Alperen Şengün | Bir efsanenin doğuşu

Türk basketbolu bugüne kadar pek çok gurur veren başarıya imza atarken, tarihteki en büyük bireysel aktörüne de kavuştu: Alperen Şengün.

Alperen Şengün | Bir efsanenin doğuşu
08 Şubat 2024 - 11:42 - Güncelleme: 08 Şubat 2024 - 11:46
ARDA AYGAHOĞLU
 
Türk ve Avrupa basketbolunda en iyi altyapılardan birine sahip olan Banvit, Giresunlu küçük bir çocuğu kadroya dahil ettiğinde Türk spor tarihine kazınacak bir hikayenin ilk adımını attı. Banvit ekolü kapanmaya giderken ülke basketbolunun geleceğini Beşiktaş’a teslim etti ve genç yetenek kısa sürede Türkiye Basketbol Süper Ligi’nin en değerli oyuncusuna dönüştü.

Alperen, 'Türkiye Basketbol Süper Ligi En Değerli Oyuncusu' unvanıyla henüz 19 yaşında 'NBA draftı'na katıldı ve 1. tur 16. sıradan Oklahoma City Thunder tarafından seçilmesinin ardından Houston Rockets’a takaslandı. Henüz ilk sezonunda maç başına 20.7 dakikada 9.7 sayı, 5.5 ribaund, 2.6 asist ortalamalarını yakaladı.
 
Houston yeniden yapılanmaya giden ve Alperen gibi genç oyunculardan oluşan bir takımdı. Şengün’ün potansiyeli ilk senesinde açığa çıkmasına rağmen ikinci sezonda koç Stephen Silas, takımın başrolünde Jalen Green’i görüyordu. Buna rağmen Alpi, üçlük çizgisinden isabet oranını %33.3’e çıkarırken, 14.8 sayı ve 9 ribaund ortalamasıyla istatistiksel olarak neredeyse her maç double – double yaptı.
 
Kısa süre içerisinde idolü olarak gördüğü ve oyununun çok benzediği Jokic’in ilk dönemleriyle kıyaslanmaya ve geleceğin yıldızı olarak görülmeye başlandı. Houston’da takımın başına Udoka’nın getirilişiyle Alperen’in rolüyle ilgili tartışmalar dönmeye başladı ve savunmadaki defoları yüzünden geri plana itileceği dedikoduları ortaya çıktı. Ne var ki Alperen, dedikodulara hem savunmadaki gelişimi hem de hücumdaki etkinliğiyle sahada cevap verdi ve takımının en önemli oyuncusu hâline geldi.


 
ALPEREN'İN YETENEK SETİ VE GELECEĞİ
 
NBA’de yüzlerce oyuncu arasında post-up konusunda en iyiler olarak üç isim öne çıkıyor: Jokic, Embiid ve Alperen. Alçak post alanındaki hook, footwork, spin ve şut becerileri onu eşsiz bir hücum silahına dönüştürüyor. Savunmalar, birebirdeki etkinliğini kırmak istediğinde pas dağıtarak takımına kolay şut imkanı yaratabiliyor ve hücumun merkezi rolünü üstlenebiliyor.
 
Üst düzey bir atletizmden yoksun görünmesine rağmen potaya müthiş bir delicilikle giderek pozisyonları smaçla noktalıyor, sert perdeleriyle kısalara şut imkanı tanıyor, esnekliğini pozisyonları bitirirken aktif kullanabiliyor.
 
Ayrıca Dirk Nowiztki’yi andıran yeni bir fadeaway tarzı orta mesafe şut geliştirdi ve şut isabeti yüzdesini ileride maksimize etmesi bekleniyor. Alperen, serbest atış ve üçlük yüzdelerini arttığında hücumda kusursuz bir makineye dönüşecek gibi görünüyor. Savunmadaki eksikliklerini azaltmak için önemli gayret gösteriyor ve ortalama bir savunmacıya dönüşebilmesi için olumlu sinyaller veriyor. Onun düzeyindeki hücum oyuncularının ortalama düzeyde defans katkıları vermeleri takımlar için önemli bir konfor alanı sağlıyor.
 
Alpi, Jokic’in 2. ve 3. yıllarındaki hâlinden daha iyi istatistiklere sahip olsa da, dürüst olmak gerekirse NBA’in en iyi oyuncusu hâline gelmek ile en iyi 25 oyuncu arasında bulunmanın arasındaki fark beni derin bir kararsızlığa itiyor. Kahin meziyetlerine sahip olmadan onun geleceğinin ve onu izlemenin anlamını şöyle tarif edebiliriz: Bir efsanenin doğuşuna ve tarihe tanıklık ediyoruz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum