Yabancı sayısını dengede tutmalıyız

Aydın Örs

- Ligimizdeki yabancı sayısı milli takıma yerli oyuncu yetişmesini etkiliyor mu?

-  Bunu sadece yabancı sayısına yani tek bir nedene bağlamak yanlış olur. Genç oyuncuların A takıma entegre olabilmesi için birçok faktörün bir araya gelmesi gerekir. Bu faktörlerden biri yabancı sayısının fazlalılığı. Bence de ligimizde yabancı sayısı biraz fazla. Biraz diyorum çünkü bunu bir dengede tutmak gerekir.

Burada federasyon, kulüpler ve oyuncular var. Federasyonun bir denge sağlaması gerekir.
Kulüpler de yatırım yapıyorlar. Onlara da hak veriyorum, gerçi Avrupa’da yabancı sayısı sınırsız. Türkiye’de 4+1 ya da 5 yabancı uygulaması yapılabilir. Sadece bunu yapmak da gençleri kulüplerinde direkt oynamaya yöneltmez. Gençler de rekabete girmeye hazır olmalılar.

Oyuncular takımda oynamayı kafalarına koyup ona göre çalışmalılar. Bu bir süreç... Ben
hep Mirsad’ı örnek gösteriyordum. Mirsad NBA’e giden ilk oyuncumuz. Zamanında Mirsad ile 'NBA’e nasıl gideceksin?' diye bizim Efes'te bile dalga geçiyorlardı. Hem fiziksel hem
de teknik olarak o kadar çalıştı ki; Mirsad sonunda o hedefine ulaştı.

Şimdi de Cedi Osman’ı örnek gösteriyorum. 22 yaşında en iyi takımlardan birine gitti. Ben de bir uyum süreci yaşayacağını düşünüyordum. Hırsıyla, azmiyle, isteğiyle kendini takımına kabul ettirdi. Bu bütün gençler için çok büyük bir örnek. Bu oyuncumuz NBA şampiyonluğuna oynayan bir takımda kendini gösterebiliyorsa, diğer oyuncularımız da mazeret göstermeden çalışarak kendini gösterebilir.

Burada federasyona da düşen bazı konular var. Herkes yabancı kuralını konuşuyor. Federasyon bu konuya bir nokta koymalı ve kesin karar vermeli. Federasyonu bu sorunun yanında Gençler Ligi’ni kurduğu için de kutlamak gerekiyor.

Bursa’da bu gençlerle ve antrenörlerle büyük bir seminer yapıldı. 48 genç katıldı ve çok yetenekli sporcular gördüm. Hemen bugünden yarına olmayabilir ama 3-5 yıl içerisinde bunun faydalarını göreceğimize inanıyorum.

MİLLİLER 3-4 YILA KADAR ÖNEMLİ BAŞARILAR ELDE EDECEK

- Önümüzdeki 5 yıl içerisinde Milli Takım’ın Avrupa’da tekrar iddialı olması için neler yapılmalı?

- Gençlere yatırım yapan bir basketbol federasyonumuz var. Bu bir avantaj. Son 5-6 yıla baktığımızda alt yaş milli takımlarımızda önemli başarılarımız var. Şampiyonluklar kazanan
jenerasyonumuz var. Bu oyuncular yavaş yavaş devreye girmeye başladı. Önümüzdeki yıllarda BGL’deki oyuncuların rekabete girmesiyle 3-4 yıl içerisinde A Milli Takım seviyesinde önemli başarılar elde edeceğimizi düşünüyorum.

Burada sorumluluk sadece oyuncularda değil. En önemli sorumluluklardan biri de eğiticilere ait. Kulüplerde bireysel gelişim koçlarının olması şart. Özellikle Avrupa’da oynayan kulüpler
3-4 günde bir maç yapıyorlar. Antrenman yapacak zamanları bile olmuyor. Bu nedenle gençlerimiz bireysel koçlarıyla birlikte özel antrenmanlar yapmak zorunda. Bu yeni bir tanım.

Bu koçların her kulüpte zorunlu olarak bulunması için çalışmalar yapıyoruz. Bir oyuncunun sadece takım antrenmanlarıyla kendini geliştirmesi çok kolay değil. Sadece temel basketbol
bilgisi olarak değil, atletik bir yapı ve kondisyon kazanması, mental sorunlarını çözmesi için oyuncular bu tip yardımcılara ihtiyaç duyarlar. Önümüzdeki yıllar için umutluyuz.

TOFAŞ VE BANVİT ÖRNEK ALTYAPILAR...

- Sizin Efes altyapısında yaptıklarınız ortada... Kulüplerin altyapılarını geliştirmeleri için önerileriniz nelerdir?

- Bizim Türkiye Basketbol Antrenörleri Derneği (TÜBAD) olarak federasyona verdiğimiz öneriler içerisinde, altyapı çok önemli bir konu. Altyapı zorunlu hale gelmeli. BGL sayesinde altyapıya önem vermeyen kulüpler de yavaş yavaş oraya yatırım yapmaya başladı. Kulüplerin bütçelerinin bir bölümü altyapıya ayrılmalı. Bunu biz denetleyemeyiz.

Federasyon bu konuda kararlar alabilir. Altyapılardaki antrenörlere kulüpler çok önem vermiyor. Halbuki oradaki antrenörler bireysel gelişim koçları kadar önemli. O antrenörler
bireysel gelişim koçların görevlerini de yerine getiriyorlar. O yaştaki sporcuların nasıl davranmaları gerektiği çok önemli bir konu.

Sporcuların hem mental hem fiziksel gelişmelerini sağlamaları için antrenörlerin de donanımlı olması gerekiyor. Federasyon kulüplere en az 2 tam zamanlı çalışan antrenör bulundurma zorunluluğu getirmeli. Öyle kulüpler var ki; bir tane antrenörleri var, yanında yarı zamanlı çalışan bir antrenör var.

Cüzi bir rakamla, bir nevi göstermelik olarak bu antrenörler görev yapıyorlar. Tam zamanlı çalışacak, kendini sadece basketbola verecek antrenörlere ihtiyaç var. Bu kriterler meydana geldikten sonra altyapıdan oyuncu yetişmemesi mümkün değil. Federasyon da bu ko  nuda iyi niyetle çalışıyor. Belirli bir bütçenin kulüpler tarafından altyapıya aktarılması konusunda daha zamana ihtiyacımız var; ama altyapıları örnek gösterilecek kulüplerimiz var.

Tofaş ve Banvit bu konuda örnek gösterilebilecek takımlar. Ben Efes’te 17 yıl görev yaptım. Bunu gururla söylüyorum. Bir dönem Efes’ten yetişen oyuncular konuşulurdu. Biz 8 altyapı oyuncumuzla Avrupa Şampiyonu olduk. Kulüp o ivmeyi biraz kaybetti. Cedi Osman, Furkan gibi genç yetenekleri Türk basketboluna kazandırdılar, onları da tebrik etmek lazım ama; şu andaki Banvit’in, Tofaş’ın oyuncu yetiştirmedeki azmi başka hiçbir kulüpte yok.

Bu yüzden ben o iki kulübü tebrik ediyorum. Tabii ki Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş,
Darüşşafaka gibi kulüplerde de önemli yetenekler yetişiyor; ama organizasyon olarak bu iki kulüp çok farklı.

TÜRK BASKETBOLUNUN NASIL OLMASI GEREKTİĞİNE DAİR ÇALIŞIYORUZ

- Dünya’da gelişen yeni basketbol düzenini nasıl yorumluyorsunuz? Artık çok hızlı bir oyun var ve pivotlardan bile üçlük beklenir hale geldi. Bunu siz nasıl yorumluyorsunuz?

- Dünya’da örnek alınan iki basketbol düzeni var. Bir tanesi NBA basketbolu, diğeri ise EuroLeague basketbolu. EuroLeague'e daha yakın basketbol oynansa da NCAA, NBA’in
altyapısı olarak görülüyor. Bu yeni düzen daha çok NBA için geçerli.

NBA’de yıllardır süre gelen bir gösteri basketbolu var. Play-off’lara kadar böyle süregeliyor. Atletizmi kuvvetli, daha çok geçiş oyunları ve hızlı hücumların kullanıldığı bir basketbol var. Ana hedefin sayı girişimi sayısını arttırmak olduğunu düşünüyorum. Bu doğrultuda kuvvetli şutörlerin olduğu ve alan paylaşımı yapabilen takımlar daha şanslı oluyor. İnsanlar bunu izlerken daha büyük keyif alıyor olabilirler.

EuroLeague basketboluna baktığımızda daha çok hedefe yönelik basketbol oynanıyor. Tabii ki eskiye göre atletik yeteneğe sahip oyuncu sayısı çok fazla arttı. Daha agresif bir basketbol oynanıyor. Keskin şutörler takımlarda kendine daha fazla yer buluyor. Hızlanan bir basketbol anlayışı ön planda; ama her şeye rağmen EuroLeague’i çok sert savunmaların olduğu bir lig olarak görüyorum. Bu ligde hücum etmek çok zor. Boyalı alan savunmaları, hem birebir defans, hem de defansta yardımlaşmalar hücum etmeyi çok zorlaştırıyor.

Yavaş yavaş geçiş oyunları ve hızlı oyunda erken şutlarla neticeye gitme EuroLeague’de
de artmaya başladı; fakat yine de EuroLeague’de üst sıralara oynayan takımlarda büyük bir savunma gücü ve arzusu görüyoruz.

Bu iki basketbol anlayışını biraz ayırmak lazım. Biz eğitim kurulumuzda bu konuda yetkili ve bilgili kişiler ile de bilgi alışverişi yaparak Türk basketbolunun nasıl olması gerektiğine dair bir çalışma yapıyoruz. Konsensus sağlanan bölümleri yavaş yavaş altyapı antrenörlerine anlatarak bu konuda ilerlemeye çalışacağız.

GENÇ ANTRENÖRLER BASKETBOLUN GELİŞİMİNE AYAK UYDURMALI

- Son olarak genç antrenörlere ne gibi tavsiyeleriniz var?

- Hem TÜBAD Başkanı, hem TBF Eğitim Kurulu Başkanı olarak çok şeyler söyleyebilirim; ama ben sadece Aydın Örs olarak konuşmak istiyorum. Basketbolu sevmeden antrenörlük
yapılmaz. Antrenörlük çok zor bir meslek. Bu mesleği sadece 'para kazanayım, ön plana çıkayım' diye yapacak olan insanlar antrenör olamazlar. Bu meslek çok emek isteyen
ve insanların devamlı kendisini geliştirmesi gereken bir meslek. Çünkü basketbolun değişken bir yapısı var. Çok geriye gitmeye gerek yok.

10 sene önceki basketbola baktığımızda bile bugünden çok farklı olduğunu görüyoruz. Bu dönemde bilgiye ulaşmak çok kolay. Genç antrenörler gelişmeleri takip etmeli ve buna ayak uydurmalı. Bugünün basketbolu dediğimiz zaman; basketbolcular, basketbolun temel gereksinimlerine sahip olmalı. Yani şut atmasını, top sürmesini, pas vermesini iyi bilmeliler.

Sporcular çok çalışarak atletizmini geliştirmeli ve mental olarak güçlü kalmak zorunda. Bunun için de iyi antrenörlere ihtiyaç var ve öncelikle antrenörler de kendini geliştirmeli. Bizim TBF Eğitim Kurulumuzda da antrenörün seviyesi arttıkça, yeteneklerinin de nasıl arttırılabileceğine dair çalışmalarımız var. Umuyorum ileri ki zamanlarda da onu konuşuruz.