SON TOPTA GELEN ŞAMPİYONLUK

Ünal Özüak

Beşiktaş GAİN’in mücadele gücü ve direnci final serisine heyecan katarken, Fenerbahçe Beko kalite, derinlik ve tecrübe farkıyla kupaya uzandı. Sarı-lacivertliler, 3-1 kazandığı seride ilk maç yenilgisinin ardından reaksiyon gösterdi; son maçta Tarık Biberovic’in bitime 1.9 saniye kala gelen üçlüğüyle şampiyonluğu ilan etti.

ÜNAL ÖZÜAK

Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi final serisi, beklenen güç dengesiyle başladı ama sahada çok daha çetin bir hikâyeye dönüştü. Fenerbahçe Beko, Beşiktaş GAİN karşısında seriyi 3-1 kazanarak kupaya uzanırken; siyah-beyazlılar ise eksiklerine, dar rotasyonuna ve fiziksel dezavantajına rağmen finale karakter koydu.

Serinin başında ibre doğal olarak Fenerbahçe’den yanaydı. EuroLeague şampiyonluğu, geniş kadro, kalite farkı, tecrübe ve Sarunas Jasikevicius etkisi sarı-lacivertlileri finalin favorisi yapıyordu. Ancak Beşiktaş, ilk maçta bu kağıt üstü hesabı buruşturup kenara attı. Basketbolun bazen bütçeden çok cesareti, isimlerden çok temas gücünü sevdiğini hatırlattı.

BEŞİKTAŞ İLK DARBEYİ DEPLASMANDA VURDU

Final serisinin açılış maçında Beşiktaş GAİN, Fenerbahçe Beko’yu deplasmanda 88-80 mağlup ederek yalnızca seride 1-0 öne geçmedi; aynı zamanda saha avantajını da aldı. Dusan Alimpijevic’in takımı maça ilk düdükten itibaren korkusuz başladı. Fenerbahçe’nin konfor alanını bozdu, tempoyu yükseltti ve yarı saha baskısıyla sarı-lacivertli kısalara ciddi sorun yaşattı.

Siyah-beyazlılar, dar rotasyon ve yorgunluğa rağmen enerjisini oyuna yaymayı başardı. Berk, Thomas ve Dustin’in katkılarıyla ilk bölümde farkı yakalayan Beşiktaş, Fenerbahçe’nin Melli, Birch ve Jantunen üzerinden bulduğu cevaplara rağmen oyunun içinde kalmayı bildi.

Maçın son bölümünde oyun kaosa döndüğünde avantaj Beşiktaş’ın eline geçti. Fenerbahçe çemberi döverken, siyah-beyazlılarda Yiğit Arslan, Brown ve Mathews kritik atışlarla sahne aldı. Beşiktaş, serinin ilk maçında finalin sadece favorilerle değil, cesaretle de oynandığını gösterdi.

FENERBAHÇE KİMLİĞİNİ HATIRLADI

İlk maçtaki yenilginin ardından Fenerbahçe Beko’nun ikinci karşılaşmada vereceği reaksiyon merak konusuydu. Sarı-lacivertliler bu kez Beşiktaş’ın istediği kaos düzenine teslim olmadı. Topu daha doğru dolaştırdı, hücumda sabırlı kaldı ve oyunu bireysel parlamalardan çok takım aklıyla yönetti.
Fenerbahçe’nin 93-68’lik net galibiyetinde savunma sertliği belirleyici oldu. İlk maçta Beşiktaş’ın açık alan koşularına ve baskı temposuna cevap veremeyen sarı-lacivertliler, ikinci maçta geçiş hücumlarını kesti, Beşiktaş’ı yerleşik hücumda çözüm üretmeye zorladı.

Nando De Colo’nun oyuna kattığı güven, Baldwin’in orkestrasyonu, Horton-Tucker’ın inisiyatifi ve Melli’nin devrilme oyunlarındaki etkisi Fenerbahçe’nin ritmini yukarı çekti. Beşiktaş ise sakatlıklar ve dar rotasyon nedeniyle fiziksel temasın dozuna aynı süreklilikte karşılık veremedi. Böylece seri 1-1’e geldi ve Fenerbahçe, favori kimliğini yeniden hatırladı.

3. MAÇTA KONTROL SARI-LACİVERTLİLERE GEÇTİ

Serinin üçüncü maçı, finalin yönünü belirleyen mücadele oldu. Fenerbahçe Beko, Beşiktaş’ı deplasmanda 82-71 mağlup ederek seride 2-1 öne geçti. Bu galibiyet, yalnızca skor olarak değil, psikolojik üstünlük açısından da önemliydi.

Beşiktaş, rotasyon darlığına çözüm arayarak değişken alan savunmasıyla başladı. Anthony Brown’ın dış atışlardaki yüksek yüzdesi, Devon Dotson’ın hücumdaki verimliliği ve Conor Morgan’ın pota altındaki direnci siyah-beyazlıları maçta tuttu. Ancak Fenerbahçe, ikili oyunlar ve geçiş hücumlarıyla tempoyu kendi lehine çevirdi.

Jasikevicius, Beşiktaş savunmasının yumuşak karnını özellikle ortadan oynanan Melli-Birch aksiyonlarıyla buldu. Fenerbahçe farkı çift hanelere taşırken, Beşiktaş’ın hücumda üst üste boş dönmesi oyunun kırılma noktası oldu.

Serinin ikinci maçında Jasikevicius’un diskalifiye edilmesinden sonra bu kez Alimpijevic’in oyundan atılması, zaten zorlanan Beşiktaş’ın direncini daha da azalttı. Fenerbahçe, Hall, Horton-Tucker ve Baldwin ile üretmeye devam ederek finalin kontrolünü ele aldı.

SON MAÇTA MÜCADELE DEĞİL, DERİNLİK KAZANDI

Dördüncü maç, serinin bütün hikâyesini özetleyen bir karşılaşmaydı. Beşiktaş son ana kadar direndi, hatta ilk yarıyı önde tamamladı. Ancak final seviyesinde yalnızca mücadele etmek çoğu zaman yetmiyor. Kadro kalitesi, kenar derinliği, fiziksel süreklilik ve final oynama alışkanlığı sonunda ağırlığını koyuyor.

Beşiktaş, Vitto Brown ve Yiğit Arslan’ın dış atış katkısıyla oyunda kaldı. Devon Dotson, siyah-beyazlıların sahadaki en inatçı karakterlerinden biri oldu. Dar rotasyonun yorgunluğu hissedilse de Kartal, pes etmeyen görüntüsüyle finalin hakkını verdi.

Fenerbahçe ise bildiği oyundan vazgeçmedi. Savunma sertliğini korudu, Beşiktaş’ın geçiş hücumlarını sınırladı, alan savunmasını ortadan deldi ve hücum ribaundlarıyla ikinci şans sayılarını zorladı. Baldwin’in performansı sarı-lacivertlileri maçın içinde tutarken, Horton-Tucker karambol toplarındaki enerjisi ve çembere ataklarıyla belirleyici oldu.

Son sözü ise Tarık Biberovic söyledi. Bitime 1.9 saniye kala gelen üçlük, yalnızca maçı değil, şampiyonluğu da Fenerbahçe Beko’ya getirdi. Bir final serisinin kaderi bazen aylarca kurulan planlardan değil, son saniyede doğru elde kalan toptan çıkar.

FENERBAHÇE KALİTE FARKINI KUPAYA ÇEVİRDİ

Final serisi sonunda ortaya çıkan tablo netti. Beşiktaş GAİN, sınırlı rotasyonuna rağmen sezonun en karakterli mücadelelerinden birini verdi. Alimpijevic’in takımı, serinin ilk maçında Fenerbahçe’yi deplasmanda yenerek finali ezberden ibaret olmaktan çıkardı. Sonraki maçlarda da dirençten vazgeçmedi.

Ancak Fenerbahçe Beko, şampiyonluk eşiğinde geniş kadrosunun ve yüksek kalite seviyesinin karşılığını aldı. İlk maçtaki dağınık görüntünün ardından savunmasını toparladı, tempoyu kontrol etti, doğru eşleşmeleri buldu ve seriyi kendi lehine çevirdi.

Sarı-lacivertliler için bu şampiyonluk, yalnızca bir kupa daha anlamına gelmedi. EuroLeague zirvesinden gelen takımın, yerel lig finalinde de baskıyı yönetebildiğini gösterdi. Beşiktaş içinse bu seri, mevcut mücadele ruhunun değerini ama aynı zamanda üst seviye rekabet için daha geniş ve güçlü bir kadro ihtiyacını ortaya koydu.

Fenerbahçe Beko kupayı kaldırdı; Beşiktaş ise finalin kolay geçmeyeceğini herkese hatırlattı. Serinin sonunda kazanan kalite ve derinlik oldu, ama mücadele de alkışı fazlasıyla hak etti.