EUROLEGUE'İN OYUN MİMARLARI
Avrupa basketbolunda takımların kimliği çoğu zaman kenardaki isimlerle şekillenir. Ergin Ataman’ın yıldız merkezli oyun anlayışı, Sarunas Jasikevicius’un kontrol odaklı sistemi, Pablo Laso’nun tempo basketbolu, Georgios Bartzokas’ın kolektif düzeni ve Pedro Martinez’in cesur hücum yaklaşımı, kıtanın son yıllardaki basketbol karakterini belirleyen farklı koç ekollerini ortaya koyuyor.
AVRUPA’NIN KOÇ EKOLLERİ
OBRADOVIC – SARAS – LASO ve ATAMAN
Avrupa basketbolu sadece oyuncuların değil koçların da ligi. NBA’de sistem çoğu zaman organizasyon tarafından belirlenir. Avrupa’da ise takımların karakterini koçlar yaratır.
Bu yüzden Euroleague’i biraz dikkatle izleyen herkes şu gerçeği fark eder: Bazı takımların oyununu sahaya bakmadan bile tahmin edebilirsiniz. Çünkü kenarda kim olduğunu biliyorsunuz.
BURÇİN BADEM
Zeljko Obradovic…
Sarunas Jasikevicius…
Pablo Laso…
Ergin Ataman…
Dördü de Avrupa basketbolunun son 20 yılına damga vurmuş isimler. Ama dört farklı karakter… Dört farklı basketbol anlayışı…
OBRADOVIC vs ATAMAN
Sistem mi Karizma mı?
Avrupa basketbolunun yaşayan en büyük koçu denince çoğu kişinin aklına ilk gelen isim Zeljko Obradovic’tir.
Sebebi basit: 9 EuroLeague kupası. Bu rakam tek başına bir koçun büyüklüğünü anlatmaya yeter. Obradovic’in basketbol anlayışı oldukça nettir.
Disiplin, detay, patern basketbolu. Onun takımlarında her hücumun bir sebebi vardır. Her savunma rotasyonunun bir karşılığı vardır. Oyuncu özgürlüğü vardır ama sistemin içinde. Bu yüzden Obradovic takımlarını izlerken bazen bir satranç maçı izliyormuş gibi hissedersiniz.
Ataman ise başka bir karakterdir. Onun basketbolu daha çok enerji ve yaratıcılık üzerine kuruludur. Obradovic sistemin kusursuz işlemesini ister. Ataman ise sistemin içinde yıldızın özgür kalmasını ister. Bu yüzden Obradovic’in en iyi guard’ları genellikle disiplinli oyun kuruculardır. Diamantidis, Spanoulis, Sloukas…
Ataman’ın yıldızları ise daha yaratıcı karakterlerdir. Larkin, Micic, Nunn… İki koç arasındaki temel fark budur. Obradovic oyunu kontrol etmek ister. Ataman ise oyunun akmasına izin verir. Hangisinin ne kadar başarıya ulaştığından çok hangisinin oyun tarzını sevmek göreceli kavramdır. Basketbol aşıkları her ikisinden de ayrı bir keyif alır.
SARAS vs ATAMAN
Kontrolcü Lider vs Oyuncu Koçu
Sarunas Jasikevicius basketbol zekâsıyla büyümüş bir oyuncuydu. Koç olarak da aynı karakteri taşıyor. Onun basketbolu tamamen kontrol üzerine kuruludur. Hücumda her şey planlıdır. Spacing, pas açıları, top yönü… Saras takımlarında yanlış karar vermek çok pahalıdır. Kenardan gelen tepkiyi hepimiz biliyoruz. Bazen oyuncular için zorlayıcı bir ortamdır ama doğru çalıştığında çok etkili bir basketbol çıkar.
Ataman ise oyuncu yönetiminde farklı bir yöntem kullanır. Saras oyuncusunu sistemin içine yerleştirir. Ataman oyuncusunun karakterine göre sistemi şekillendirir. Bu yüzden Saras takımlarında rol oyuncuları çok değerlidir. Ataman takımlarında ise yıldız basketbolcu oyunun merkezidir. Bu iki yaklaşımın avantajları ve riskleri vardır. Saras’ın sistemi kriz anlarında bazen kilitlenebilir. Ataman’ın sistemi ise bazen savunma disiplini açısından kırılgan olabilir. Ama ikisi de doğru kadroyla çok tehlikeli takımlar yaratabilir.
LASO vs ATAMAN
Tempo Basketbolu
Pablo Laso modern Euroleague’in en önemli tempo koçlarından biridir. Real Madrid’de kurduğu düzen aslında Avrupa basketbolunda yeni bir çağ açtı. Hızlı hücum, erken şut, top paylaşımı… Real Madrid’in yıllarca oynadığı basketbol şu mantığa dayanıyordu: Savunma yerleşmeden hücum et… Bu anlayış NBA etkisinin Avrupa’daki ilk güçlü örneklerinden biri oldu. Laso’nun sisteminde guard’lar çok önemlidir ama tek başına oyunu domine etmez. Top sürekli dolaşır. Bir hücumda 3–4 pas görmek çok normaldir. Ataman’ın hücumları ise daha çok yaratıcı guard üzerinden şekillenir. Larkin, Micic, Nunn, topu aldığında herkes sahayı açar. Pick and roll üzerinden oyun kurulur. Laso basketbolu kolektif üretimdir. Ataman basketbolu ise yaratıcılığın kontrollü serbestliği. Bu yüzden Laso takımlarını savunmak çok zor olur. Ama Ataman takımlarını durdurmak bazen daha da zordur. Çünkü yıldız oyuncu bir anda oyunun kaderini değiştirebilir.
YILDIZ YÖNETİMİNİN USTASI
Avrupa basketbolunda koçları sıralamak kolay değildir. Çünkü herkes farklı bir oyunu temsil eder. Obradovic sistemin ustasıdır. Saras kontrolün ustasıdır. Laso temponun ustasıdır. Ataman ise başka bir kategoriye girer. Yıldız yönetiminin ustası. Bu yüzden Ergin Ataman’ı değerlendirirken klasik kalıplarla bakmak doğru olmaz. Ama şu gerçek değişmez: Son 20 yılın Avrupa basketboluna damga vuran koçları arasında adı kesinlikle vardır.

BENÇTEKİ KRAL
SARUNAS JASIKIVECIUS
Oyuncu olarak zirveyi gördü, koç olarak yeniden inşa etti. EuroLeague sahnesinde hem tahtı bilen hem taht kuran adam: Sarunas Jasikevicius
SİRAC EL
Sahada dört kez EuroLeague kupasını kaldıran eller, şimdi kenardan aynı kupayı havaya kaldırıyor. Bu bir nostalji değil. Bu bir evrim. Sarunas Jasikevicius’un hikâyesi, basketbolun iki tarafını da fetheden nadir zihinlerden birinin hikâyesi.
Satrançta “zugzwang” diye bir kavram vardır. Hamle yapma zorunluluğu dezavantaja dönüşür. Ne yaparsanız yapın kaybedersiniz. Son iki sezondur Fenerbahçe Beko’ya karşı oynayan takımların hissettiği tam olarak bu. Saras oyunu öyle bir yere taşıyor ki, rakibin her tercihi yeni bir çıkmaz yaratıyor.
Ama bu hikâye taktik tahtasında başlamadı. Kaunas’ta başladı.
KAUNAS'IN DNA'SI
Litvanya’da basketbol bir spor değil, kültürdür. Sarunas Jasikevicius o kültürün içine doğdu. Annesi Rita, Sovyetler Birliği kadın hentbol milli takımında dünya ikinciliği yaşamış bir sporcuydu. 1976 Olimpiyatları ile oğlunu büyütme arasında seçim yapmak zorunda kaldı ve Sarunas’ı seçti.
Bu tercih yalnızca bir aile kararı değildi; Avrupa basketbol tarihine yapılmış bir yatırımdı.
Rekabet, disiplin ve kazanma refleksi Saras’ın karakterine erken yaşta işlendi. O, basketbolu öğrenmedi; onunla büyüdü.
DÖRT KUPA, SIFIR KAYIP FİNAL
Oyunculuk kariyeri bir özettir:
Barcelona, Maccabi Tel Aviv, Panathinaikos… Üç ülkede, dört EuroLeague şampiyonluğu. Final gördüğü her maçı kazandı. 4’te 4. Bu yalnızca yetenek değil; baskı altında berrak kalabilme sanatıdır.
2005 Final Four MVP’si. 2003 Avrupa Şampiyonası MVP’si. Büyük sahnede küçülmeyen bir oyun kurucu.
Koçluk kariyerinde taşıdığı en büyük miras da buydu: Büyük anlarda sakin kalabilme.
LABARATUVAR DÖNEMİ: ZALGİRİS
2014’te Zalgiris’te yardımcı antrenör olarak başladı. 2016’da başantrenör olduğunda bütçe sınırlıydı ama fikir sınırsızdı.
2018’de Zalgiris’i Final Four’a taşıdı. Avrupa o gün şunu anladı: Bu adam eski bir yıldız değil; yeni bir sistem kurucusu.
Saras’ın takımları disiplinli, detaycı ve serttir. Hücumda sabırlı, savunmada acımasızdır. Oyuncularının hata toleransı düşüktür ama gelişim eğrisi yüksektir.
BARCELONA: BASKI ALTINDA YÖNETMEK
Barcelona dönemi başka bir sınavdı. Artık alt yapı mucizesi değil, dev bütçenin beklentisi vardı.
Lig şampiyonlukları, kupalar ve bir EuroLeague finali geldi. Ama şampiyonluk gelmedi. Saras’ın ifadesiyle süreç sertti. Bu dönem onu kırmadı. Onu daha keskin yaptı.
GECE YARISI FENERBAHÇE
Aralık 2023 sezon ortası telefon çaldı. Fenerbahçe ile 24 saat içinde anlaşma sağlandı. Saras için bu bir görev değil, fırsattı. Avrupa basketbolunda Fenerbahçe gibi organizasyonların nadir olduğunu açıkça söyledi.
İlk altı EuroLeague maçını kazandı. Play-off’ta Monaco’yu geçerek Fenerbahçe’yi Final Four’a taşıdı. Aynı sezon lig şampiyonluğu geldi. Ama asıl imza bir yıl sonra atıldı.
ABU DABİ: ÇEMBER TAMAMLANDI
25 Mayıs 2025. EuroLeague Final Four.
Yarı finalde Panathinaikos devrildi.
Finalde Monaco yenildi.
Fenerbahçe ikinci EuroLeague kupasını kaldırdı. Saras, kupayı hem oyuncu hem koç olarak kazanan tarihteki dördüncü isim oldu.
Türkiye Kupası, Süper Lig ve Cumhurbaşkanlığı Kupası ile sezon dörtlü taçla tamamlandı. Yılın Koçu ödülü geldi.
Ocak 2026’da üç yıllık yeni sözleşme imzalandı. Mesaj netti: Devam.
SAHANIN İKİ TARAFINI BİLEN ADAM
Saras’ı farklı yapan şey yalnızca set çizmesi değil. O, son saniye şutunun ağırlığını yaşamış bir koç. Soyunma odasındaki sessizliği, kaybedilen finalin acısını, kazanılan kupanın hafifliğini biliyor.
Bu yüzden oyuncularıyla kurduğu bağ teorik değil, deneyimseldir.
Taktik olarak esnek. Hücumda detaycı. Savunmada disiplin takıntılı. Her maç farklı bir hücum planı. Skor yükü sabit değil. Rakip sizi okuyamaz çünkü Saras kendini tekrar etmez.
SİSTEMİN ADI: KONTROLLÜ AGRESYON
Fenerbahçe Beko’da kurduğu yapı savunma konsantrasyonu üzerine inşa edildi. Hücum setleri akıllı, spacing dengeli, karar mekanizması net.
Ama asıl fark savunmada. Saras’ın takımları topa baskı yapar, pas kanallarını kapatır ve mental olarak rakibi yorar.
Rakip için en zor şey belirsizliktir. Saras bunu üretir.
EFSANE DEVAM EDİYOR
Bazı oyuncular büyük olur. Bazı koçlar büyük olur. Çok azı her iki rolde de tarih yazar.
Sarunas Jasikevicius ikinci türden.
EuroLeague sahnesinde dört kez oyuncu olarak, bir kez koç olarak zirveye çıktı. Fenerbahçe Beko’da inşa ettiği yapı henüz tamamlanmadı.
Onun kariyerinde “yeterli” kelimesi yok.
Saras için kupa bir sonuç değil, süreçtir.
Ve o süreci en iyi yöneten zihinlerden biridir.

KUPA KOLEKSİYONCUSU
PABLO LASO
Hızın mimarı, geçiş hücumunun ustası ve EuroLeague sahnesinin en belirleyici zihinlerinden biri…
ARDA AYGAHOĞLU
Biskay Körfezi kıyılarında yüzyıllar boyunca balina avlayan Basklar, cesaretleri ve disiplinleriyle tanınır. Bu kültürel mirasın modern bir spor yansıması varsa, o da Pablo Laso’dur. Vitoria doğumlu Laso, köklerinden aldığı sertliği ve çalışma disiplinini basketbol estetiğiyle birleştirerek EuroLeague’in en etkili koçlarından biri hâline geldi.
Onun adı, kupalarla anılıyor. Ancak Laso’yu yalnızca kazandıklarıyla anlatmak eksik olur. O, oyunun temposunu yeniden tanımlayan bir sistem kurucusu.
HÜCUM SAVUNMAYLA BAŞLAR
Laso’nun basketbol felsefesi tek bir cümleyle özetlenebilir: Hücum, savunma ribaunduyla başlar.
Ona göre topa sahip olmanın en güvenli yolu savunmadır. Savunma ribaundu, geçiş hücumunun ilk kıvılcımıdır. Rakip daha yerleşmeden, savunma organizasyonu kurulmadan hücum etmek; Laso’nun takımlarının temel refleksidir.
Bu anlayış Real Madrid döneminde zirveye ulaştı. 11 sezonda iki EuroLeague şampiyonluğu ve sayısız yerel kupa… Ancak asıl dikkat çeken, oynanan oyunun karakteriydi: yüksek tempo, erken şut, alan paylaşımı ve sürekli hareket.
Laso’nun takımlarında hücum bir set ezberi değil, bir akış hâlidir.
TEMPOYU DAYATMA SANATI
Laso’nun sisteminde top en hızlı şekilde ileri taşınır. İlk pas gecikmez. Kanatlar genişler. Uzunlar koşar. Şutörler köşelere yerleşir. Eğer erken hücum gelmezse, ikinci fazda set başlar; ama o sete bile geçiş temposunun enerjisi sinmiştir.
Bu yapı iki avantaj sağlar:
- Rakibi sürekli geri koşmaya zorlar.
- Kendi takımının özgüvenini yukarıda tutar.
Modern basketbol hız ister. Laso bu gerekliliği erken fark eden isimlerden biri oldu. Onun basketbolu yalnızca kazanmak için değil, izlemek için de oynanır.
REAL MADRID’DEN SONRA: YENİ ARAYIŞ
Sağlık sorunları nedeniyle 2022’de verdiği kısa aranın ardından Bayern Münih ve Baskonia deneyimleri geldi. Ancak asıl merak uyandıran bölüm Anadolu Efes süreci oldu.
Efes’te başlangıç sancılıydı. Sakatlıklar, kadro istikrarsızlığı ve oyun kimliğinin oturmaması Laso’nun hızlı hücum sisteminin tam anlamıyla sahaya yansımasını engelledi. EuroLeague’de play off yarışı zora girdi.
Fakat Laso’nun kariyeri bize bir şeyi öğretti: O, hazır bir yapının içine adapte olan değil; yapıyı yeniden kuran bir koçtur.
SABIR VE SİSTEM
Laso’nun basketbolu kadro uyumu ister. Koşabilen uzunlar, doğru karar veren guard’lar ve alan paylaşımına sadık kanatlar… Kendi kuracağı yapı olmadan sistem eksik kalır.
Anadolu Efes’te gerçek Laso etkisini görmek için zamana ihtiyaç var. Kendi kadrosu, kendi ritmi ve kendi geçiş planıyla ortaya çıkacak tablo daha net olacaktır.
ZİHİNSEL ÜSTÜNLÜK
Pablo Laso yalnızca taktiksel bir koç değildir. Oyuncularına özgürlük veren, ancak o özgürlüğü disiplinle dengeleyen bir liderdir. Tempo kontrolünü psikolojik üstünlükle birleştirir.
EuroLeague tarihinde pek çok büyük koç geldi geçti. Ancak oyunun hızını kimlik hâline getiren isimler azdır. Laso bu azınlığın içindedir.
HIZIN KOLEKSİYONCUSU
Pablo Laso henüz Anadolu Efes’te kupaya uzanmış değil. Ancak modern basketbolun en parlak zihinlerinden biri olduğu gerçeği değişmiyor. Onun sistemi doğru parçalarla birleştiğinde sonuç genellikle aynıdır: tempo, baskı ve kupa.
EuroLeague sahnesinde bazı koçlar oyunu oynar.
Bazıları ise oyunun yönünü değiştirir.
Laso ikinci gruptadır.
SATRANÇ USTASI
GEORGIAS BARTZOKAS
Yunan basketbolunun yetiştirdiği en büyük stratejistlerden biri olan Georgios Bartzokas, sadece saha içindeki taktikleriyle değil, Olympiacos’u Avrupa’nın zirvesine taşıyan istikrarlı vizyonuyla da bir ekol yaratmaya devam ediyor.
HÜSEYİN DEMİR
11 Haziran 1965’te Atina’da doğan Bartzokas’ın hikâyesi, pek çok koçun aksine çok erken yaşta, henüz 22 yaşında başladı. Oyunculuk kariyerini erken noktalamak zorunda kalsa da bu durum onun basketbolun “mutfağına” çok daha erken girmesini sağladı. Maroussi’de efsane Panagiotis Giannakis’in yanında edindiği tecrübe, savunma disiplinine olan bağlılığının temellerini attı.
2006 yılında Olympia Larissa ile yakaladığı ve “play-off mucizesi” olarak anılan başarı, Bartzokas’ın Avrupa basketbolunun elit koçları arasına gireceğinin ilk somut habercisi oldu.
AVRUPA’NIN ZİRVESİ
2012 yılında Olympiacos’un başına geçmesi Bartzokas için yalnızca bir kariyer basamağı değil, aynı zamanda büyük bir meydan okumaydı. 2012-13 sezonunda takımını EuroLeague şampiyonluğuna taşıyarak bu kupayı kazanan ilk Yunan koç unvanını tarihe yazdırdı.
Aynı yıl kazandığı “Yılın Koçu” ödülü ise modern basketbola getirdiği yüksek tempolu ancak savunma temelli sistemin bir teyidi niteliğindeydi.
SINIRLARIN ÖTESİNDE
Bartzokas’ın vizyonu Yunanistan sınırlarını aştığında da etkisini göstermeye devam etti. Lokomotiv Kuban ile Barcelona’yı eleyerek kulübü ilk kez Final Four’a taşıması (2016), onun yalnızca bir taktik ustası değil aynı zamanda bir “sistem kurucu” olduğunu ortaya koydu.
Barcelona ve Khimki maceraları her ne kadar kupalarla taçlanmasa da, Bartzokas’ın elit seviyedeki basketbol bilgisini Avrupa’nın farklı basketbol kültürlerine taşımasına olanak sağladı.
RÖNESANS DÖNEMİ
2020 yılında Pire’ye dönüşü, Olympiacos için adeta bir rönesansın başlangıcı oldu. Bartzokas yönetimindeki Yunan ekibi yalnızca kazanan bir takım olmakla kalmadı, aynı zamanda Avrupa’nın en akıcı ve estetik basketbolunu oynayan ekiplerinden biri hâline geldi.
Final Four istikrarı ise dikkat çekici boyutlara ulaştı. 2022, 2023, 2024 ve 2025 yıllarında Olympiacos’u üst üste dört kez Final Four’a taşıyarak kulüp tarihinde yeni bir rekor kırdı. Bartzokas, 2013, 2022 ve 2023 yıllarında EuroLeague’de “Yılın Koçu” seçilerek bu ödülü üç kez kazanan nadir isimlerden biri oldu.
2024-25 sezonunda Yunanistan Ligi şampiyonluğunu ezeli rakibi Panathinaikos’un elinden geri alarak kulübün 15. lig kupasını müzeye kazandırdı. 2026 yılına girilirken Evan Fournier ve Sasha Vezenkov gibi yıldızlarla kurduğu yeni kadroyla EuroLeague’de yeniden şampiyonluğun en güçlü adaylarından biri konumunda bulunuyor.
KOLEKTİF AKLIN MİMARI
Bartzokas’ın sisteminde bireysel yetenekler her zaman kolektif aklın hizmetindedir. “Bartzokas-Ball” olarak adlandırılan felsefesi; topun sürekli dolaştığı, her oyuncunun bir pas opsiyonu olduğu ve savunmada yardımlaşmanın kusursuz işlediği bir oyun düzenine dayanır.
Oyuncularına aşıladığı psikolojik direnç, maç içi taktik esnekliği ve disiplinli oyun anlayışı onu modern basketbolun en önemli strateji ustalarından biri hâline getiriyor. Georgios Bartzokas’ın öğrencileri bu sezon zirve yarışında önemli adımlar atarken Final Four hedefiyle EuroLeague kupasını yeniden havaya kaldırmayı amaçlıyor.

DOKUNUŞ
PEDRO MARTINEZ
EuroLeague’e geri dönen Valencia Basket, Pedro Martinez yönetiminde yüksek tempolu ve cesur basketbol anlayışıyla Avrupa’nın güç dengelerini zorlayan yeni bir kimliğe bürünürken, İspanyol ekibi yıllar sonra gerçek bir zirve adayına dönüşme sinyali veriyor.
ALİ BARUTÇUOĞLU
EuroLeague’e bu sezon güçlü bir dönüş yapan Valencia Basket, tempolu oyunu ve beklenenden yüksek performansıyla zirve yarışının en dikkat çekici ekiplerinden biri hâline gelirken, başarının arkasındaki en büyük pay tecrübeli başantrenör Pedro Martinez’e ait. Uzun yıllardır Avrupa basketbolunun içinde yer alan deneyimli koç, Valencia’ya yalnızca sonuç değil kimlik kazandırmayı başardı.
Basketbol kamuoyunun yakından tanıdığı Pedro Martinez, kariyeri boyunca Joventut Badalona’dan Manresa’ya, Baskonia’dan Gran Canaria’ya kadar İspanya basketbolunun farklı bütçe ve hedeflere sahip birçok kulübünde görev aldı. Koçluk kariyerinin ilk sezonunda Joventut Badalona ile Koraç Kupası zaferi yaşayan Martinez, yıllar boyunca farklı organizasyonlarda edindiği tecrübeyi bu sezon Valencia’da en olgun hâliyle sahaya yansıtıyor.
Kulüp sahibi Juan Roig’in yeni arena projesi Roig Arena öncesinde takımı Martinez’e emanet etmesi, Valencia’nın uzun vadeli vizyonunun önemli bir göstergesi oldu. 2025-2026 sezonunda EuroLeague’e geri dönen Valencia, Martinez yönetiminde beklentilerin ötesine geçerek hızlı hücum temposu ve cesur oyun anlayışıyla Avrupa basketbolunda saygı uyandıran bir yapıya dönüştü.
Uzun yıllar EuroCup ile EuroLeague arasında gidip gelen Valencia’nın müzesinde dört EuroCup kupası bulunmasına rağmen EuroLeague’de kalıcı başarı yakalayamaması, kulübün “EuroCup takımı” algısıyla anılmasına neden olmuştu. Ancak güçlü finansal yapı, modern salon yatırımı ve doğru teknik liderlikle birlikte Valencia artık Avrupa’nın elitleri arasında kalıcı olma sinyalleri veriyor. Spor kültürü güçlü bir şehir olan Valencia’nın, Barcelona ve Real Madrid gibi dev organizasyonlara rekabet anlamında yaklaşma ihtimali her geçen gün daha gerçekçi görünüyor.
Bu sezon Valencia’yı farklı kılan en önemli unsur ise hücum temposu. Martinez’in takımı, çoğu hücumda 6-7 saniye içerisinde şut bulan agresif bir anlayışla oynuyor. Şut tehdidi yüksek oyuncular üzerine kurulan kadro yapısı, rakip savunmaların yerleşmesine izin vermeden skor üretmeyi mümkün kılıyor. Set temposunu yükselterek çözüm arayan rakipler karşısında Valencia çoğu maçta kendi oyun ritmini kabul ettirmeyi başardı.
Modern Avrupa basketbolunda hız ve doğru yerleşimin birleşimi giderek daha değerli hâle gelirken, Martinez’in sistemi de bu dönüşümün başarılı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Doğru spacing, hızlı karar verme ve en iyi pas opsiyonunu bulma üzerine kurulu hücum düzeni, Valencia’yı izlenmesi keyifli olduğu kadar tehlikeli bir takım hâline getirdi.
Ancak sezonun belirleyici bölümü Mart ve Nisan aylarında başlayacak. EuroLeague’de takımların birbirini daha iyi analiz ettiği bu süreçte tempo basketboluna karşı geliştirilecek savunma çözümleri Martinez’in ilk büyük elit seviye sınavı olacak. Fenerbahçe Beko’nun Valencia karşısında hücum sürelerini uzatarak tempoyu düşürdüğü maç, bu oyuna karşı bulunabilecek çözümlerin önemli bir örneğini ortaya koydu.
Avrupa basketbolunda şampiyonluk yolunun her zaman savunma sertliğinden geçtiği düşünüldüğünde, Valencia’nın play-off seviyesinde fiziksel direnci nasıl sürdüreceği sezonun kaderini belirleyebilir. Martinez’in hücum gücünü korurken savunma sürekliliğini artıracak yeni çözümler üretmesi gerekecek.
Tecrübesi ve basketbol vizyonuyla Valencia’ya yeni bir kimlik kazandıran Pedro Martinez, bu sezon Avrupa basketbolunda önemli bir adım attı. Valencia’nın sezonun kritik döneminde göstereceği performans, hem kulübün EuroLeague’deki geleceğini hem de Martinez’in elit koçlar arasındaki yerini daha net biçimde belirleyecek. Deneyimli çalıştırıcıyı ortaya koyduğu basketbol anlayışı nedeniyle tebrik ederken sezonun geri kalanında sağlıklı ve başarılı bir süreç diliyoruz.







YORUMLAR