TURUNCU DEVRİM | VALENCIA
Pedro Martinez’in yüksek tempolu sistemi, Juan Roig’in vizyonu ve Roig Arena ile yeni çağın eşiğine gelen Valencia, bu sezon yalnızca başarılı olmadı; EuroLeague’de “EuroCup takımı” algısını sarsarak elit seviyeye aday bir yapı kurduğunu da gösterdi. Normal sezonun ötesine taşınan bu yükseliş, kulübün Avrupa’daki gerçek konumunu yeniden tanımlayabilecek güçte görünüyor.
09 Mayıs 2026 - 10:51
ALİ BARUTÇUOĞLU
Bu sezon Valencia için “EuroLeague tarihindeki en saygı duyulan ve en başarılı dönemlerinden biri” desek, abartmış olmayız. Bugüne kadar ortaya koydukları oyun, başta Montero olmak üzere oyuncuların performansı ve Pedro Martinez’in yarattığı sistem etkisi; Valencia’nın 2025-2026 sezonuna güçlü bir imza attığını net biçimde gösteriyor.
İspanya’nın en büyük perakende devlerinden birinin sahibi olan Juan Roig, kulübe 2025 yılında Roig Arena’yı kazandırdı. Valencia, yeni salonuna tam anlamıyla geçmeden hemen önce takımı Pedro Martinez’e emanet etti. Dengeli kurulan kadro, güçlü organizasyon yapısı ve yeni salon vizyonuyla Martinez; Valencia’yı beklentilerin çok ötesine taşıyarak, 6-7 saniyede şut üreten bir hücum lokomotifine dönüştürdü. Taraflı tarafsız herkesin saygısını kazanan bu yapı, kulübün yıllardır üzerine yapışan “EuroCup takımı” algısını da ciddi biçimde sorgulatmaya başladı. Müzesindeki dört EuroCup şampiyonluğuna rağmen EuroLeague’de kalıcı bir elit seviyeye ulaşamayan Valencia için bu sezon, profil değişiminin güçlü bir başlangıcı niteliği taşıyor.
Güçlü finansal yönetim, modern salon, deneyimli koç ve potansiyelli kadro… İlk sezonlarında beklentileri karşılamaya oldukça yaklaşan bu yapı; artan başarıyla paralel bütçe desteğini sürdürebilirse, çok daha üst düzey bir organizasyona dönüşebilir. Valencia gibi gerçek bir spor şehrinin bu yükselişi, ilerleyen süreçte Palau Blaugrana’daki Barcelona ve Movistar Arena’daki Real Madrid’e daha güçlü rakip olabileceği hissini de artırıyor. Sürecin nasıl tamamlanacağından bağımsız olarak, rekabetçi Avrupa basketbolunda zirve yarışı adına bu sezon çok önemli bir eşik geçildi.
Yukarıda anlattıklarımız, sezonun bardağın dolu tarafı. Ancak EuroLeague’de elit olmak için başarı kriterleri çok katmanlıdır. Valencia’nın gerçek tavanını belirleyen nokta da tam olarak burada başlıyor. Mart ve Nisan dönemindeki performans, bu yapının sürdürülebilirliği açısından önemli bir göstergeydi ve Valencia bu bölümde güçlü sinyaller verdi.
EuroLeague’in temel gerçeklerinden biri şudur: Normal sezon başka, üst düzey rekabet atmosferi başka bir dünyadır. Normal sezonda kusursuz görünen sistemler; fiziksel temasın, set çeşitliliğinin, bireysel yıldız etkisinin ve psikolojik dayanıklılığın daha da büyüdüğü seviyelerde yeniden test edilir. Taraftar atmosferi sertleşir, savunma yoğunluğu artar, her topun değeri katlanır.
Valencia’yı bu sezon özel kılan, tıpkı geçen yılın flaş ekiplerinden Paris Basketball gibi tempolu ve hücum odaklı basketboluydu. 6-7 saniyede kullanılan şutlar, doğru kadro mühendisliği ve yüksek şut tehdidi taşıyan oyuncular sayesinde rakiplerini kısa sürede baskı altına alabilen bir yapıya dönüştüler. Set temposunu seven takımlar, bu hız karşısında oyunu yavaşlatıp hücum sürelerini uzatarak çözüm aradı; ancak çoğu zaman Valencia kendi ritmini kabul ettirmeyi başardı.
Pedro Martinez’in sisteminin elit seviyedeki en kritik ölçütü ise, kendi oyununa karşı geliştirilen çözümlere vereceği yanıt olacak. Örneğin Fenerbahçe Beko karşılaşmalarında görüldüğü gibi, hücum temposu 6-7 saniyeden 14-18 saniyeye çekildiğinde Valencia’nın ritmi daha fazla zorlanabiliyor. Bu da Valencia’nın yalnızca hızla değil, gerektiğinde yarı saha sertliği ve savunma sürekliliğiyle de kendini ne ölçüde dengeleyebileceği sorusunu öne çıkarıyor. Avrupa basketbolunun en üst seviyesinde belirleyici olan unsur, yalnızca kendi oyununuzu kabul ettirmek değil; rakibin çözümüne karşı yeni çözümler üretebilmektir.
Sonuç olarak Valencia, bu sezon oynadığı basketbol, sistem gücü ve bireysel performanslarla şimdiden dikkat çekici bir başarı ortaya koydu. Daha da önemlisi, yalnızca iyi bir sezon geçirmekten öte; kulübün Avrupa’daki algısını değiştirebilecek bir kimlik inşa etti. Valencia’yı alkışlamak için birçok neden var. Asıl merak edilen ise bu yükselişin, Avrupa basketbolunda hangi kalıcılık seviyesine ulaşacağı.
Bu sezon Valencia için “EuroLeague tarihindeki en saygı duyulan ve en başarılı dönemlerinden biri” desek, abartmış olmayız. Bugüne kadar ortaya koydukları oyun, başta Montero olmak üzere oyuncuların performansı ve Pedro Martinez’in yarattığı sistem etkisi; Valencia’nın 2025-2026 sezonuna güçlü bir imza attığını net biçimde gösteriyor.
İspanya’nın en büyük perakende devlerinden birinin sahibi olan Juan Roig, kulübe 2025 yılında Roig Arena’yı kazandırdı. Valencia, yeni salonuna tam anlamıyla geçmeden hemen önce takımı Pedro Martinez’e emanet etti. Dengeli kurulan kadro, güçlü organizasyon yapısı ve yeni salon vizyonuyla Martinez; Valencia’yı beklentilerin çok ötesine taşıyarak, 6-7 saniyede şut üreten bir hücum lokomotifine dönüştürdü. Taraflı tarafsız herkesin saygısını kazanan bu yapı, kulübün yıllardır üzerine yapışan “EuroCup takımı” algısını da ciddi biçimde sorgulatmaya başladı. Müzesindeki dört EuroCup şampiyonluğuna rağmen EuroLeague’de kalıcı bir elit seviyeye ulaşamayan Valencia için bu sezon, profil değişiminin güçlü bir başlangıcı niteliği taşıyor.
Güçlü finansal yönetim, modern salon, deneyimli koç ve potansiyelli kadro… İlk sezonlarında beklentileri karşılamaya oldukça yaklaşan bu yapı; artan başarıyla paralel bütçe desteğini sürdürebilirse, çok daha üst düzey bir organizasyona dönüşebilir. Valencia gibi gerçek bir spor şehrinin bu yükselişi, ilerleyen süreçte Palau Blaugrana’daki Barcelona ve Movistar Arena’daki Real Madrid’e daha güçlü rakip olabileceği hissini de artırıyor. Sürecin nasıl tamamlanacağından bağımsız olarak, rekabetçi Avrupa basketbolunda zirve yarışı adına bu sezon çok önemli bir eşik geçildi.
Yukarıda anlattıklarımız, sezonun bardağın dolu tarafı. Ancak EuroLeague’de elit olmak için başarı kriterleri çok katmanlıdır. Valencia’nın gerçek tavanını belirleyen nokta da tam olarak burada başlıyor. Mart ve Nisan dönemindeki performans, bu yapının sürdürülebilirliği açısından önemli bir göstergeydi ve Valencia bu bölümde güçlü sinyaller verdi.
EuroLeague’in temel gerçeklerinden biri şudur: Normal sezon başka, üst düzey rekabet atmosferi başka bir dünyadır. Normal sezonda kusursuz görünen sistemler; fiziksel temasın, set çeşitliliğinin, bireysel yıldız etkisinin ve psikolojik dayanıklılığın daha da büyüdüğü seviyelerde yeniden test edilir. Taraftar atmosferi sertleşir, savunma yoğunluğu artar, her topun değeri katlanır.
Valencia’yı bu sezon özel kılan, tıpkı geçen yılın flaş ekiplerinden Paris Basketball gibi tempolu ve hücum odaklı basketboluydu. 6-7 saniyede kullanılan şutlar, doğru kadro mühendisliği ve yüksek şut tehdidi taşıyan oyuncular sayesinde rakiplerini kısa sürede baskı altına alabilen bir yapıya dönüştüler. Set temposunu seven takımlar, bu hız karşısında oyunu yavaşlatıp hücum sürelerini uzatarak çözüm aradı; ancak çoğu zaman Valencia kendi ritmini kabul ettirmeyi başardı.
Pedro Martinez’in sisteminin elit seviyedeki en kritik ölçütü ise, kendi oyununa karşı geliştirilen çözümlere vereceği yanıt olacak. Örneğin Fenerbahçe Beko karşılaşmalarında görüldüğü gibi, hücum temposu 6-7 saniyeden 14-18 saniyeye çekildiğinde Valencia’nın ritmi daha fazla zorlanabiliyor. Bu da Valencia’nın yalnızca hızla değil, gerektiğinde yarı saha sertliği ve savunma sürekliliğiyle de kendini ne ölçüde dengeleyebileceği sorusunu öne çıkarıyor. Avrupa basketbolunun en üst seviyesinde belirleyici olan unsur, yalnızca kendi oyununuzu kabul ettirmek değil; rakibin çözümüne karşı yeni çözümler üretebilmektir.
Sonuç olarak Valencia, bu sezon oynadığı basketbol, sistem gücü ve bireysel performanslarla şimdiden dikkat çekici bir başarı ortaya koydu. Daha da önemlisi, yalnızca iyi bir sezon geçirmekten öte; kulübün Avrupa’daki algısını değiştirebilecek bir kimlik inşa etti. Valencia’yı alkışlamak için birçok neden var. Asıl merak edilen ise bu yükselişin, Avrupa basketbolunda hangi kalıcılık seviyesine ulaşacağı.
10:54
10:42
10:24







YORUMLAR