Efsaneler Anlatıyor: Şaziye İvegin

Türkiye’de kadın basketbolu denince akla gelen ilk isimlerden biri de hiç şüphesiz Şaziye İvegin Üner’dir. Kariyer yolculuğunu ve deneyimlerini anlatan İvegin Üner, gelecekte bir erkek takımında antrenörlüğü hedefliyor. Geçmişte bizi güzel bir yolculuğa çıkaran Şaziye İvegin Üner, kısa süren Survivor macerasına da değindi.

Efsaneler Anlatıyor: Şaziye İvegin
04 Ocak 2021 - 16:07
BERTAN ERMAN
 
Basketbol, hayatımın her döneminde var olmuştur. Henüz çok küçükken Aır Jordan ayakkabısıyla başlayan, 4 yaşında NBA Live 2000 oynayarak bu sporu keşfeden biri olarak kadın basketbolunu 2000’li yılların ortalarında, FB TV’de yayınlanan maçlarla tanıdım. Sarı Lacivertliler’in zirve dönemlerinin başlangıcı olan o süreçte duyduğum isimlerden biri de Şaziye İvegin Üner idi.
 
Pandemi ortamında maalesef bu samimi muhabbeti telefondan yaptık. Onun sesinden bile o pozitif enerjiyi alıyorsunuz. Konuşmaya bir başladık ve kendisinin basketbol kariyerine bir giriş yaptık. Aslında Şaziye İvegin'in basketbol genleri geçmişten bir miras…
 
“Benim babam da daha önce basketbolcuymuş; o zamana kadar bilmiyordum. Kadıköyspor’da oynuyormuş. O zamanlar rahmetli Aydan Siyavuş’un öğrencisiymiş. Sonra babamın hikâyesini de öğrendim. Yarım kalmış bir hikâyesi vardı. Onun da motivasyonuyla çocukken keyif alıyordum. Basketbola 12 yaşında başladım bu arada. Babamın yarım kalan işinin vermiş olduğu motivasyonla da okul takımına girip, BOTAŞ Spor’un altyapısında devam etti. Ben ve iki kız kardeşim; daha sonra diğer kız kardeşim eklendi ve dört kız kardeş basketbola başlamış olduk.”


 
BOTAŞ'A AİDİYET HİSSEDİYORUM
 
Kadın basketbolunda Adana çıkışlı birçok isim var. Şaziye İvegin Üner de o isimlerden biri. Şu an Ankara takımı olan; ama kurulduğu yer olan Adana’da önemli işler çıkaran, bir dönemin basketbol fabrikası Bandırma Basketbol’un kadınlardaki bir benzeri dersek yalan olmaz BOTAŞ için. Şaziye İvegin de açıklamalarıyla bunu vurguluyor:
 
“BOTAŞ, yabancı oyuncular hariç, kendi yetiştirdiği oyuncular dışında başka oyuncuları almıyordu bir zamanlar. Bazen de daha önce yetiştirip gönderdiği bir oyuncusunu geri alıyordu. Ben oradayken de orası bir sporcu fabrikası gibiydi. Adana’da iken çok fazla aidiyet duygusu hissediyordum. Şimdi Ankara’da aynı organizasyonu devam ettiriyorlar. Yine orada da, yetenekli, ülkesini gururlandıracak sporcular yetiştirdiklerine inanıyorum. Ama BOTAŞ’ın Adana’daki havası, atmosferi, yetişen sporcular ve antrenörleriyle gerçekten başka bir dünyaydı diye düşünüyorum.”
 
Daha sonra Şaziye İvegin Üner'in Fenerbahçe’deki ilk dönemine geçtik. “Fenerbahçe’de oynadığım ilk 3 senede oyuncular, koçlarım ve rakiplerim seviye olarak çok iyilerdi. A Milli Takım’da forma giymiş birçok isim ve iyi yabancı oyuncular vardı. Birlikte Eurocup Finali oynadık. EuroLeague’de oynadık. İnanılmaz keyifliydi. Ben Fenerbahçe’ye geldiğimde 22 yaşımdaydım. Şu an bakıyorum da, 25-26 yaşındaki oyunculara genç diyorlar. Çok süre almadıkları için genç gibi gözüküyorlar. Ben 22 yaşında, saha içinde çok fazla süre alıyordum. O yaşta tecrübe kazanabilmek çok önemli bir şeydi benim için. Fenerbahçe’de de oynamak da…” diyen İvegin Üner, yurt dışı deneyimlerini de anlattı. İtalya’da talihsiz ama deneyim kazandığı bir süreç olmuş:
 
“Özellikle İtalya’da oynamak, hedeflerimin içindeydi. Oraya giden yabancılar uzun süre birlikte oynuyorlardı ve onların dilini konuşuyorlardı. Ben de onlar gibi kalıcı bir oyuncu olmak istiyordum. Ama maalesef orada hastalandım ve ne tür bir hastalığımın olduğunu bulamadılar. O yüzden Türkiye’ye dönmek zorunda kaldım. Daha sonrasında Spartak Moskova’ya gittim ve orada basketbol adına inanılmaz iyi bir organizasyon vardı. Arka arkaya 4 defa EuroLeague şampiyonu olan bir takımda yer alma şansım oldu. Başka ülkelerin kültürlerini yaşamak ve o kültür içinde basketbol oynamak çok keyifliydi.
 
İtalya’da oynadığım ekip, bir kasaba takımı gibiydi; ama maça gelenler inanılmaz keyifliydi. Oraya basketbola küskün bir şekilde gitmiştim ve amaçlarımdan biri de özgüvenimi yeniden kazanmaktı. Oynama tutkumu tekrardan geri getirebilmekti. O anlamda çok güzel bir başlangıç yapmıştım aslında. Ama kısmet olmadı. Bence genç oyuncuların basketbol kariyerlerinde bir yurt dışı maceraları olsun; hatta olması gerekiyor. Türkiye’deki takımlarımız kaliteli takımlar; ama ben genç oyuncuların böyle bir deneyimi yaşamaları gerektiğini düşünüyorum ve hatta tavsiyede bulunuyorum.”


 
ÜÇ BÜYÜKLERİN SEVDİĞİ İSİM

 
Türkiye’de, “Üç Büyükler” diye tabir edilen Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray'ın hepsinde oynamak da büyük bir iş açıkçası. Hele ki, tüm taraftarların sevdiği isim olmak büyük bir ayrıcalık. Şaziye İvegin Üner, bu durumu kendisi açısından şu şekilde açıklıyor:
 
“Ben Üç Büyükler'de ikişer defa döndüm. Arka arkaya oldu ve her oyuncuya böyle bir şeyin nasip olacağını düşünmüyorum. Çünkü Fenerbahçe’de oynamış ve orada isim olmuş birinin Galatasaray’da ve Beşiktaş’ta taraftarları tarafından kabul görme oranı çok düşük. Ben bu anlamda şanslı bir oyuncuydum. Aralarında belki kabul etmeyen taraftarlar oldu; ama genelde taraftarlarla büyük sıkıntılar yaşamadım. O anlamda zorluk yaşayan arkadaşlarım oldu. Basketbol oynarken pek anlayamıyorsunuz; ama bıraktıktan sonra daha iyi anlıyorsunuz; üç büyük organizasyonun taraftarları da beni kucaklıyor. Bu çok değerli bir şey.”
 
Mersin dönemlerini de anlatan Şaziye İvegin Üner, “BOTAŞ’tan sonra Güney’de basketbol takımlarının artması, bir Güneyli olarak beni sevindiriyor. BOTAŞ’ta ilk antrenörüm Ceyhun Yıldızoğlu idi. Mersin’e ilk gittiğimde; Mersin Büyükşehir Belediyespor’da da antrenörüm Ceyhun Ağabey oldu.
 
2018-2019 sezonunda da, Çukurova’da yine Ceyhun Ağabey ile çalıştım. Ailem de oradaydı, Adana’ya da yakın bir şehir ve her iki dönemde de çok keyifli sezonlar geçirdim. Uzun bir dönem yetiştiğiniz yerden uzak kaldıktan sonra onlarla birlikte olmak çok keyifliydi” dedi.
 


HEDEFİM ERKEK TAKIMINDA ANTRENÖRLÜK
 
Günümüzde birkaç ismi görüyoruz artık. Bir dönem parkelerde ter döken kadın basketbolcular, şimdi saha kenarında, takım elbiseleriyle oyuncuları geliştiriyorlar, onlara yön veriyorlar. NBA’de bir Becky Hammon örneği var. Basketbol Şampiyonlar Ligi’nde ise, Oostende’in yardımcı antrenörlerinden biri de, Belçika Milli Takımı’nın eski oyuncularından Gaelle Bouzin. Şaziye İvegini'i de bu isimler arasında görmek istediğimi söyledim. Yanıtı şu şekilde oldu:
 
“Ben basketbolu tutkuyla, zevk alarak oynadım; o yüzden bu kadar uzun süre iyi bir seviyede oynadığımı düşünüyorum. Basketbol adına güzel bir dönemde oynadım. Basketbol bana bu süreçte maddi ve manevi çok büyük kazançlar sağladı. Çok fazla kültür gördüm, çok fazla insanla tanıştım. Her anlamda çok kazancım oldu ve basketbolu gerçekten seviyorum. O yüzden basketbolun içinde kalmak istiyorum. Bana bu sürede basketbolun bana verdiklerinin karşılığı olarak antrenör olmak istiyorum.
 
Zaten ufak ufak başlamış durumdayım. Kendi spor salonumuz var. Orada kendimi deniyorum. Çünkü oyuncu olarak sahada olmak çok farklı, antrenör olarak sahada bulunmak çok daha farklı. Bence çok daha zor, ama çok keyifli bir iş. Kendi yerimde, çocuklara hem takım antrenmanı hem de bireysel antrenman yaptırıyorum. Çok keyif alıyorum; işin eğitim ve öğretim kısmını daha çok sevdiğimi düşünüyorum. Saha içinde olmak bana daha çok keyif verir. Benim de hedeflerim var ve senin de söylediğin gibi, önce kadın takımı, daha sonra erkek takımı. Erkek takımı içinde koçluk yapmak istiyorum açıkçası. Bir EuroLegaue takımının staff''ında olmak. Uzun vadede bir hedef ama kısa vadede  de bu yollara ulaşmak için neler yapmam lazım; o anlamda kendimi geliştiriyorum. Antrenör olarak, bir asistan koçun yapması gereken şeyleri, oyuncu iletişimlerini öğrenmeye çalışıyorum.”
 
Şaziye İvegin ile son olarak bir Survivor muhabbeti yaptık. Ada hayatı ve yarışma koşulları nasılmış; bir de kendisi anlatsın:

“Geçen yıl Survivor’a giderken yine bir hedefim vardı. Orada bir sporcu olarak özellikle kız çocuklarımıza bir rol model olmak istiyordum. En büyük amacım buydu. Rekabetçi bir ruhum var zaten. Yarışmayı seviyorum. Sonuçta 25 senedir aynı şekilde devam ediyor hayatım. Basketbola ara verdiğim dönemde oluşan boşlukla birlikte rekabetçi ruhumla beraber düşündüğüm hedefte yarışmak istedim. Çok da keyif alıyordum orada. Alışmıştım da... Ama başka hayallerimiz, hedeflerimiz var şimdi. Ama Survivor bana göre değil, asla katılmam gibi bir şey kesinlikle söylemiyorum. Sonuçta benim
yarışmacı ruhuma uygun. İleride olursa, tekrardan yarışabilirim; fakat şu anda gitmeyi düşünmüyorum. Şunu da söyleyeyim, orada ada hayatı hakikaten zor.”
 
Açık ve net bir şekilde söylüyorum ki, şu pandemi dönemi bittikten sonra Şaziye İvegin Üner ile yüz yüze bir röportaj yapmak, muhabbet etmek isterim. Kesinlikle onun pozitif enerjisini yakından görmek isterim. Kendisini bir erkek basketbol takımında antrenör olarak görmeyi ve kadınlarımızın gücünü bir de bu şekilde görülmesi en büyük dileklerimden biridir.
 
TİPLEME
- En beğendiğin oyuncu? 

- Tamika Catchings
- En beğendiğin koç?
- Emre Vatansever (WNBA’de baş antrenör olmasını istediğim için)
- En iyi ilk 5'in?
- Birsel Vardarlı Demirmen, Esmeral Tunçluer, Penny Taylor, Nevriye Yılmaz, Sylvia Fowles
- En zorlu deplasman? 
- Arı Koleji (Şimdiki Çankaya Üniversitesi)
- Tek kelime ile basketbol... 
- Tutku
 
KARİYERİ

1994-04 BOTAŞ
2004-07 Fenerbahçe
2007 New Wash Montigarda (İtalya
2007-08 Beşiktaş Cola Turka
2008 Spartak Moskova 
2008-09 Galatasaray
2009-10 Mersin BB
2010-11 Fenerbahçe
2011-2014 Galatasaray
2014-2018 İstanbul Üniv. BGD
2018-2019 Çukurova Basketbol

YORUMLAR

  • 0 Yorum