BERLİN'E DÖNÜŞ
Türkiye A Milli Kadın Basketbol Takımımız, sekiz yıllık aranın ardından yeniden Dünya Kupası’nda mücadele edecek. Potanın Perileri için Berlin 2026, yalnızca büyük sahneye dönüş değil; Türk kadın basketbolunda yeni bir başlangıcın da habercisi olacak.
SAİT YARDIMCI
Sekiz yıl sonra yeniden dünya sahnesindeyiz.
Türkiye A Milli Kadın Basketbol Takımımız, 4-13 Eylül 2026 tarihleri arasında Berlin’de düzenlenecek FIBA Kadınlar Basketbol Dünya Kupası’nda mücadele edecek.
Potanın Perileri’nin bu dönüşü, yalnızca bir turnuvaya katılım anlamına gelmiyor. Uzun süredir büyük organizasyonların dışında kalan Türk kadın basketbolu için bu bilet, yeniden görünür olmanın ve yeni bir hikâye yazmanın fırsatı.
KOLAY GELMEYEN BİLET
Türkiye, Dünya Kupası vizesini İstanbul’da düzenlenen eleme turnuvasında aldı.
Kanada karşısında 71-69, Japonya karşısında ise 75-67 kazanan A Milli Kadın Takımımız, grubu üçüncü sırada tamamlayarak Berlin biletini cebine koydu.
Özellikle turnuvayı namağlup bitiren Avustralya karşısında alınan 77-74’lük mağlubiyet, Potanın Perileri’nin güçlü rakiplerle başa baş mücadele edebileceğini gösterdi.
Belki kusursuz bir eleme turnuvası değildi. Ancak önemli olan kapıyı yeniden açmaktı.
Türkiye bunu başardı.
2014’ÜN MİRASI
Türk kadın basketbolunun Dünya Kupası denildiğinde en güçlü hatırası hâlâ 2014.
Kendi ülkemizde düzenlenen organizasyonda yarı finale yükselen Potanın Perileri, turnuvayı dördüncü sırada tamamlamıştı.
2018’de gelen onunculuğun ardından ise sekiz yıllık bir sessizlik başladı.
Berlin 2026, Türkiye’nin tarihindeki üçüncü Dünya Kupası olacak. Fakat bu turnuvayı geçmişin tekrarı olarak değil, yeni bir kuşağın başlangıç noktası olarak görmek gerekiyor.
Potanın Perileri’nin görevi 2014’ü taklit etmek değil, geleceğe yeni bir referans bırakmak.

ZOR GRUP, BÜYÜK FIRSAT
Türkiye; Belçika, Avustralya ve Porto Riko ile aynı grupta yer alıyor.
Belçika son yıllarda Avrupa kadın basketbolunun en güçlü takımlarından biri. Avustralya ise turnuvanın geleneksel madalya adayları arasında.
Porto Riko da atletizmi ve yüksek temposuyla küçümsenmemesi gereken bir rakip.
Kâğıt üzerinde zor bir grup.
Ancak büyük turnuvalarda hikâyeler, kura çekildiği gün değil, sahada yazılır.
Türkiye’nin savunma ribaundunu kontrol etmesi, top kayıplarını azaltması ve hücumda topu paylaşması gerekecek. Dünya Kupası seviyesinde yalnızca yetenek değil, disiplin ve süreklilik belirleyici olur.
Potanın Perileri’nin elindeki en önemli güç ise mücadele karakteri.
Kanada ve Japonya maçlarında gösterilen direnç, Berlin’de de korunabilirse Türkiye rakipleri için kolay bir takım olmayacaktır.
BERLİN’DE YALNIZ OLMAYACAKLAR
Almanya’da yaşayan Türk toplumunun desteği, Potanın Perileri için önemli bir avantaj olabilir.
Berlin tribünlerinin kırmızı-beyaza dönmesi, dengeli maçların kritik anlarında takıma ciddi enerji sağlayacaktır.
Sekiz yıl sonra yeniden Dünya Kupası’na dönen bu takımın yalnız bırakılmaması gerekiyor.
Çünkü millî takım hikâyeleri yalnızca sahadaki oyuncularla yazılmaz. Tribün, kamuoyu ve yeni kuşakların ilgisi de bu yolculuğun parçasıdır.
YENİ BİR BAŞLANGIÇ
Berlin’de alınacak sonuçlar elbette önemli.
Ancak Potanın Perileri’nin Dünya Kupası’na dönüşü yalnızca galibiyet ve mağlubiyetlerle değerlendirilmemeli.
Bu turnuva, kadın basketbolunun Türkiye’de yeniden gündeme gelmesi, yeni rol modellerin ortaya çıkması ve millî takım kültürünün güçlenmesi açısından büyük değer taşıyor.
Türkiye’nin grubu zor.
Rakipleri güçlü.
Fakat Potanın Perileri’nin bu turnuvadaki hedefi yalnızca Berlin’de bulunmak olmamalı.
Rekabet etmek, iz bırakmak ve Türk kadın basketbolunun yeniden yükselişe geçtiğini göstermek gerekiyor.
Sekiz yıllık bekleyiş sona erdi.
Şimdi yeni bir hikâye yazma zamanı.







YORUMLAR