EUROLEAGUE'E TEKRAR HOŞ GELDİN BEŞİKTAŞ
Beşiktaş GAİN, uzun bir aranın ardından EuroLeague sahnesine dönmeye hazırlanıyor. Siyah-beyazlılar için bu sezonun asıl sınavı, büyük hayallerden önce sağlam bir kadro mühendisliği, sürdürülebilir mücadele gücü ve Avrupa seviyesinde kalıcı bir kimlik oluşturmak olacak.
ALİ BARUTÇUOĞLU
Türk basketbolunda son dönemde yaşanan Fenerbahçe Beko - Beşiktaş GAİN rekabeti, her geçen turnuvada kalite dozunu artırdı. Yükselen bu trend Fenerbahçe Beko’ya kupalar ve Final Four başarıları olarak dönerken, Beşiktaş’a ise EuroLeague katılımı yolunda ciddi bir saygınlık ve övgü kazandırdı.
Bu süreçte Beşiktaş kupa kazanamadı ancak oynadığı basketbol, koçu, tribünleri ve sahadaki hazır görüntüsüyle taraflı tarafsız herkesin saygısını kazandı.
Türkiye için güzel haber ise bu yaz geldi. Beşiktaş, önümüzdeki sezon EuroLeague sahnesine çıkarak Avrupa’nın en büyük basketbol platformunda yeni bir mücadele verecek. Dusan Alimpijevic, hem Bursa hem de Beşiktaş ile gösterdiği performansın ardından ismi sık sık EuroLeague takımlarıyla anılan bir koç hâline gelmişti. Bu sahneye Kızılyıldız sonrası, efsanesi olma yolunda ilerlediği Beşiktaş ile yeniden çıkması Türk basketbolseverler için ayrı bir mutluluk oldu.
Beşiktaş’ın EuroLeague’e katılımında, kurucu ortaklardan olan iki Türk takımının gösterdiği centilmen yaklaşım da takdire değerdi. Millî değerleri rekabete taşımadan gösterilen olumlu yaklaşım nedeniyle Fenerbahçe Beko ve Anadolu Efes’e teşekkür etmek gerekir.
BİR YILLIK HAK, BÜYÜK SINAV
Beşiktaş, EuroLeague’den bir yıllık katılım hakkı aldı. Bu nedenle siyah-beyazlıların EuroLeague seviyesinde bir kadro kurmak için çok geniş bir zamanı olmayacak. Matthews sakatlığı da bu tabloya eklendiğinde, işin zorluğu daha net görülüyor.
Fenerbahçe Beko’dan Metecan Birsen, Scottie Wilbekin ve Furkan Korkmaz hamleleriyle yetenek ve tecrübe seviyesini yukarı çekmeyi hedefleyen kulüp, bu üç deneyimli oyuncuyla rotasyon kalitesini artırabilir. Takımda Devon Dotson, Anthony Brown, Conor Morgan ve Berk Uğurlu’nun da kaldığını düşünürsek, Beşiktaş şu an için güçlü bir rotasyon çekirdeği kurabilmiş görünüyor.
Zizic ise ilk tercih olmasa da Avrupa’da 5-15 dakika arasında katkı verebilecek alternatif bir uzun olarak takımda kalabilecek görüntüsü veriyor. Ancak EuroLeague’deki bütçeler, oyuncu kalitesi ve deneyim seviyesi düşünüldüğünde, bu hazır çekirdeğin yanına çok iyi eklemeler yapılması gerekiyor.
KADRO MÜHENDİSLİĞİ BELİRLEYİCİ OLACAK
Buradaki en büyük risk, bir yıllık katılım hakkı nedeniyle uzun vadeli projeden çok, o sezon iyi sözleşme almak için gelebilecek oyunculara yönelmek olacaktır. Takımın önüne kendisini koyan, bireysel performans için oynayan bir kadro yapısı Beşiktaş’ın en çok kaçınması gereken senaryodur.
Çünkü Fenerbahçe Beko örneğinde olduğu gibi EuroLeague’de kadrolar çok önceden planlanır ve mühendislikleri bu dönemde tamamlanmış olur. Dolayısıyla bir yıllık süreçte, yüklü sözleşmelerle uzun vadeli bir projenin temelini riske atabilecek tercihlerden kaçınmak gerekir. Daha da kritik olan ise savunma ve mücadele seviyesi EuroLeague standartlarında kalmayacak bir takım kurulmasıdır.
Alba Berlin, Partizan ve ASVEL örneklerinde görüldüğü gibi harika salonlar ve dolu tribünler tek başına yeterli değildir. Oyun seviyesi zayıf ve EuroLeague aidiyeti sorgulanan bir takım görüntüsü vermek yerine, ayakları yere basan bir hedef belirlemek daha doğru olacaktır.
DOĞRU HEDEF: SERT, REKABETÇİ VE KALICI KİMLİK
Beşiktaş için ilk sezonun en doğru hedefi, play-in hayaliyle gerçeklikten kopmak değil; her maç elit savunma performansı ve mücadele gösteren, 10-14 bandını zorlayabilecek bir takım kimliği oluşturmak olmalıdır.
Play-in hedefi kulağa daha olumlu gelebilir. Ancak bu sezon Beşiktaş’tan asıl beklenen; mali olarak dengeli, fiziksel olarak hazır, tribünleri her karşılaşmada sonuçtan bağımsız dolu ve destekleyici olan, her maçı play-off mücadelesi sertliğinde oynayan bir takım görüntüsü vermesidir. Ligin dibinde yer almadan ama zirve hedefiyle de gerçeklikten kopmadan, EuroLeague’in yerlisi gibi davranmak Beşiktaş için en sağlıklı başlangıç olacaktır.
Salon olarak Basketbol Gelişim Merkezi ya da Sinan Erdem Spor Salonu seçenekleri öne çıkıyor. Beşiktaş, modern ve ulaşımı kolay bu salonlardan birinde dolu tribünler ve yüksek kombine ilgisiyle harika bir atmosfer oluşturabilir.
DENGEYİ KURMAK ZORUNDA
Kadro mühendisliğinde hem yerli hem de yabancı oyuncu tercihinde deneyim ve potansiyel dengesinin iyi kurulması gerekiyor. Beşiktaş’ın ne yalnızca pahalı ve hazır 7-8 oyuncuya ne de sadece umut vadeden 5-6 oyuncuya yaslanması doğru olur.
Bu sezon Fenerbahçe Beko, EuroLeague deneyimi olmayan birkaç oyuncuyla yola çıktığında en kritik yerde rotasyon desteğini sınırlı aldı ve back-to-back şansından uzaklaştı. Ancak oturmuş sistemi ve deneyimi sayesinde yine Avrupa’da ilk dört takım arasında yer almayı başardı.
Dolayısıyla Beşiktaş, bütçeye de bağlı olarak EuroLeague seviyesinde mücadele edebilecek 3-4 oyuncuyu ve kısa sürede katkı alabileceği potansiyelli 3-4 oyuncuyu daha kadrosuna eklemek durumunda.
Uzun sezon, ligin kalitesi, çift maç haftaları ve Avrupa’nın en iyi liglerinden biri olan Türkiye Basketbol Süper Ligi mücadelesi düşünüldüğünde Beşiktaş’ın artık 13-15 oyunculuk hazır bir kadroyla yola çıkması gerekiyor.
ALIMPIJEVIC VE EKİBİNİN SINAVI
Son olarak teknik kadro çok ciddi bir sınav verecek. Dusan Alimpijevic ve ekibinden; set kalitesi, tempolu geçiş oyunları, clutch time yönetimi, sakin kalarak takımı geri döndürebilme ve uzun sezonda mental seviyeyi yüksek tutabilme konusunda güçlü bir performans beklenecek.
Oyunculara özgürlük vermek, tempolu basketbol oynamak ve gerektiğinde isolation üzerinden üretim aramak değerli olabilir. Ancak uzun EuroLeague sezonunu yalnızca bunlarla geçirmek mümkün değildir. Bu nedenle Alimpijevic’in oyuna dokunuşları, mola sonrası çizdiği hücumlar, kaliteli yerleşim ve set çeşitliliği bu sezon yakından izlenecek.
Kızılyıldız’da henüz çok gençken verdiği mücadelenin ardından devler sahnesine yeniden dönen Dusan Alimpijevic, Türk basketbolseverlerin aklında geçmişten gelen bazı anlarla da yer edinmişti. Ülker Etkinlik ve Spor Salonu’nda kendisinden yaşça büyük oyuncusu Pero Antic’e bağırması sonrası Fenerbahçeli taraftarların tepkisiyle hatırlanan Alimpijevic, şimdi Türk basketbolunu Avrupa’nın en büyük basketbol organizasyonunda temsil ederek bizleri gururlandıracak.
YOL UZUN, HEDEF NET
Beşiktaş için bu sezonun anlamı yalnızca EuroLeague’de yer almak değil. Asıl mesele, orada nasıl durduğu, nasıl mücadele ettiği ve nasıl bir kimlik inşa ettiği olacak.
Siyah-beyazlılar; taraftar gücü, koç enerjisi ve son yıllarda oluşturduğu basketbol karakteriyle bu sahneye hazır olduğunu gösterdi. Ancak EuroLeague, heyecan kadar sabır, duygu kadar plan, mücadele kadar kadro derinliği ister.
Bu nedenle Beşiktaş’ın ilk sezonunda en doğru hedef, kısa vadeli bir rüyanın peşinde savrulmak değil; her maç rakibine temas eden, tribünleri oyunun parçası hâline getiren, savunma sertliğiyle saygı kazanan ve EuroLeague’de kalıcı olabileceğini gösteren bir takım kimliği oluşturmaktır.
Beşiktaş bu sahneye yalnızca katılmak için değil, orada ciddiye alınan bir basketbol aklıyla var olmak için çıkmalı. Yol uzun, sınav zor ama hedef net: EuroLeague’e yakışan, sert, rekabetçi ve kalıcı bir Beşiktaş kimliği.