Film şeridi

Kadın basketboluna ismini altın harflerle yazdıran birçok isim Türk basketbolunda da iz bıraktı. Ülkemizde sergiledikleri performanslarla parkelere farklı tat katan ve basketbolseverlere, adeta muhteşem bir filmden kesitler sunan isimlerden; Cappie Pondexter, Angel McCoughtry,  Penny Taylor, Tina Charles ve Sylvia Fowles'u yazarlarımız kaleme aldı.

Film şeridi
18 Mart 2021 - 14:36
RÜZGÂR GİBİ GEÇTİ
CAPPIE PONDEXTER

"Bugün zevkle izlediğimiz Larkin’in kadın modeli denilebilirdi. Tüm hücumlarda sorumluluk almaya hazır olması beğendiğim en önemli meziyeti idi. Oyunun iki yönünde hücum kadar savunması da çok iyiydi. Akıllarda onun dribbling üzeri stop-jump shot’ları kaldı..."

FEHMİ SADIKOĞLU

Herbalife Nutrition Kadınlar Basketbol Süper Ligi'nde birçok yıldız yabancı oyuncuyu 2000'li yıllardan sonra izlemeye başladık. Cappie Pondexter, kişiliği, sporculuğu ile aklımda kalan birkaç yabancı basketbolcudan biriydi. Özellikle o yıllarda, bu özel oyuncuların da etkisiyle kadın maçlarını kaçırmıyordum.

Pondexter önce takım oyunculuğu, sonra bireysel fundamentali ile çok öne çıkıyordu. Tekniği yanında, hırsı da beni çok etkiliyordu. Böyle bir oyuncuya sahip olmak büyük şanstı. Bu önemli yıldızın biraz da kariyerinden bahsetmek isterim.

1983 Kaliforniya doğumlu Cappie, 1.75 cm'lik boyuyla skorer guard olarak oynadı. Yıldız basketbolcu, 2006 yılında Rutgers Koleji'nden mezun oldu. Ayrıca ABD'li yıldız, ülkesinin genç ve A milli takımlarında oynarken altın madalyaların da sahibi olmuştu.

Pondexter 2006 WNBA draftında Phoenix Mercury tarafından ikinci sıradan seçildi. Çaylak sezonunda, WNBA Batı Konferansı All-Star'da boy göstermeyi başardı.

2007 yılında Pondexter, Mencury'nin şampiyonluğa ulaşmasında çok önemli bir rol üstlenip ve 22 sayı ortalamasıyla oynayıp, 2007 WNBA Final serisinin MVP en değerli oyuncusu seçilmişti. WNBA'in en önemli oyuncuları arasında gösterilen Pondexter'ın yolu ülkemizden de geçti...

Avrupa kariyerine 2006-07 sezonunda Fenerbahçe ile başlayan Cappie Pondexter, stili ve istatistikleriyle adından söz ettirdi. Ligimize izini bırakan Cappie, Fenerbahçe'de oynadığı 2 yılın ardından Rusya'ya transfer oldu. Ülkemizde 150 bin dolar kazanırken, Ekaterinburg’a transferinde 1 milyon dolar aldı.

2011-12 sezonu ortası itibariyle yeniden Fenerbahçe'ye dönen Cappie, etkili oyununu kaldığı yerden devam ederken, 2013-14 sonunda sarı lacivertli kulüpten ayrıldı. 2015-16 sezonunda Beşiktaş'la anlaşarak Avrupa kariyerine dönüş yapan Pondexter, siyah beyazlı forma ile de klasını konuşturdu.

Milli takım kariyeri de başarılarla dolu Cappie, 2005 yılında İzmir'de düzenlenen 'Üniversite Oyunları'nda ABD Kadın Basketbol Takımı ile altın madalya kazandı. Cappie Pondexter, 2003 FIBA Gençler Dünya Şampiyonası, 2002 Gençler Dünya Şampiyonası Elemeleri ve 2000 Yıldızlar Dünya Şampiyonası Elemeleri'nde de altın madalya kazandı.

2008 Pekin Olimpiyatları'nda Amerika Millî Takımı ile altın madalya ile başarılarını taçlandıran Cappie'nin ülkemizdeki serüveni, o sıralar büyük gelişme gösteren kadın basketbolumuz adına çok faydalı oldu.

Onun gelmesinde katkısı olan zamanın Fenerbahçe'de menajer, Didem Akın’la konuştuğumda da Cappie'nin hakkında güzel şeyler işittim. Takım lideri oluşu, ABD de öğrendiği güç çalışmalarında arkadaşlarına örnek olması ve antrenmanlardaki performansı ile takım liderliğini fazlasıyla hak etti.

Benim aklımda ise onun dribbling üzeri stop-jump shot’ları kaldı. Bugün zevkle izlediğimiz Larkin’in kadın modeli denilebilirdi. Tüm hücumlarda sorumluluk almaya hazır olması beğendiğim en önemli meziyeti idi. Oyunun iki yönünde hücum kadar savunması da çok iyi idi.

Cappie Pondexter öncesi ve sonrası ülkemize gelen ABD’li oyuncular antrenman ve maç katkılarıyla basketbolumuza çağ atlattı. Bugün yavaş yavaş güçlü Türk oyuncularını da görmeye başladık. Son yıllardaki kulüplerimizin yatırımlarının, oyuncularımıza da pozitif yansımasının; Türk kadın basketbolunu daha yukarılara taşıyacağına şüphem yok.

CAPPIE PONDEXTER
Doğum tarihi: 7 Ocak 1983
Doğum yeri: California / ABD
Pozisyon: Skorer gard
KARİYERİ
2006–2009 Phoenix Mercury
2006–2009 Fenerbahçe
2008–2012 UMMC Ekaterinburg
2010–2014 New York Liberty
2012–2014 Fenerbahçe
2015–2017 Chicago Sky
2015–2016 Beşiktaş
2016–2017 Girne Üniversitesi
2018- Los Angeles Sparks
2018- Indiana Fever

 

 
BASKETBOLUN MELEĞİ
ANGEL MCCOUGHTRY

"Fenerbahçe ile 3 lig şampiyonluğu yaşayan Angel, 2012 ve 2014'te EuroLeague'de oynanan finallerin de mimarıydı... 'Türkiye'den bir Angel McCoughtry geçti' diyemeyiz; çünkü Angel'in Türkiye macerası şu an Galatasaray'da devam ediyor..."
 
MERİÇ TUNCA
 
Tarih 15 Aralık 2010'du. Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı, Euroleague B Grubu'nda 7'de 7 yaparak geldiği Macaristan'da Sopron deplasmanında hayli önemli bir maça çıkıyordu. Kadro bu kez tamamen Avrupa Şampiyonu olacak şekilde yeniden oluşturulmuştu.

ABD Milli Takımı'nın yıldızı Diana Taurasi ve onun yakın arkadaşı (daha sonra eşi olacak) Avustralya Milli Takımı'nın yıldızı Penny Taylor'u transfer eden sarı lacivertli kulüp, bu kez işi sağlama almak istemişti. Sopron Basket ise özellikle kendi evinde can yakan bir oyun ortaya koyuyor, rakiplerini çoğu kez eli boş gönderiyordu.

Fenerbahçe Taurasi, Taylor, Nevriye, Birsel, Matovic ve Esmeral'lı kadrosuyla maçta sürekli önde gidiyordu; ama karşı takımda bir oyuncu adeta, ''Bana rağmen kazanamazsınız!'' dercesine müthiş bir oyun ortaya koyuyordu. Angel McCoughtry'di bu isim. Ve o da Fenerbahçe'deki Diana Taurasi gibi ABD Milli Takımı'nın yıldız isimlerinden biriydi.

Fenerbahçe o gün deplasmanda Sopron'u 92-81 yenerek grupta 8'de 8'le yenilgisiz liderliğini sürdürürken, Angel attığı 39 sayı ile belki takımını galibiyete taşıyamamıştı; ama sarı lacivertli kulüpte derin bir iz bırakmıştı. Hani kader ağlarını ördü derler ya... İşte kader de ağlarını Angel McCoughtry için örmeye başlamıştı.

Diana Taurasi'nin doping yaptığı gerekçesi ile takımdan ayrılmak zorunda kalışı, arkadaşı Penny Taylor'un da ''Diana yoksa, ben de yokum!'' diyerek resti çekmesi, Angel'in aniden Fenerbahçe'ye transferine giden yolun açılmasını sağlamıştı. Ve tarihler 7 Ocak 2011'i gösterdiğinde Angel, Diana Taurasi'nin yerine Sopron Basket'ten Fenerbahçe'ye geçiş yapmıştı.
Bu transfer hem Angel, hem de Fenerbahçe için özellikle Türkiye'de üst üste gelen ve devam eden şampiyonlukların bir devamı niteliğini taşırken, bir yandan da fırtınalı günlerin yaşanmasına neden oluyordu.

Aslında Angel'in özellikle Fenerbahçe'de oynadığı dönemde, süper oyunculuğunun yanı sıra 'olaylı' bir geçmişi olduğunu söylemek mümkün. Ancak sarı lacivertli kulübe özellikle Avrupa'da seviye atlattığını da söylemeden geçemeyiz.

ABD'li basketbolcunun sarı lacivertli forma altında 3 lig şampiyonluğu yaşaması, ancak asıl başarıyı Euroleague'de gösterip, 2012 ve 2014'te Kadınlarda Avrupa'nın en büyük kupasında 2 kez final oynayıp, ikincilik yaşaması, geldiği ilk sezon Fenerbahçe'nin hedeflediği Final-Four'u oynaması önemli dönüm noktaları olarak görülebilir.

Kısacası; ''Türkiye'den bir Angel McCoughtry geçti'' diyemeyiz. Çünkü Angel'in Türkiye macerası şu an Fenerbahçe'nin ezeli rakibi Galatasaray'da devam ediyor.

Ve gözler daha şimdiden Angel'in önce mart ayının sonlarına doğru Kadınlar Euroleague çeyrek finalinde, ardından da mayıs ayında muhtemel bir Herbalife Nutrition Kadınlar Süper Ligi Play-Off Finali eşleşmesinde Fenerbahçe'ye karşı nasıl oynayacağına çevrildi.

ANGEL MCCOUGHTRY
Doğum tarihi:10 Eylül 1986

Doğum yeri: Baltimore, Maryland / ABD
Pozisyon: Kısa forvet
KARİYERİ
2009-2019 Atlanta Dream
2009-2010 Good Angels Košice
2010-2011 Sopron Basket
2011-2015 Fenerbahçe
2015-2016 Mersin BŞB
2016-2017 Dinamo Kursk
2017 Homenetmen Antelias

2017-2020 Dinamo Kursk
2020- Las Vegas Aces
2021 Galatasaray

 

 
BENZERSİZ

PENNY TAYLOR

“Penny Taylor, kendine has oyun tarzı ve taşıdığı potansiyel ile henüz Fenerbahçe'yle ismi anıldığında bile tüm basketbolseverleri heyecanlandıran bir isimdi. Avustralyalı yıldız, 2016 yılında parkelere veda ederken, ardından başarı dolu bir kariyer ve basketbola dair eşi olmayan öyküler bıraktı...”

OĞULCAN ÇOKSAYAR

Avustralya'nın eşi benzeri olmayan tabiatının basketbol parkelerinde vücut bulmuş haliydi Penny Taylor. Ülke basketbolunun kulüpler bazında belki de altın çağlarını yaşadığı dönemde Avustralyalı yıldızın yolu Fenerbahçe'ye düşmüştü. EuroLeague şampiyonluğu kazanmaya adanmış bir kadronun en gözde isimlerinden biri de hiç şüphesiz Penny Taylor'dı.

Fenerbahçe'ye imza attığında son WNBA Şampiyonu Phoenix Mercury'nin de Cappy Pondexter ve Diana Taurasi ile birlikte en iyi 3 isminden biriydi. Hatta o sezon final serisinin 5. maçında kenardan gelip Indiana potasına 14 sayı bırakmasının yanı sıra, 4 ribaund ile 5 asist üreterek şampiyonluğa sağladığı katkı ile spotları üzerine çekmeyi başardı. WNBA'de şampiyonluk ipini göğüslediği senelerin peşine Avrupa'da ses getirecek bir kadroda aynı isimlerle bir araya gelmesi de kaderin bir cilvesiydi.

Daha önce Famila Schio, La Spezia ve finallerin abonesi UMMC Ekaterinburg formaları da giyen Penny Taylor, Avrupa basketboluna aşina bir isim olarak Fenerbahçe'ye yapacağı katkı açısından tüm basketbolseverleri heyecanlandırmıştı. Nitekim deliciliği yüksek oyun tarzı ve neredeyse kusursuz penetre özelliği ile uyum sağladığı sistemde harika işlerin altına imza attı.

Standart forvetlere nazaran içeriden ve dışarıdan etkili olabilen oyun tarzı ile kendisini izleyen herkesi büyüleyen bir yıldızdı. Özellikle ilk sezonunda 30 kasım 2009'da oynadıkları Galatasaray maçında sergilediği performansla geleceğe yönelik ilk fragmanı herkese izletmişti. 7 sayı geride girilen son çeyrekte sazı eline alıp maçta 25 sayı, 6 asist, 7 ribaund kaydederek kritik galibiyette rol oynamayı başarmıştı.

Avustralyalı basketbolcu, 2009'da geldiği Fenerbahçe'den Diana Taurasi'nin 'doping skandalı'nın ardından ABD'li yıldızla birlikte takımdan ayrılmıştı. Fakat Penny, Taurasi'nin testlerinde yaşanan bir sorun olduğu ortaya çıkıp oyuncunun aklanmasının ardından Fenerbahçe'ye döndü. Ancak daha sonra hayatını birleştirdiği Taurasi ise Galatasaray Medical Park'a transfer olmuş ve yolları uzun yıllar sonra ayrılan iki isim, ezeli rekabetin iki yıldızı olmuşlardı. Bu rekabet günü geldiğinde Penny'nin basketbol kariyerini de baştan yazdı. İki ezeli rakibin, 2012 Euroleague F8'de karşılaştığı maçta bu defa sertliğin dozu fazla kaçınca olanlar oldu.

Durdurulması zor olan ve daha önce bir derbide gözü moraran Penny bu defa dizinden sakatlanarak Türkiye kariyerinin son bölümüne adım attı. Avrupa şampiyonluğunun umut edildiği sezonda Avustralyalı yıldızın eksikliği Fenerbahçe'ye bir hayale mâl olmuştu.
Fenerbahçe ile defalarca yaşattığı Final Four heyecanının yanı sıra bir de lig şampiyonluğu tadan Avustralyalı yıldızın 2007, 2009 ve 2014 yıllarında yaşadığı 3 WNBA zaferi de cabası. 2011 yılında sarı lacivertli forma ile sergilediği müthiş performansın etkisiyle 'eurobasket.com' tarafından Avrupa'da yılın en iyi oyuncusu seçilme ayrıcalığını yaşadı.

Penny'nin Türk basketboluna kattıklarının yanında milli takımda yaptıkları da olağanüstü işlerdi. Penny, 2006'da Brezilya'da düzenlenen FIBA Kadınlar Dünya Basketbol Şampiyonası'nda Avustralya Milli Takımıyla birinciliği ve şampiyonanın MVP ödülünü kazanmıştı. 2 kez olimpiyat finali oynayan Taylor, iki de dünya üçüncülüğü yaşadı.

2016 yılında parkelere veda eden Penny Taylor, ardından başarı dolu bir kariyer, parkerelere dair eşi olmayan öyküler ve basketbol ile yatıp kalkan bir nesil bıraktı. Böylesine özel bir ismin Türk basketbolundan da geçmiş olması belki de bir daha yaşanmayacak türden olaylardandı. Penny'yi dünya gözüyle izlemeyi başaran basketbolseverlerin zihninde ise muhteşem bir tat kaldı.

PENNY TAYLOR
Doğum tarihi: 24 Mayıs 1981
Doğum yeri: Melbourne / Avustralya
Pozisyon: Forvet
KARİYER
1997–1999 Australian Institute of Sport
1999–2002 Dandenong Rangers
2001–2003 Cleveland Rockers
2002–2003 Termocarispe La Spezia
2003–2007 Famila Schio
2004–2007 Phoenix Mercury
2007–2009 UMMC Ekaterinburg
2009–2011 Phoenix Mercury
2009–2013 Fenerbahçe
2013–2014 Phoenix Mercury
2014–2015 Dandenong Rangers
2015–2016 Shanxi Flame
2016 Phoenix Mercury


 
ÖZEL BİR KADIN
TINA CHARLES
 
"O, kariyeri boyunca parkede daima en iyisi için çabaladı. Sessiz sedasız, takımının en verimlisi genellikle o olurdu. Arkasında büyük bir mirasla Türkiye'den ayrılırken, hem Galatasaray hem de Fenerbahçe formasıyla anılarda hoş bir hatıra bıraktı..."

İBRAHİM KALKAN

Mükemmeliyetçi olarak tanımladığımız insanlar vardır; herhangi bir alanda iyi olmak onları asla tatmin etmez. Daima en iyisi olmak için efor sarf ederler. Tina Charles hiç kuşkusuz onlardan biriydi. İşini yapan biriydi; ama yaparken de fark yaratmayı ihmal etmiyordu. Parkede çoğu zaman sessiz sedasız takımının en iyisi olurdu; kimselere fark ettirmeden...

Basketbola hemen hemen diğer tüm Afro-Amerikalı yıldızlar gibi sokaklarda oynayarak başladı. Küçük yaşlardan itibaren basketbola olan yeteneğinin hem kendisi hem de çevresindekiler farkındaydı.

2006 yılında başladığı Connecticut Üniversitesi’nde UConn formasıyla kazanmadığı başarı, kırmadığı rekor kalmadı. UConn’da bir diğer yıldız Maya Moore ile takım arkadaşıydı. Bu ikilinin sırtladığı bir takım için gelen başarılara da şaşırmamak gerekiyor.

Charles bu harika basketbol kariyer başlangıcının yanına 'Psikoloji' diploması ve 'Ceza Hukuku' yan dalı sığdırmayı başardı. WNBA draftı'nda ilk sıradan seçilmesine kesin gözüyle bakılırken, o Bergin Hapishanesi’nde mahkumların toplumdaki yaşama ayak uydurmasına yardımcı olarak stajını tamamlıyordu.

Beklenen oldu ve Charles, 2010 WNBA draftı'nda Monica Wright, Epiphanny Prince gibi isimlerin önünde Connecticut Sun tarafından ilk sıradan seçildi. WNBA’de ilk sezonunda o kadar rahattı ki, sezonu 398 ribaund ve 22 double double ile tüm zamanların rekorunu kırarak tamamladı. Bu performansı ona yılın çaylağı ödülünü getirdi.

2011 yılına gelindiğinde Türk kadın basketbolunda Fenerbahçe hegemonyası uzun yıllardır devam ediyordu. Galatasaray, rekabette 'ben de varım' diyebilmek adına belki de tarihinin en önemli kadrolarından birine sahip olmuştu. Diana Taurasi, Sylvia Fowles, Epiphanny Prince gibi isimler ile birlikte Tina Charles da sarı kırmızılı formayı giydi. Sezon sonunda Galatasaray, Türkiye Kupası’nı kazandı. Charles - Fowles ikilisi o sezon uzunlarda fark yarattı.

Sonraki WNBA sezonunda Tina Charles, Connecticut Sun formasıyla MVP olmayı başardı. 2014’te doğduğu şehrin takımı olan New York Liberty’ye takas oldu. Birkaç senelik Polonya macerasının ardından bu kez Fenerbahçe devredeydi. Charles bir kez daha Türkiye’nin yolunu tuttu.
Sarı lacivertli forma altında boyalı alanda fark yaratan Charles, sezonu 15 sayı - 8 ribaund ortalamaları ile noktaladı. Fenerbahçe sezonu Türkiye Kupası ve Cumhurbaşkanlığı Kupası ile tamamlıyordu.

2016 WNBA sezonunda kariyerinin en verimli yılını geçirdi. 21 sayı - 10 ribaund ortalamalarını yakaladı. Pandeminin getirdiği olağanüstü durumda, astım hastalığı nedeniyle 2020 WNBA sezonunda forma giyemedi. ABD formasıyla 2 Olimpiyat Altın Madalyası ve 3 Dünya Kupası Şampiyonluğu kazandı. WNBA’de 7 kez All-Star’a seçildi.

Başarılarla dolu basketbol kariyerinin yanı sıra, 2013’te kaybettiği teyzesi adına Hopey’s Heart Vakfı’nı kurdu. Vakıf vasıtasıyla birçok insana yardım etti ve ödüllere layık görüldü. Son olarak 2019 yılında Charlie’s Records isimli bir belgeselin yapımcı ve yönetmenliğini üstlendi. Tina Charles parkede daima en iyisi için çabaladı. Arkasında böylesine bir mirasla ayrılırken, Türkiye’de forma giyen özel yıldızlardan biri olarak, anılarda hoş bir hatıra bıraktı.

TINA CHARLES
Doğum tarihi:5 Aralık 1988

Doğum yeri: Jamaica, New York / ABD
Pozisyon: Pivot
KARİYER
2010-2013 Connecticut Sun
2010-2011 Nadežda Orenburg
2011-2012 Galatasaray
2012-2013 Wisła Can-Pack Kraków
2013-2014 Dinamo Moskova
2014–2019 New York Liberty
2014–2015 Fenerbahçe

2015-2016 Xinjiang Tianshan
2016-2017 Sichuan Whales
2017-2018 Xinjiang Tianshan
2018 Dinamo Kursk
2019 Beijing Great Wall

2019-2020 Jiangsu Phoenix
2020- Washington Mystics



ROL MODEL

SYLVIA FOWLES

"Basketbolu seven kızlar için idol ve ilham olabilecek bir isimdir Sylvia Fowles. Sadece kadınlar değil, erkeklere de ilham olabilecek bir isim. Yani işin özeti, kadına basketbol da yakışır, smaç basmak da. Fowles’ta net şekilde gördüğümüz gibi…"

BERTAN ERMAN
 
Basketbol aşkımın başladığı 2008 yılında, WNBA’i de dikkatle takip ediyordum. Tabii ki, o dönemlerde sezon kesişimi olmadığını bilmiyordum. Aslında şunu belirtmem lazım; birçok kadın basketbolcu kış sezonu Avrupa’da veya başka ülkelerde, yazın WNBA’de oynuyor. Yani bakınca, kadın basketbolcuların birçok erkek basketbolcudan daha çok efor sarf ettiğini görebiliriz. Sylvia Fowles da o isimlerden biriydi.
 
Fowles’un adını NBA TV’de yazın WNBA ile ilgili programları izlerken duymuştum. 1.98 metre boyundaki bu devasa kadının smaç bastığını duymuştum ve bu bana bir hayli ilginç gelmişti. Çünkü o zamanlar kadınların smaç bastığına dair hiçbir şey duymamıştım ve bununla ilgili herhangi bir şey görmemiştim. Ben bir kadının smaç bastığını ilk Fowles’tan gördüm.
 
Profesyonel kariyerinin daha başlarında olan Fowles’un adı hafızama kazınmıştı. “Keşke Türkiye’ye gelse de smaçlarını görebilsem” veya “Fowles’u alacak takım gerçekten büyük bir avantaja sahip olacak” diye düşünüyordum. Fowles’tan önce de uzun boylu kadınlar vardı; Polonya’nın efsane ismi Margo Dydek gibi…
 
Fowles’tan önce smaç basan da vardı; L.A. Sparks’ın efsanelerinden Lisa Leslie, o isimlerden sadece biriydi. Ama oyun anlayışı ve boyalı alanda oluşturduğu hakimiyet, Fowles’un günümüz kadın basketboluna etkisi büyüktü ve Brittney Griner, Liz Cambage gibi günümüzdeki boyalı alan canavarlarının oluşmasında önemli bir etkisi vardı. Onun smaç basmasını izlemek için Chicago Sky maçlarının özetlerine kilitlenirdim.
 
She Hulk gibi bir kadın var ekranda ve sizi büyülüyor. Bunu nasıl tarif etsem; inanın bilemedim ama She Hulk tabiri abartıya kaçmaz herhalde. Bundan 1-2 sene sonra da aklımdan geçen oldu.
 
Sylvia Fowles gibi bir yeteneği kadrosuna katan takım Galatasaray olmuştu. Bu transferi gördüğümde, sarı kırmızılıların büyük oynadığını ve kupaları hedeflediğini anlamıştım. Eğer Fowles’u transfer ediyorsanız, kafanızda olan tek bir şey vardır; o da şampiyonluklar kazanmak.
 
Fowles’un Türkiye’de ilk smacını All-Star’da görmüştük. Galatasaray’a geri dönelim; Fowles’un olduğu dönemde lig şampiyonluklarını Fenerbahçe kazansa da, Türkiye Kupaları’na da Galatasaray ambargo koymuştu. Fowles, 2015 yılında da Canik Belediyespor forması giymişti.
 
Ancak onun en büyük başarıları 2015-17 yılları arasında Minnesota Lynx ile WNBA’de olmuştu; 2 şampiyonluk, 2 kez finaller MVP’si ve 2017 sezonunda da WNBA MVP’si olması. Tecrübe ve yeteneklerin birleşimi, bu meyveleri vermişti. Fiziksel açılardan düşününce, bir kadının profesyonel basketbolda smaç basması nadir görülen bir şeydir. Ama sıkı çalışma ile her şey olur. Kim demiş kadınlar smaç basamaz diye! Leslie, Fowles, Griner, Cambage…
 
Basketbolu seven kızlar için idol ve ilham olabilecek bir isimdir Sylvia Fowles. Sadece kadınlar değil, erkeklere de ilham olabilecek bir isim. Yani işin özeti, kadına basketbol da yakışır, smaç basmak da. Fowles’ta gördüğümüz gibi…
 
SYLVIA FOWLES
Doğum Tarihi: 6 Ekim 1985
Uyruk: ABD
Boy: 1.98 metre
Pozisyon: Pivot
KARİYER
2008-2014 Chicago Sky
2015-günümüz Minnesota Lynx
2008-2010 Spartak Moskova (Rusya)
2010-2013 Galatasaray
2013-2015 Shangai Swordfish (Çin)
2015 Samsun Canik Bld.
2015-2018 Beijing Great Wall (Çin)
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum