ÇÖLDEN ÇIKAN ALTINLAR

EuroLeague'e büyük bütçe ve yüksek hedeflerle giren Dubai Basketball, yalnızca yeni bir proje olmadığını gösterdi; McKinley Wright'ın oyun aklı ve Mfiondu Kabengele'nin fiziksel dominasyonuyla Avrupa devlerinin radarına girebilecek iki dikkat çekici yıldız da üretti. Sezon biterken en büyük soru artık Dubai'nin başarısı değil, bu iki ismin gelecek yıl hangi büyük sahnede olacağı.

ALİ BARUTÇUOĞLU

Büyük yatırım, yüksek hedef ve yeni bir basketbol vitrini… Dubai Basketball’un EuroLeague yolculuğunda takım başarısından bağımsız olarak iki isim, performanslarıyla organizasyonun ötesine geçerek Avrupa devlerinin radarına girmeyi başardı: McKinley Wright ve Mfiondu Kabengele. Biri oyunun aklını, diğeri ise fiziksel gücünü temsil etti.

Geçtiğimiz sezon büyük bir yatırımla Avrupa basketbolunda üst vitrine çıkan Dubai Basketball, kadrosunu oluştururken yalnızca tanınmış isimlere değil; Avrupa’yı bilen, gelişime açık ve potansiyel taşıyan oyunculara yöneldi. Bu stratejinin en dikkat çekici iki sonucu ise McKinley Wright ve Mfiondu Kabengele oldu. Takımın genel performansından bağımsız şekilde öne çıkan bu ikili, sezon boyunca sergiledikleri oyunla yalnızca Dubai’nin değil, EuroLeague seviyesindeki birçok büyük organizasyonun dikkatini çekebilecek bir profil sundu.

1998 Minnesota doğumlu McKinley Wright’ın hikâyesi, modern basketbolda sabrın ve doğru gelişim rotasının önemli örneklerinden biri. Colorado Üniversitesi sonrası 2021 NBA Draftı’nda seçilemeyen Wright, buna rağmen memleketinin takımı Minnesota Timberwolves ile NBA kapısını araladı. Ancak ilk yıllarında G-League ile NBA arasında gidip gelen düzensiz yapı, onun kalıcı çıkışını geciktirdi. Dallas Mavericks ve Texas Legends döneminin ardından kariyer rotasını Avrupa’ya çevirmesi ise kırılma noktası oldu.



Buducnost ile geçirdiği iki sezon, Wright’ın Avrupa basketboluna adapte olmasını sağladı. ABA Ligi MVP ödülü, onun yalnızca sistem oyuncusu değil; oyunu yönlendiren gerçek bir lider olabileceğini gösterdi. Dubai ile birlikte daha büyük sahneye çıkan Amerikalı guard, ABA Ligi’nde 7.7 sayı, 2.4 ribaund, 4.5 asist ortalamaları yakalarken; Avrupa sahnesinde 12.7 sayı, 2.7 ribaund ve 6.1 asist ile seviyesini belirgin biçimde yukarı taşıdı. Özellikle tempo kontrolü, delici guard özellikleri ve karar verme kalitesiyle Bobby Dixon ile TJ Shorts çizgisinde değerlendirilebilecek yeni nesil bir oyun kurucu profili sundu.

Dubai’nin bir diğer büyük kazancı ise Mfiondu Kabengele oldu. Florida State çıkışlı Kanadalı uzun, 2019 NBA Draftı’nda ilk tur 27. sıradan seçildiğinde potansiyeli tartışılmıyordu. Ancak Los Angeles Clippers, Cleveland Cavaliers ve Boston Celtics organizasyonlarında istikrarlı rol bulamaması, onu Avrupa yoluna yönlendirdi. AEK ve Venezia süreçleri, Kabengele’nin Avrupa’da hangi seviyeye çıkabileceğine dair soru işaretleri taşısa da bu sezon verdiği yanıt oldukça netti.

Kabengele, Dubai formasıyla yalnızca iyi oynamadı; EuroLeague düzeyinde fark yaratabilecek fiziksel profilini de sahaya yansıttı. ABA Ligi’nde 13.3 sayı, 5.5 ribaund üretirken; Avrupa sahnesinde 14.2 sayı ve 6.1 ribaund ortalamalarıyla oynadı. Özellikle atletizmi, geçiş hücumlarındaki etkinliği, çember savunması ve uzun forvet/pivot arasında geçiş yapabilen hibrit yapısıyla birçok elit takımın ihtiyaç duyduğu modern uzun profilini güçlü biçimde hissettirdi. Fenerbahçe Beko karşılaşmalarındaki etkileyici performansı ise onu daha geniş çevrelerin radarına taşıdı.

Dubai’nin Avrupa’daki ilk büyük sezonu, organizasyon açısından birçok açıdan değerlendirilebilir. Ancak McKinley Wright ve Mfiondu Kabengele özelinde bakıldığında, bu yapı iki önemli vitrin kazananı yarattı. Biri guard rotasyonunda yukarı çıkmaya hazır bir beyin, diğeri ise fiziksel tavanı yüksek modern bir uzun…

Gelecek sezon bu iki ismin hangi formayı giyeceği belirsiz olabilir. Ancak kesin olan şu: Dubai, Avrupa basketboluna yalnızca yeni bir proje değil, dikkatle izlenmesi gereken iki ciddi yıldız adayı da sundu.