KISA AMA ETKİLİ
Boylarıyla değil, aldıkları sorumlulukla konuşulan beş oyuncu… EuroLeague'de oyunu taşıyan kısalar, santimetre ezberini yalnızca istatistikle değil; karar anları, tempo kontrolü ve sahadaki yön verici rolleriyle bu dosyada bozuyor. Skorun ötesinde denge getiren, yük alan ve takımlarının merkezine yerleşen bu profiller, modern basketbolda etkinin ölçüsünün boy değil etki olduğunu hatırlatıyor.
TUCKER TUCKER EUROLEAGUE
TALEN HORTON TUCKER
FENERBAHÇE BEKO
NBA’den Avrupa’ya gelen her oyuncu iz bırakmaz. Ancak bazı isimler, doğru rol ve doğru yapı içinde kısa sürede fark yaratır. Talen Horton Tucker, Fenerbahçe Beko’da yalnızca atletizmiyle değil, oyuna etkisi ve zamanlamasıyla da EuroLeague sahnesine hızlı bir giriş yaptı.
ALİ BARUTÇUOĞLU
Dört kupalı şampiyon Fenerbahçe Beko, yaz döneminde yıldız oyuncularının ayrılığının ardından kadrosunu nokta eklemelerle yenilerken son hamlesini, NBA şampiyonluğu yaşadığı Los Angeles Lakers ve milli oyuncumuz Onuralp Bitim ile birlikte forma giydiği Chicago Bulls performanslarıyla tanıdığımız genç yıldız Talen Horton Tucker ile yaptı.
Dört kupalı sezonun ardından kaybedilen yıldızlara rağmen, geçmiş yıllara kıyasla daha hızlı kurulan kadroda EuroCup ve EuroLeague deneyimi bulunan Jantunen ve Onuralp dâhil olmak üzere beş “proje oyuncusu” ile yapılanma tamamlandı. Bu tercihler bir yandan Sarunas Jasikevicius’a duyulan güvenin göstergesi olurken, sakatlığına kadar en hızlı adapte olan ve dikkatleri üzerine çeken isim Talen Horton Tucker oldu.
Chicago Bağlantısı ve Beklenti
Fenerbahçeli basketbolseverler için Chicago çıkışlı guardlar her zaman özel bir yere sahiptir. Horton Tucker da İstanbul’a gelmeden önce Bobby Ali Muhammed Dixon ile görüşmüş, kendisini nasıl bir atmosferin beklediğini hem ondan hem de yeniden takım arkadaşı olan Onuralp’ten öğrenmişti.
Öte yandan, iki sezon önce NBA’den gelip Avrupa’da bambaşka bir hikâye yazan Simeon Lisesi mezunu Kendrick Nunn’un etkisi, THT için güçlü bir referans oluşturdu. Şu ana kadar sahaya yansıttıkları, bu beklentinin boşa olmadığını net biçimde gösteriyor.
Oyuncu Profili ve NBA Yolu
2000 Chicago doğumlu Horton Tucker, 1.93 boyunda ve 106 kilo ağırlığında, fiziksel olarak son derece güçlü bir shooting guard. Simeon Lisesi sonrası Iowa State ile kolej kariyerine başlayan oyuncu, 2019 NBA Draftı’nda Orlando Magic tarafından ikinci tur 46. sıradan seçildi. Draft gecesi takaslanarak Los Angeles Lakers’a giden THT, ilk sezonunu G League ve NBA arasında geçirdi.
Lakers formasıyla üçüncü sezonunda NBA şampiyonluğu yaşayan oyuncu, ardından Utah Jazz’da iki sezon, Chicago Bulls’ta ise bir sezon forma giydi. Beş sezonluk NBA kariyerinin ardından bu kez EuroLeague şampiyonu Fenerbahçe Beko ile Avrupa’nın zirvesini hedefliyor.
NBA kariyerinde çift haneli skorlar ve patlayıcı performanslar dikkat çekiyor. Lakers’taki ikinci sezonunda 65 maçta ortalama 20.1 dakika süre alarak 9 sayı, 2.6 ribaund, 2.8 asist ve 1 top çalma ortalamaları yakaladı. Son Lakers sezonunda ise 25.2 dakika ortalama ile 10 sayı, 3.2 ribaund, 2.7 asist ve 1 top çalma üretti. Utah Jazz döneminde benzer katkılar verirken, Chicago Bulls’ta daha sınırlı bir rol üstlendi.
Doğru Yapıda Etki
NBA kariyerine bakıldığında iki temel özellik öne çıkıyor. Genç yaşına rağmen yüksek özgüvenle oynuyor ve istatistik kâğıdının her alanına dokunabiliyor. Diğer yandan karar verme noktasında, “tek başına çözüm” yerine doğru yapı içinde top kendisine geldiğinde çok daha verimli oluyor.
NBA’de bu rakamları üreten bir oyuncunun, daralan yetenek havuzunda EuroLeague’de başarılı olması hiç de uzak bir ihtimal değil. Benzer profillerin Avrupa’da neler yaptığını yakın geçmişte defalarca gördük.
Fenerbahçe’de Alınan Karşılık
Boston ve Bacot’a kıyasla çok daha hızlı uyum sağlayan Horton Tucker’ın etkisi yalnızca gözle değil, rakamlarla da net biçimde ortaya çıkıyor. Önünde iki yol var: Jasikevicius’un okulunda öğrendiklerini sahaya yansıtarak daha komple bir oyuncu hâline gelip güçlü bir NBA dönüşü yapmak ya da Avrupa’da kalıp Kendrick Nunn, Antonio Granger ve Trajan Langdon gibi iz bırakan bir yıldız olmak.
Sezonun ilk yarısında Fenerbahçe Beko’nun THT’den aldığı katkı net: hızlı sayılar, spektaküler smaçlar, uzun kollarıyla gelen top çalmalar, savunmadan hücuma taşınan pozisyonlar ve maç kazandıran anlar. EuroLeague’de oynadığı 15 maçta 14.2 sayı, 3.7 ribaund ve 1.4 asist ortalamaları yakaladı.
Son beş maçta Bologna’ya 8, Monaco’ya 24, Panathinaikos’a 22, Milano’ya 23 ve Barcelona’ya 16 sayı atarak dört galibiyete doğrudan katkı verdi. Enerjisini doğru kullandığında, her maçta 20 sayı ve galibiyet getirebilecek bir joker kart olduğunu sezonun ilk yarısında açık biçimde gösterdi.
Sonuç olarak Talen Horton Tucker, yetenek havuzunun daraldığı Avrupa basketbolunda ve önemli yıldızlarını kaybeden Fenerbahçe Beko’da adeta ilaç etkisi yarattı. Sağlıklı kaldığı ve doğru rol içinde kullanıldığı sürece, bu hikâyenin daha çok konuşulacağı açık.
SÜPER MARIO
MARIO HEZONJA
REAL MADRİD
Real Madrid’in yıldızlarla dolu kadrosunda bu sezon öne çıkan isim Mario Hezonja. Hırvat yıldız, çok yönlülüğü ve liderliğiyle yalnızca skor üreten bir oyuncu değil; Madrid’in sahadaki karar vericisi ve yeni yüzü hâline geliyor.
HÜSEYİN DEMİR
Modern Forvet Tanımı
EuroLeague sahnesinde Real Madrid her sezon olduğu gibi yine iddiasını ortaya koyuyor. Ancak bu sezon takımın oyun kimliğini en çok şekillendiren isim Mario Hezonja. 2.03 metre boyundaki Hırvat yıldız, kısa forvet ve uzun forvet pozisyonlarında oynayabilmesiyle modern basketbolun aradığı profili sahaya yansıtıyor.
Fizik gücü, şut tehdidi ve özgüveniyle Real Madrid’in hem hücum hem de savunma dengesini yeniden tanımlayan bir rol üstleniyor.
NBA’den Avrupa’ya Uzanan Yol
Hezonja’nın profesyonel kariyeri 17 yaşında Barcelona altyapısında başladı. 2015 NBA Draftı’nda Orlando Magic tarafından 1. tur 5. sıradan seçilmesi, potansiyelinin en net göstergesiydi. Orlando Magic, New York Knicks ve Portland Trail Blazers formaları giyen Hezonja, kısa ve uzun forvet pozisyonlarındaki esnekliğiyle dikkat çekti.
Avrupa’ya dönüşünde Panathinaikos ve UNICS Kazan’da sergilediği performans, onun kıta basketbolundaki değerini yeniden hatırlattı. 2022’de Real Madrid’e transferi ise kariyerinde yeni bir sayfanın başlangıcı oldu.
Madrid’de Liderliğe Geçiş
Real Madrid’de geçirdiği iki sezon boyunca hem ACB’de hem EuroLeague’de önemli katkılar veren Hezonja, artık takımın lider figürlerinden biri. Geçen sezon ligde 10.4 sayı ve 4.4 ribaund, EuroLeague’de ise 13.5 sayı ve 4.6 ribaund ortalamaları yakaladı.
2025 sezonu, onun kariyerinde önemli bir eşik. Paris ve Dubai karşılaşmalarında aldığı sorumluluk, baskı altında karar verebilen bir oyuncuya dönüştüğünü gösterdi. Dzanan Musa ve Alberto Abalde ile oluşturduğu kanat rotasyonu, Real Madrid’e hücum çeşitliliği ve savunma sertliği kazandırıyor.
Oyun Zekâsı ve Sahadaki Etki
Hezonja’yı özel kılan yalnızca skor üretimi değil. Oyunu okuma becerisi, doğru pası bulma refleksi ve fiziksel üstünlüğü, onu savunması zor bir oyuncu hâline getiriyor. Hırvatistan Milli Takımı’nda sergilediği kolektif anlayışı, Real Madrid formasıyla da sürdürüyor.
Gelecek: İstikrar ve Simgesel Rol
Mario Hezonja artık kariyerinin olgunluk döneminde. Sergio Scariolo yönetiminde, Llull ve Campazzo gibi tecrübeli isimlerle birlikte oyunun kritik anlarında sorumluluk alan ana aktörlerden biri konumunda. Bu sezonun, Madrid kariyerinin en verimli dönemlerinden biri olması sürpriz olmayacak.
WiZink Center’da yükselen alkışlar, Hezonja’nın Real Madrid’de sıradan bir oyuncu olmaktan çıkıp, adım adım kulübün simgelerinden birine dönüştüğünü gösteriyor.
LİDER
NICK WEILER-BABB
ANADOLU EFES
Savunma sertliği, oyun aklı ve istikrar… Anadolu Efes’in dalgalı geçen sezonunda ayakta kalan en güçlü yapı taşlarından biri Nick Weiler-Babb. Zor dönemde sorumluluk alan, oyunu iki yönlü oynayan ve sahadaki liderliğiyle fark yaratan Amerikalı-Alman guard, Efes’in yeniden ayağa kalkma umudunun merkezinde yer alıyor.
SIRAÇ EL
Yeniden Yapılanmanın Merkezindeki İsim
30 yaşındaki Nick Weiler-Babb (12 Aralık 1995), Anadolu Efes’in 2025–26 sezonundaki kadro yenilenmesinin en kritik parçalarından biri olarak yaz döneminde takıma katıldı. Geçtiğimiz sezon Bayern Münih formasıyla kazandığı 2024–25 EuroLeague En İyi Savunmacı ödülü, kulüp tarihinde bir ilkti. Bu başarı, Weiler-Babb’ın yalnızca bireysel savunma kalitesini değil, oyunun bütününe yayılan etkisini de ortaya koyuyordu.
Efes’e gelişiyle birlikte takımın hem savunma kimliğinde hem de hücum organizasyonunda lider roller üstlenen Weiler-Babb, EuroLeague’de savunma kalitesini hücum zekâsıyla birleştirebilen nadir guard profillerinden biri olarak öne çıktı.
Dalgalı Sezonda Güvenilir Liman
Sezon başında Igor Kokoškov yönetiminde büyük beklentilerle yola çıkan Anadolu Efes, sakatlıklar, istikrarsız performanslar ve savunma–hücum dengesindeki sorunlar nedeniyle zor bir süreçten geçti. Kasım 2025 sonunda gelen olumsuz sonuçların ardından teknik direktör değişikliğine gidildi ve takım yoluna Pablo Laso yönetiminde devam etti.
Aralık 2025 itibarıyla EuroLeague’de alt sıralarda yer alan Efes, yaklaşık yüzde 33.3 kazanma oranıyla beklentilerin uzağında kaldı. Ancak bu zorlu tabloda Nick Weiler-Babb, bireysel istikrarı ve çok yönlü oyunu sayesinde takımın en güvenilir ismi olmayı sürdürdü.
Oyunun İki Yönünde Süreklilik
Weiler-Babb yalnızca oyunu yönlendiren bir guard değil. Yüksek asist ortalamasıyla takımın en önemli pasörlerinden biri olurken, kritik anlarda skor sorumluluğu almaktan da kaçınmıyor. Savunmada rakip guardlara karşı fiziksel gücüyle baskı kuran, ribaund katkısı veren ve değişmeli savunmalarda doğru pozisyon alan yapısıyla fark yaratıyor.
Hücumda ise doğru şut seçimi, tempo kontrolü ve takım arkadaşlarını en uygun noktalarda topla buluşturma becerisiyle adeta bir orkestra şefi gibi oynuyor. Topun ağırlığını hissettiren anlarda sorumluluk alabilmesi, Efes’in toparlanma sürecindeki en önemli dayanaklardan biri olmasını sağlıyor.
Çift Yönlü Kimlik ve Tavan Meselesi
Nick Weiler-Babb’ın en büyük gücü, hâlen üst düzey bir çift yönlü oyuncu profiline sahip olması. 2024–25 sezonunda kazandığı savunma ödülünü Efes forması altında da sahaya yansıtan Weiler-Babb; fiziksel üstünlüğü, basketbol zekâsı ve perde savunmasındaki doğru okumalarıyla vazgeçilmez bir parça hâline geldi.
Guard pozisyonundan verdiği ribaund katkısı EuroLeague standartlarının üzerinde. Top çalma istatistikleri ve rakip oyun kurucuları yavaşlatma becerisiyle savunma yükünün büyük bölümünü omuzluyor.
Hücum tarafında ise asist liderliği, kritik üçlük denemeleri ve skor üretme kapasitesiyle oyununu her sezon biraz daha ileri taşıyor. Üç sayı yüzdesini daha istikrarlı hâle getirmek ve bire bir hücumlarda skorer guardlara karşı daha baskın olmak gelişim alanları arasında yer alsa da, sahip olduğu liderlik ve çok yönlülük bu eksikleri büyük ölçüde dengeliyor.
Efes toparlanma sürecine girerse, Weiler-Babb’ın savunma kalitesini hücumdaki skor katkısıyla birleştirmesi onu All-EuroLeague seviyesine taşıyabilir. Sağlıklı kaldığı sürece, Anadolu Efes’in yeniden yükseliş ihtimalinin en önemli yapı taşlarından biri olmaya devam edecek.
SAYI MAKİNESİ
NADIR HIFI
PARİS BASKETBALL
TJ Shorts sonrası Paris Basketball’un hücum anahtarlarını eline alan Nadir Hifi, artan sorumluluğu skora; liderliği ise potansiyele dönüştürerek EuroLeague’in yeni nesil skorerleri arasına adını yazdırıyor.
ARDA AYGAHOĞLU
Paris Basketball’da TJ Shorts’un ayrılığıyla oluşan boşluk, sezon başında ciddi soru işaretlerini beraberinde getirmişti. Ancak bu belirsizlik ortamından en güçlü şekilde çıkan isim Nadir Hifi oldu. EuroLeague sahnesinde 18 maçta 20.0 sayı, 3.8 asist ve 1.2 top çalma ortalamalarına ulaşan genç guard, kısa sürede takımının hücum merkezine yerleşti.
Üç sayı çizgisinin gerisinden yarattığı sürekli tehdit ve topu elinde istediği anlarda sorumluluk almaktan çekinmemesi, Paris’in hücum kimliğini ayakta tutan ana unsur hâline geldi.
Rol Değil, Statü Değişimi
Sezonun ilk altı haftasında ortaya koyduğu MVP seviyesindeki performans, Paris Basketball’u sıralamada üst basamaklara taşıdı. O süreçte üçüncü sıraya kadar yükselen ekipte ivmenin ana kaynağı, Hifi’nin artan top kullanımı ve özgüveni oldu.
Geçen sezon hücumda ikinci ya da üçüncü opsiyon konumundayken, bu yıl hem şut hacmini hem de asist ortalamasını yukarı çekerek takımın birinci skor silahına dönüştü. 18 hafta sonunda Kendrick Nunn, Mike James, Wade Baldwin, Nikola Mirotić ve Sasha Vezenkov gibi elit bitiricilerin önünde yer alması, Hifi’nin yalnızca rol değil, statü de değiştirdiğini gösteriyor.
Gelişim Alanları ve Savunma Potansiyeli
Profesyonel kariyerinin ilk dönemlerinde oyun kurma ve paylaşım tarafı sınırlıydı. Asist ortalamasının 1.3 seviyesinde kalması, set başlatma ve karar kalitesini başlıca gelişim alanları hâline getiriyordu. Bu sezon hâlâ bu eksiklerin tamamen kapandığını söylemek zor; bire bir pas tercihleri ve uzun, güçlü kanatlara karşı savunmada zorlandığı anlar mevcut.
Ancak yaşının getirdiği atletizm ve saha içi sezgisi, savunma tavanının oldukça yukarıda olduğuna işaret ediyor. Geçen sezon 0.6 olan top çalma ortalamasını bu yıl 2.0 seviyesine çıkarması, okuma becerisi ve el çabukluğunda ciddi bir sıçramanın göstergesi.
Elit Skorer Yolunda
Hifi’yi ayıran temel özellik, kendi şutunu yaratabilme becerisi. “Step-back” repertuvarı, onu yalnızca bitirici değil; hücumu şekillendiren bir skorer konumuna taşıyor. Topu elinde isteyen bir guard olmasına rağmen, farklı profillerle yan yana oynayabilmesi ve oyunu kilitlemeden yönlendirebilmesi, “yalnız çözücü” çizgisinden “akışa liderlik eden” bir role evrildiğini kanıtlıyor.
Geleceğe bakıldığında Nadir Hifi’nin önünde net bir yol ayrımı bulunuyor. Skorer kimliğini elit seviyede kalıcı hâle getirmek ya da karar kalitesini ve oyun kurucu reflekslerini geliştirerek daha bütüncül bir lider profiline evrilmek. Üç sayı istikrarı bu denklemin merkezinde yer alıyor. Yüzdesini yukarı çektiği ölçüde tavanı da yükseliyor.
Avrupa’da kalması hâlinde, Hifi’nin topu elinde tutarak oyunu domine eden ve skor gücüyle fark yaratan bir “elit skorer” şablonuna doğru ilerlediği net biçimde görülüyor.
SINIR TANIMAZ
CHIMA MONEKE
KIZILYILDIZ
Enerjiyle başlayan hikâye artık sorumlulukla devam ediyor. Chima Moneke, Kızılyıldız formasıyla sezon ilerledikçe yalnızca tempoyu yükselten bir güç olmaktan çıkıp, oyunun yönünü belirleyen güvenilir bir yük taşıyıcıya dönüşmüş durumda.
ECE ERGEZ
Nijerya’dan Belgrad’a uzanan çizgide, enerjisiyle oyunun ritmini değiştiren Chima Moneke, Kızılyıldız forması altında sezon ilerledikçe rolünü daha net, daha görünür ve daha etkili bir noktaya taşıyor. Takım temposunu yukarı çeken, sertliğiyle alan açan Moneke artık yalnızca bitirici değil; oyunun gidişatını değiştiren bir denge unsuru hâline gelmiş durumda.
Sezon İlerledikçe Netleşen Rol
Sezon başında daha çok iç bitiricilik ve ribaund katkısıyla öne çıkan Moneke, haftalar ilerledikçe hücumda daha fazla temas alan ve daha fazla sorumluluk üstlenen bir profile evrildi. EuroLeague’de maç başına 14 sayı bandında seyreden üretimi, onu Kızılyıldız hücumlarının en güvenilir duraklarından biri hâline getirdi.
Ribaund katkısını 7 civarında tutması, özellikle hücum ribaundları sonrası gelen ikinci şans sayılarında takım adına önemli avantajlar sağlıyor. Savunmanın dikkatini üzerine çekmesi, topsuz oyuncular için alan yaratırken hücum akışını da rahatlatıyor.
Verimlilik ve Fiziksel Üstünlük
İki sayı çizgisinde yüzde 60’a yaklaşan isabet oranı, Moneke’nin temaslı oyundaki etkinliğinin sezon geneline yayıldığını net biçimde gösteriyor. Hücum ribaundlarındaki sürekliliğini korurken, faul çizgisine gidiş sıklığının artması Kızılyıldız hücumları tıkandığında güvenli bir skor kaynağı oluşturuyor.
Asist katkısı 2 bandında seyretse de, pas tercihleri ve oyunu zorlamadan oynama alışkanlığı genel verimliliğini yukarıda tutuyor.
Savunmada Sertlik, Hücumda Denge
Sezonun ilerleyen bölümünde savunma tarafındaki konsantrasyonunu daha istikrarlı bir çizgiye taşıyan Moneke, kısa–uzun değişimlerinde ayakta kalabilmesi ve temas dozunu artırmasıyla teknik ekibin ona duyduğu güveni pekiştirdi. 26–27 dakika civarındaki süreler, bu güvenin sahadaki karşılığı oldu.
Üç sayı çizgisinde yüzde 30 bandındaki oranlar tavanı sınırlasa da, şut hacmini zorlamadan seçmesi genel performansına olumsuz yansımıyor.
Enerji Oyuncusundan Yük Taşıyıcıya
Chima Moneke hâlâ parkede bir enerji kaynağı. Ancak artık yalnızca ritim getiren bir oyuncu değil; kritik anlarda sorumluluk alan, teması kabul eden ve oyundan düşmeyen bir figür. Bu dönüşüm, onu 20 PIR sınırına yaklaşan bir verimlilik seviyesine taşırken, klasik “rol oyuncusu” tanımının ötesine yerleştiriyor.
Analitik Güncelleme
Sezon başında “elit forvet eşiğinde” olarak tanımlanan Moneke, şu anda o çizgiye çok daha yakın. Dış şut istikrarı hâlâ tavanı belirleyen ana eşik olsa da, mevcut saha içi etkisi onu EuroLeague seviyesinde güvenilir bir ilk beş parçası hâline getiriyor.