Hanedanlar devrinin sonu

Birinci Dünya Savaşı’yla alakalı yazılıp çizilen onca şey vardır. Ama sonuçları arasında tartışma götürmeyecek olanların başında “hanedanlar devrinin sonu” gelir. Devir değişmiş, yeni ve daha heyecan verici bir siyaset başlamıştır. Tıpkı Avrupa gibi, küçük prensliklerin krallıklara ve onların da, evliliklerle büyük imparatorluklara dönüştüğü NBA’de, yeniden küçük krallıkların mücadelelerini izleme zamanı…

Hanedanlar devrinin sonu
11 Ağustos 2019 - 11:14

ALİ KONAVİÇ

LOS ANGELES’TA İÇ SAVAŞ


Anthony Davis’in Lakers’ın genç çekirdeğini kapsayan bir takas karşılığında Los Angeles’ın yolunu tutması, yazın ilk ve belki de en heyecan verici hamlesiydi. LeBron James’le kuracağı ortaklık halihazırda NBA tarihinin en büyük ikililerinden birini yaratacaktı. Üstüne üstlük Lakers’ın bir de Kawhi Leonard eklemesi yaparak korkunç bir üçlü ortaya çıkarma durumu vardı. Ancak Kawhi Leonard, hem Clippers kararını vererek hem de Paul George’u da yanında götürerek Los Angeles’ta resmen bir iç savaş başlattı.

Rotasyon parçalarının kalitesi ve çeşitliliği anlamında daha zengin gözüken Clippers, son şampiyon Kawhi önderliğinde önce Los Angeles ve akabinde NBA tahtını almaya çalışacak. Ancak geçtiğimiz sezon play-off’tan dahi uzak kalan ve Magic Johnson’a göre bu açlığıyla MVP olacak LeBron’un söyleyecek çok şeyi var. Kawhi-George çekirdeğinin tavanı olmasa da, onlara cevap hemen komşularından gelecektir.

Anthony Davis’in ‘üst düzey rekabet’ basketboluna hemen entegre olacağını varsayarsak, Lakers bu mücadelede var olacaktır. Cousins başta olmak üzere yazın diğer hamleleri eleştirilebilir; ancak girilmeyecek kumar olarak nitelendirilebilecek bir hamle yok gibi. Fakat elinde 2 adet iyi beş olan Clippers’ın -ki Doc Rivers kariyerinin en iyi dönemlerinden birini geçiriyor- yenilmesi hiç kolay değil.

Batı Finali'nde olası bir Los Angeles derbisi, NBA’de yeni dönemin işaret fişeği olur; ancak Golden State hâlâ şampiyon karakterli ve çekirdekli bir takım. Klay Thompson sakatlığı sebebiyle belki de tüm sezon boyunca sağlam bir dönüş yapamayacak; ancak Curry, Draymond ve yeni katılan D’Angelo Russell parıltılı bir üçlü oluşturuyor. Durant’in gidişiyle Cauley-Stein gibi isimleri katmak için de cap’inde yer bulabilen Warriors için tek soru işareti bu yeni parçaları daha üst seviye oyunda ilk kez görecek olmak.

Açlık konusunda problem yaşamadıklarını gördük çünkü her sezon onlar için yeni bir meydan okuma ve yeni bir hikaye. Şimdiki hikâyeleri de “Durant’sizlik” üzerine olacak ki, bu da fazlasıyla motive edici. Steph Curry ise yeniden giyeceği tam liderlik pelerinine fazlasıyla alışık.



HOUSTON’A KAÇ TOP GEREKiR

‘Bu ikiliye tek top yetmez’ ‘D’Antoni’ye üzülüyorum’ gibi cümleleri Westbrook takasının netleştiği günden bu yana duyuyor olmalısınız. Mike D’Antoni’ye kolaylıklar dilemekle beraber; Harden-Westbrook birlikteliğinin çok da kötü bir fikir olduğunu düşünmüyorum. Westbrook çok büyük bir lider değil; ancak Houston’ın oyununu iyi anlamda değiştirebilir ve D’Antoni sistemi içerisinde kariyerinin en verimli rolünü üstlenebilir.

Rockets, onun katılımıyla yine Harden eksenli oynayacaktır; ama oyunun belli dakikalarında farklı bir tona gidebilirler. Artık tamamen antitez oluşturmalarını gerektiren Warriors gibi bir takım da yok. Houston daha fazla 'modern' ve kendi tezine güvenen bir takım olacaksa, Westbrook burada önemli işler çıkartabilir. Evet, bu sistem için büyük bir koç mahareti gerekiyor. Ama şapkasında D’Antoni’den fazla tavşan olan bir koç var mı? Sanmıyorum.

Russell Westbrook ise aynı şapkayı önüne koyup düşünmeli. Her şeye sahip ama saygınlığı düşük bir kariyer istiyor mu? Eğer istemiyorsa, Houston onun için imajını değiştirebileceği belki de yegane yer. Bu birlikteliği bu kadar ısrarla istemesinin sebebi de herhalde bunun farkında olması.



NEW YORK ARTIK ONLARIN

Şehrin küçük ve arka planda kalan kardeşi Brooklyn, Knicks taraftarlarının yıllardır beklediği imza şovu yaparak hem Durant’i hem de Kyrie Irving’i kadrosuna kattı. Draft lotaryası sonrası, free agent dönemini de istediği gibi geçiremeyen New York’un sonrasında yaptığı hamleleri çok kötü bulmasam da, Brooklyn’in arkasında kaldıkları çok açık; zira spot ışıklarının hiç sönmediği bu şehirde, bu ışıklara yaraşır isimlere sahip olmak gerekir.

Bunu ilk döneminde Garnett, Pierce gibi çok yanlış isimlerle sağlamaya çalışan Brooklyn, bu hatanın bedelini yıllarla ödemişti. Ancak son dönemde kulüp olarak imajını çok yukarı çekmenin hasadını da bu serbest oyuncu döneminde yaptılar.

Durant her ne kadar sezonu büyük oranda kaçıracak olsa da, iki sezon dahi kaçıracağını bilseniz bu kontratı vermeniz gereken bir isim. (New York’un Durant’in sakatlığından çekinerek ona istediği kontratı vermediği iddia ediliyor)

Kyrie Irving ise keyifsiz bir Boston kariyeri geçirmiş olsa da, bir türlü onun takımı olamayan bir yapıdan, onu hevesle bekleyen bir grubun içine gelecek olması kendisi için önemli. Neticede şampiyon bir oyuncu ve tartışılacak yönleri olsa da, Boston’daki iktidar mücadelesi içerisinde gördüğü muamele bence haksızcaydı. Genç klik, geçtiğimiz play-off’larda yaşadığı başarının etkisiyle bariz ileri gitti ve Irving’in yanı sıra Horford’u da kaçıran sağlıksız bir ortam ortaya çıktı.

Fakat Brooklyn hem yönetimi, hem koçu hem de oyuncu grubuyla Kyrie ve Durant için gelip hemen işe koyulabilecekleri bir yer. Önce Kyrie Irving ile play-off takımı olma hüvviyetlerini korumaları gerek. Gelecek sezon ise onlar için çok daha fazlasını konuşabiliriz.

KÜÇÜK PRENSLİKLER

Kyrie Irving ve Al Horford’un ayrılmasıyla genç çekirdeğine dönen Boston’ın Kemba Walker eklemesi 'yarışmacı' kalabilmeleri açısından çok değerliydi. Tatum ve Hayward’ın da varlığıyla tehlikeli olmaya devam edecek. Ancak koç Brad Stevens’ın, kendi jenerasyonunun en büyük dahisi olduğunu kabul etmekle beraber geçtiğimiz sezon iyi iş çıkarmadığını eklemeliyim. Kendisinin de bunu kabul ettiğini hatırlatmak gerek. Onun liderliğinde rollerin daha iyi dağıtıldığı bir Boston, Doğu’da her zaman kafaya oynayabilecek bir yapı.

İkililerden bahsederken, Doğu’nun bir diğer heyecan verici ikilisi Embiid ve Simmons’ı da unutmamak gerek. Horford’ın gelişiyle çok değerli bir ekleme yapmış oldular; ancak Butler’ı da kaybettiler. Sixers, koçun arkasında durarak bence yerli yerinde bir tercih yapmış olsa da mevcut problemlemleri -üstünden defalarca geçtiğimiz- devam edecektir. Bu problemlerin temelinde de Simmons var. Ancak şu haliyle bile şampiyon Raptors’a karşı serinin önemli bir bölümünde büyük iş ortaya koydular.

İki genç Avrupalı Doncic ve Porzingis’in Dallası’na ne dersiniz? İzlemesi keyifli olacak. Koç Rick Carlisle’ı yeniden play-off sahnesinde görmek için sabırsızlananlardanım. Ancak takımın tavanıyla alakalı soru işaretleri büyük. Peki, ikilileri ön plana çıkartmayan ve bu ekipler dışında genel olarak yazı en iyi geçiren takımlar hangileriydi?

Batı: 1- Jazz, 2- Blazers, 3- Pelicans
Doğu: 1- Pacers, 2- Hawks, 3- Heat


YORUMLAR

  • 0 Yorum