BÜTÇE DEĞİL SİSTEM: LİDER VALENCIA'NIN ANATOMİSİ
Yüksek bütçeli yıldızlar yerine paylaşılan sorumluluk, disiplinli hücum ve kolektif akılla zirveye çıkan Valencia, EuroLeague’de başarının anahtarının sistem olduğunu güçlü biçimde ortaya koyuyor.
21 Ocak 2026 - 13:52
ARDA AYGAHOĞLU
İspanya basketbolunun köklü temsilcilerinden Valencia, EuroLeague’de 19 hafta sonunda zirveye yerleşerek sezonun en dikkat çekici hikâyelerinden birine imza attı. Yüksek bütçeli devlerin gölgesinde yıllardır “dirençli ama sınırlı” bir kimlikle anılan turuncular, bu sezon o eşiği aştı. Ortaya konan tablo, paradan çok sistemin, yıldızdan çok kolektifin konuştuğu bir başarı öyküsü.
EKOL DEĞİL HÜCUM: VALENCİA KABUK DEĞİŞTİRDİ
Valencia, Avrupa basketbolunun en prestijli sahnesinde uzun yıllar boyunca orta ve alt sıralarda konumlandı. Sert savunma, disiplin ve mücadele gücüyle rakipleri zorlayan; fakat zirve yarışında son adımı bir türlü atamayan bir takımdı. Bu sezon ise anlatı değişti. 19 haftada gelen 13 galibiyetle liderliğe uzanan ekip, İspanyol basketbolunun klasik savunma reflekslerini korurken hücumda radikal bir dönüşüm gerçekleştirdi.
Geçmişte “rahatsız edici” bir rakip olmayı başaran Valencia, bu kez oyunun iki yönünde de süreklilik yakaladı. Teknik ekibin tercihleri ve kadro uyumu, savunma sertliğini bir amaç olmaktan çıkarıp hücum verimliliğini besleyen bir araca dönüştürdü. Turuncular, geleneksel İspanyol savunma anlayışını terk etmeden, hücumda cesaretli ve paylaşımcı bir kimlik inşa etti.

TURUNCULAR YILDIZSIZ ZİRVEDE
Valencia’nın bu sezonki liderliği, alışıldık bir “tek adam” hikâyesine dayanmıyor. Savunmada zaman zaman dalgalanmalar yaşansa da, hücumdaki taktik disiplin ve top paylaşımı rakiplerin dengesini bozuyor. Doğru şutu bulma sabrı ve beş oyuncunun oyuna eşit katılımı, galibiyetlerin temelini oluşturuyor.
Hücum verileri bu kolektif yapıyı net biçimde ortaya koyuyor. Valencia, EuroLeague’de maç başına 89.4 sayı ortalamasıyla ligin en üretken takımları arasında yer alıyor. Ancak bu yüksek skor gücü, tek bir yıldız üzerinden değil, tamamen paylaşılan bir sorumlulukla geliyor. Takımın en skorer ismi Brancou Badio yalnızca 11.4 sayı ortalamasına sahip. Onu 11.2 sayı ortalamasıyla Kameron Taylor izliyor. Taylor, %43.4 üçlük isabet oranıyla; rol oyuncusu kimliğiyle öne çıkan Ike Iroegbu ile birlikte dış şutta takımın en güvenilir silahlarından biri.
Valencia’nın EuroLeague genelinde en çok sayı atan ilk 25 oyuncu arasında tek bir isminin dahi yer almaması, bu sezonun en çarpıcı detaylarından biri. Buna karşın maç başına 19.9 asist ortalaması, hücumdaki sürekliliğin ve paylaşımcı kimliğin somut göstergesi. Skor yükünün dengeli dağılması, savunma- hücum dengesini de doğal olarak yukarı çekiyor.

SİSTEMİN KAZANDIĞI NOKTA
Sezon başında yapılan doğru transferler, genç oyuncuların gelişimi ve saha içi liderliğin paylaşılması; Valencia’yı yalnızca skor üreten değil, oyunu yöneten bir takıma dönüştürdü. Liderlik, tek bir ismin omuzlarında değil; beş oyuncunun ortak sorumluluğunda şekilleniyor. Bu durum, hem mental dayanıklılığı hem de taktiksel esnekliği beraberinde getiriyor.
EuroLeague’de ilk 19 haftanın en büyük sürprizi olarak öne çıkan Valencia, istikrarını koruduğu takdirde yalnızca play-off’u değil, daha ötesini de zorlayabilecek bir yapı sunuyor. Bu tablo, modern basketbolda bütçenin değil sistemin; yıldızın değil kolektifin kazandığını bir kez daha hatırlatıyor.
İspanya basketbolunun köklü temsilcilerinden Valencia, EuroLeague’de 19 hafta sonunda zirveye yerleşerek sezonun en dikkat çekici hikâyelerinden birine imza attı. Yüksek bütçeli devlerin gölgesinde yıllardır “dirençli ama sınırlı” bir kimlikle anılan turuncular, bu sezon o eşiği aştı. Ortaya konan tablo, paradan çok sistemin, yıldızdan çok kolektifin konuştuğu bir başarı öyküsü.
EKOL DEĞİL HÜCUM: VALENCİA KABUK DEĞİŞTİRDİ
Valencia, Avrupa basketbolunun en prestijli sahnesinde uzun yıllar boyunca orta ve alt sıralarda konumlandı. Sert savunma, disiplin ve mücadele gücüyle rakipleri zorlayan; fakat zirve yarışında son adımı bir türlü atamayan bir takımdı. Bu sezon ise anlatı değişti. 19 haftada gelen 13 galibiyetle liderliğe uzanan ekip, İspanyol basketbolunun klasik savunma reflekslerini korurken hücumda radikal bir dönüşüm gerçekleştirdi.
Geçmişte “rahatsız edici” bir rakip olmayı başaran Valencia, bu kez oyunun iki yönünde de süreklilik yakaladı. Teknik ekibin tercihleri ve kadro uyumu, savunma sertliğini bir amaç olmaktan çıkarıp hücum verimliliğini besleyen bir araca dönüştürdü. Turuncular, geleneksel İspanyol savunma anlayışını terk etmeden, hücumda cesaretli ve paylaşımcı bir kimlik inşa etti.

TURUNCULAR YILDIZSIZ ZİRVEDE
Valencia’nın bu sezonki liderliği, alışıldık bir “tek adam” hikâyesine dayanmıyor. Savunmada zaman zaman dalgalanmalar yaşansa da, hücumdaki taktik disiplin ve top paylaşımı rakiplerin dengesini bozuyor. Doğru şutu bulma sabrı ve beş oyuncunun oyuna eşit katılımı, galibiyetlerin temelini oluşturuyor.
Hücum verileri bu kolektif yapıyı net biçimde ortaya koyuyor. Valencia, EuroLeague’de maç başına 89.4 sayı ortalamasıyla ligin en üretken takımları arasında yer alıyor. Ancak bu yüksek skor gücü, tek bir yıldız üzerinden değil, tamamen paylaşılan bir sorumlulukla geliyor. Takımın en skorer ismi Brancou Badio yalnızca 11.4 sayı ortalamasına sahip. Onu 11.2 sayı ortalamasıyla Kameron Taylor izliyor. Taylor, %43.4 üçlük isabet oranıyla; rol oyuncusu kimliğiyle öne çıkan Ike Iroegbu ile birlikte dış şutta takımın en güvenilir silahlarından biri.
Valencia’nın EuroLeague genelinde en çok sayı atan ilk 25 oyuncu arasında tek bir isminin dahi yer almaması, bu sezonun en çarpıcı detaylarından biri. Buna karşın maç başına 19.9 asist ortalaması, hücumdaki sürekliliğin ve paylaşımcı kimliğin somut göstergesi. Skor yükünün dengeli dağılması, savunma- hücum dengesini de doğal olarak yukarı çekiyor.

SİSTEMİN KAZANDIĞI NOKTA
Sezon başında yapılan doğru transferler, genç oyuncuların gelişimi ve saha içi liderliğin paylaşılması; Valencia’yı yalnızca skor üreten değil, oyunu yöneten bir takıma dönüştürdü. Liderlik, tek bir ismin omuzlarında değil; beş oyuncunun ortak sorumluluğunda şekilleniyor. Bu durum, hem mental dayanıklılığı hem de taktiksel esnekliği beraberinde getiriyor.
EuroLeague’de ilk 19 haftanın en büyük sürprizi olarak öne çıkan Valencia, istikrarını koruduğu takdirde yalnızca play-off’u değil, daha ötesini de zorlayabilecek bir yapı sunuyor. Bu tablo, modern basketbolda bütçenin değil sistemin; yıldızın değil kolektifin kazandığını bir kez daha hatırlatıyor.







YORUMLAR