorum. 
 
TEMPO, TEMPO, TEMPO 
 
T.Y.: Bugünün şuta ve tempoya dayalı NBA basketbolunun böyle devam edeceğini düşünüyor musunuz yoksa oraya da bir antitez gelecek mi?

 
E.A.: Şuta ve tempoya dayalı basketbolun bundan sonra her geçen gün gelişeceğini düşünüyorum; ama bu şutların isolation şutlar değil de özellikle içeri dalışlarla yani penetre pas ve ikili oyunlar sonucu yaratılan şutlarla daha da etkili olacağını düşünüyorum. 
 
T.Y.: NBA koçlarıyla vakit geçirmiş biri olarak, Avrupalı koçlarla oyuna yönelik en büyük bakış açısı farkı nedir?
 
E.A.:
NBA'de detaylara işin analiz kısmına çok önem veriyorlar. Özellikle kenar, dip oyunları, son saniye oyunlarına Avrupalı koçlardan daha fazla vakit harcadıklarını düşünüyorum. Avrupalı koçlar ise antrenman tempoları farklı. Avrupalılar idmanda oyunculardan istediklerini daha fazla çalıştırarak, bunları sahadaki uygulamalarla yapmaya çalışıyor. NBA koçlarının daha çok toplantılar yaparak, özellikle teknik ve taktikleri daha çok toplantı nezdinde oyunculara anlatmaya çalışıyorlar. Ama Avrupalı koçların bunu özellikle antrenmanlarda bir veya iki idmanda uygulamalı şekilde gösterdiklerini düşünüyorum. 
 
TİPLEME (NBA)
- En beğendiğiniz koç?

- Gregg Popovich
- En beğendiğiniz oyuncu?
- Lebron James
- En iyi ilk 5'iniz?
Stephen Curry, LeBron James, Luka Doncic, Kevin Durant, Giannis Antetokounmpo. Sürekli olarak tempolu skor yapan süper bir beş oldu. Ama Anadolu Efes olarak 2-3 üst düzey transfer yaparak onlarla baş edebiliriz, ama bu 5'i yenmemiz zor olur. (Gülerek)

YORUMLAR

  • 0 Yorum