KRALIN DÖNÜŞÜ

Zeljko Obradovic, 14 yıl sonra Panathinaikos'a dönerek Avrupa basketbolunda yeni sezonun en büyük hikâyelerinden birini başlattı. Atina'ya yalnızca bir koç değil, geçmişi kupalarla, bugünü büyük beklentilerle dolu bir efsane geri döndü.

ALİ BARUTÇUOĞLU

Onu anlatmak için kullanılabilecek en güçlü motto bu olduğu için klişe gelmiş olabilir. Ancak konu Zeljko Obradovic olunca, “kral”dan başka bir tabirle tanımlamak pek mümkün değil. Bu yüzden bu ifade biraz da zorunluluk hâline geliyor.

Avrupa erkek basketbolunun tartışmasız en başarılı koçu olan Zeljko Obradovic’in, yolunun ülkemize düşmesinden önceki evine dönüşü, bu yazın en kritik koç hamlesi olarak öne çıkıyor. Eski takımıyla 3 yıllık ve 12 milyon euro olduğu belirtilen dev bir sözleşmeyle Atina’ya dönen Obradovic’in, önümüzdeki üç sezon boyunca kuracağı takımlar ve göstereceği mücadele, hiç şüphesiz her hafta Avrupa basketbolunun en çok konuşulan konularından biri olacak.

Sırp koç için aslında “Atina’ya döndü” demek bile eksik kalır. Çünkü onun için Atina, sadece çalıştığı bir şehir değil; gerçekten bir ev. Obradovic, emeklilik döneminde Ege’de bir adada bar işletmek gibi bir hayali olduğunu birçok kez dile getirmişti. Çalışmadığı dönemlerde de Atina’yı ziyaret eden Obradovic için bu dönüş, yalnızca profesyonel bir tercih değil, bir yuvaya dönüş anlamı taşıyor.

PARTIZAN SONRASI YENİ SAYFA
Belgrad’dan çok genç yaşta ayrılan başarılı koç, İspanya, İtalya, Yunanistan ve Türkiye gibi Avrupa’da yaşamak istenecek en güzel ülkelerde uzun yıllar geçirdi. Salgın sonrası verdiği dinlenme arasının ardından Belgrad’da Partizan ile yeniden büyük bir mücadeleye girişti.

Ancak Real Madrid’e 3-2 kaybedilen olaylı EuroLeague Play-off’u sonrası Partizan o seviyeyi bir daha yakalayamadı. Takım, hem yerel ligde Kızılyıldız’a karşı baskın bir üstünlük kuramadı hem de kurulan kadrolar bizim alıştığımız Obradovic takımlarına çok benzemedi.

Obradovic, hem yönetimle hem de takım içinde yaşanan sorunların, ailesi gibi gördüğü Partizan’daki gücüne rağmen çözülemeyeceğine kanaat getirmiş olmalı ki, daha önce pek görmediğimiz şekilde sezon içinde görevinden ayrıldı ve yarım sezon dinlendi.

Panathinaikos ile yeniden anlaşan Sırp koç, 14 yıl sonra efsane olduğu takıma geri döndü.


OBRA MARKASI

Zeljko Obradovic; set kalitesi, savunma disiplini, maç hazırlığı ve çoklu hedef yönetiminde elit bir koç olarak referans alınacak bir markadır. Onun takımları iyi çalışır, disiplinli olur ve “kolej takımı” dediğimiz iletişim düzeyiyle mutlu oynar.

Eski oyuncuları, kulüp başkanları ve taraftarlarla hâlâ güçlü bağlarının olması da bunun göstergesidir. Aklıma ilk olarak Fenerbahçe Ülker ile ilk sezonunda OAKA’da rakip olarak sahaya çıkışı geliyor. Gözleri dolmuş ve etkilenmişti.

Sonrasında bu heyecanını saklayan Obradovic, EuroLeague tarihinde ilk kez ev sahibi olmayan bir takımın 3-0’lık süpürmesine tanıklık ettiğimiz Panathinaikos serisinde, soğukkanlı ve profesyonel yaklaşımıyla takdir toplamıştı.

Zaten onu özel yapan da bu çizgisiydi: soğukkanlılığı, takımına olan bağı, taraftara en iyiyi verme arzusu ve kulübe sadakati. O nedenle Fenerbahçe kariyerinde çizgisini bozmadan, bir yabancı olarak geldiği kulüpte asla silinmeyecek bir değer olarak ayrıldı. Artık o da bizden biri.

ATAMAN’IN BIRAKTIĞI MİRAS
Panathinaikos, Ergin Ataman liderliğinde Obradovic sonrası ilk kez ayağa kalktı. Final Four’a döndü, EuroLeague şampiyonluğu kazandı, Avrupa’da iki sezon üst üste Final Four seviyesinde yer aldı ve yerel ligde de kupalarla yeniden güçlü bir kimlik oluşturdu.

Ergin Ataman, devraldığında EuroLeague’i son sırada bitirmiş bir takımı çok kısa sürede, daha ilk sezonunda EuroLeague şampiyonu yapmıştı. Obradovic’in devraldığı bu takımın üzerinde artık “son EuroLeague şampiyonluğunu ve son Final Four’u Obra döneminde yaşadı” baskısı olmayacak.
Ataman’ın Nunn, Grant, Hayes, Lessort gibi oyuncu takviyeleriyle oluşturduğu oturmuş omurga sayesinde Panathinaikos, yapılacak birkaç iyileştirmeyle zaten Final Four adayı olarak kabul görecektir. Burada Obradovic’in işe Ergin Ataman’a teşekkür ederek başlaması gerekir. Çünkü Ataman, dibi görmüş bir kulübü yeniden elit kulüpler seviyesine çok kısa sürede çıkardı.
Dolayısıyla çok fazla ekleme gerektirmeyen bu kadronun, rekabetçi seviyesini koruması bekleniyor.

FALL HAMLESİ VE YENİ SİSTEM SORUSU
İlk eklemenin Moustapha Fall olması ise bazı soru işaretlerini beraberinde getirdi. Bu hamle, Olympiakos’a karşı psikolojik bir transfer mi, yoksa yeni bir sistemin başlangıcı mı?
Obradovic sisteminde bugüne kadar Fall, Milutinov, Papagiannis ya da Tavares gibi sabit, daha çok pota çevresinde etkili olan uzun profillerini çok sık izlemedik. Ancak Isaac Bonga gibi atletik ve çok yönlü oyuncuların gündeme gelmesi, Panathinaikos’un kadro profilini farklı bir seviyeye çekebilir. Panathinaikos’ta daha geniş bir bütçeyle bu kadroyu nasıl yöneteceği ise yeni sezonun en kritik başlıklarından biri.

DEĞİŞEN EUROLEAGUE, DEĞİŞEN OBRA
Basketbol son dönemde çok değişti. NBA bambaşka bir seviyeye ulaşırken, EuroLeague daha atlet, daha uzun, daha şutör ve daha hızlı takımların öne çıktığı bir yapıya evrildi. Bu yeni düzende, Avrupa basketbolunun temel değerlerine sadık kalabilen ve clutch time oynayabilen takımlar başarıya daha yakın duruyor.

Valencia ve Paris Basketball hız konusunda seviyeyi başka bir noktaya taşırken, Saras Jasikevicius’un Fenerbahçe’si 2,5 yılda ortaya koyduğu set kalitesinin yanında tempoyla da farklı bir ekol üretti.

Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda, nasıl bir Obradovic takımı izleyeceğimiz büyük merak konusu. Partizan’daki gibi kadrolar tasarlanmayacaktır. Ancak bu kadar üst düzey oyuncunun bulunduğu bir yapıda top ve süre paylaşımı çok önemli bir karar alanı olacak. Bütün bunların yanında Obradovic’in oyunculara ne kadar özgürlük vereceği de kritik bir tercih olacak.

OAKA’DA YENİ BİR SINAV
Obradovic’in takımları her zaman izlemesi keyif veren takımlardır. Maçlar; aldığı moladan çizdiği sete, oyuna müdahalesinden oyuncu tercihine kadar çoğu zaman basketbol dersi niteliğinde geçer.
Bu nedenle 20 bin taraftarın önünde, OAKA’nın ateşli atmosferinde oynayacak Obradovic’in Panathinaikos’u çok zor bir deplasman olacaktır.

Obradovic’in tercihlerini, tasarımını ve yeni dönem Panathinaikos’unun nasıl bir kimliğe bürüneceğini heyecanla bekliyoruz.