Hücum Ribaundu | Barça'yı F4'e taşımak istiyorlar!

Son dönemdeki hakem hatalarına dikkat çeken Murathanoğlu: "F.Bahçe - Barcelona maçındaki o pozisyon son saniyede olsa EL'den bir özür mektubu daha gelecekti. Aynı pozisyonda Vesely daha sabitken çalmışsın! Nedir amaç? Amaç Barcelona Başkanı'nın koltuğunu kurtarmak. 'Her zaman NBA, EuroLeague'den oyuncu alamaz, biz de NBA'den alırız' diye Barça'ya destek veriyorlar."

Murat Murathanoğlu ile Bilgin Gökberk'in bu ayki sohbetine damgayı EuroLeague'deki hakem hataları damga vurdu. Murathanoğlu özellikle Fenerbahçe Beko aleyhine çalan düdükler ve özür mektuplarına isyan ederken, daha sakin kalan Bilgin Gökberk, 5 yılın yorgunluğunun ardından alınan sonuçların büyütülmemesi gerektiğini belirterek, "Obradovic
çok başarılı koç ama bir sene de böyle olabilir. Bunun bir felaket hâline getirilmemesi gerekir" diyor...

- Yine EuroLeague ile Efes ve Fenerbahçe ile başlasak...

M.M.:
Barcelona sezon başında 46 milyon Euro harcadığında da söyledim... Fenerbahçe, Vesely'nin sağlıklı döneceğine çok güvendi. Singleton farkını görüyor musun Efes'te? Moerman sakatlandığında Singleton'ı aldılar. Diğer yanda Barcelona, Heurtel sakatlanınca Delaney'i aldı. 2 ay Fenerbahçe ile idman yaptı diye Lauvergne sakatlanınca Stimac'ı aldılar. Şimdi EuroLeague'de final hedefi olan bir takımda Stimac oynayabilir mi?

Ben sezon başı EL'nin amacını hafif hafif sezdim. Aydan Siyavuş'un yanında aldığım eğitimimin de bu sezgilerde etkisi oldu. 'Bunlar (EuroLeague Yönetimi) Barcelona'yı Final Four'a sokacaklar' dedim. VTB'ye yani CSKA'ya dokunamaz, Moerman'ın sakatlığını bile kendi lehine çeviren Efes, Allah'ı var sezon başından beri en iyi basketbolu oynuyor; ona da dokunamazlar.

Efes biraz güçten düşsün şu an Fenerbahçe'ye yapılan Efes'e de yapılacak. Neden biliyor musunuz? Fenerbahçeli taraftarların Final Four'da alacağı biletleri alabilecek bir taraftar grubunu kolay kolay bulamazlar. Sadece Maccabili taraftarlar bu potansiyeli gösterebilir. Ne Real, Ne Barcelona ne de Efes 6-7 bin taraftar çekemez Final Four'a...

Sarı lacivertli taraftarların aldığı biletin haddi hesabı yok. Ben olsam bu Jordi'yi protesto için o biletleri yakarım iade de etmem. Bırakın tribünler boş kalsın! Artık ayıp noktasına geldiler. 1 oldu, 2 oldu ama artık yeter. Barcelona maçındaki o pozisyon son saniyede olsa EuroLeague'den bir özür mektubu daha gelecekti. Aynı pozisyonda Vesely daha sabitken çalmışsın! Nedir amaç? Amaç Barcelona Başkanı'nın koltuğunu kurtarmak.

'Her zaman NBA, EuroLeague'den oyuncu alamaz, biz de NBA'den alırız' diye Barcelona'ya destek veriyorlar. Fenerbahçe hedef seçildi, burada suçu yok mu? Hep söylüyorum bu fanatizm değil. Nasıl Efes'in güçlü olduğu bu dönemde deniyorlar; ama yapamıyorlar... Çok basit güçlü olacaksın. Sezon başında bu kadro kurulsaydı, Obradovic takım uyumunu sağladığı zaman Efes ile Fenerbahçe EL'de 1. ve 2. olurdu. Ama Fenerbahçe sorunları sezon ortasına bıraktı.

Şu da var, bir ay sonra Fenerbahçe Beko play-off yapar mı? Yapar ama bir takımın kadrosunda zaaflar var diye hakemlerin -mektupların havada uçuştuğu bir ortamda- ardı ardına maçları katletmesi rezalettir. Obradovic hiç hakem konuşmaz, ilk defa "Organizasyona saygım var, konuşursam ayıp olacak" dedi.



B.G.: Bu işlerde ormana bakacaksın, Fenerbahçe bir marka yarattı Avrupa'da, bir sene kötü duruma düşebilir. Öyle çok vahim bir durum yok ortada; ama Türkiye'de böyle ya varsın ya yoksun!

M.M.: Evet ama hakemler araya girmemeli.

B.G.: Fenerbahçe'de belki 5 yılın verdiği bir yorgunluk var. Belki bizim de bilmediğimiz bir sorun var. İyi bir koçları var, her yıl koça verilen iyi de bir bütçe var. Obradovic de bir insan her ne kadar bizim basketbol ailesi yarı Tanrı gibi görse de Murat da dahil! Murat, Obradovic derken bile farklı vurguyla söylüyor. Ergin Ataman'ı öyle telaffuz etmiyor. Messina'ya Milano'da bizim Obradovic'e baktığımız gibi bakmıyorlardı.

Çok iyi bir koç Obradovic ve çok da başarılı bir koç. Ama bu sene de böyle gidiyor. Yani bunun bir felaket hâline gelmemesi gerekir. Ayrıca, ilk 8’e girerse, Fenerbahçe’nin ne yapacağı belli değil.

Bizim maç anlatan arkadaşlarımız arasında, içlerinde en iyisi Murat’tır; biliyorsun. Bizim milli maçlarda ve kulüplerimizin Avrupa maçları bir acayip anlatılır. Ben son 10 yılda yenildiğimiz ve hakemin hiç hata yapmadığı maç hatırlamıyorum. Buna Murat’ın anlattığı maçlar da dahil. Yani, bütün iddialı üst seviye maçlarda, biz ne zaman yenilirsek; onda mutlaka hakem lobisinin parmağı var!

Mesela, Murat’ı İspanya’ya almamaları lazım. Hatırlıyorum; Real Madrid’deki bütün İspanyol oyuncuları tek tek, hem de çok ağır bir şekilde eleştirmişti. Real Madrid’deki Rudy Fernandez Türkiye’de oynasa, başka anlatılır. “Yine aldı puanı Fernandez. Nasıl da rakibine teknik faulü verdirtti?” denir. Orada oynadığı zaman da… Bizde maçlar hep böyle anlatılır. Bu da ülkenin genel havası. Anlatana da yansıyor. Murat’ı tenzih ediyorum; ama genelde gördüğün zaman, attığın basketten zevk almıyorsun.

Maç seyreden bir insanımızın en sevdiği an, takımındaki bir oyuncunun smaç bastığı andır. Orada da adam öyle bir anlatıyor ki, “Hay atmasaydın şunu keşke de adam bunu o ses tonuyla anlatmasaydı” diyorsun. Bu önemli bir konu. Sonuçta uluslararası bir maç oynanıyor. Takıma bakıyorsun, kadroda Türk yok yani doğru düzgün. Bunu biraz uluslararası boyutlarda anlatın.

Hadi, Barcelona maçını hakemden dolayı kaybettik; ama 10 senedir hep hakemden dolayı mı kaybediyoruz?



AVRUPA'DA EN İYİ BASKETBOLU OYNAYAN EFES

- Şu an konuşmak için biraz erken ama Efes ve Fenerbahçe'nin Final Four şansını nasıl görüyorsunuz?

M.M.:
Daha çok erken bunu söylemek her takım için erken... Buna Real Madrid de dahil. Onların da sakatları var; ama Efes’in de sakatları var. Şu an F4 için en güçlü aday ve Avrupa'nın en iyi basketbolunu oynayan takım Anadolu Efes.

B.G.: Menajerler, Ergin Ataman’ı en iyi antrenörler arasına almadılar. O da enteresan. En iyi antrenörleri seçmişler. Birinci sırada Maccabi’nin koçu Sfairopoulos var. İkinci ve üçüncü sırada da Pablo Laso ile Obradovic.

M.M.: Messina da yok.

B.G.: Ergin Ataman orada da yok. Çünkü o ‘Yugoslav Grubu’ futbolu da yönetiyor, basketbolu da yönetiyor. Bu adamı sokmak istemediler. Çünkü oraya kendi ekibini soktuğun zaman, daha çok oyuncu alıp satıyorsun. Bu çok net basketbolda. Yugoslav ekolü diyeyim. En kibar böyle söyleyeyim.

- Peki sizin üçlünüz nasıl olurdu?

M.M.: Bu sene Ergin Ataman’ı birinci sıraya koyardım.

B.G.: Veya üçüncü koyardım.

M.M.:Hayır, birinci koyardım. Niye üçüncüye koyayım?

B.G.: Ya da şöyle derdin; Bir, iki, üç bu... En heyecan verici koç da, kurduğu takımla Ergin Ataman. Ama işte o Yugoslavların böyle bir etkisi var. Maalesef. Bence sokmak istemediler. Yugoslavlar, basketbolu yönetiyor bütün dünyada. Yanımızda koç oluyor. Telefon geliyor ona. Şu 5 oyuncuyu alırsan, seni Türkiye’de bir takıma koç yaparız; ama o 5 oyuncuyu paket alman lazım diyorlar. Yani böyle bir yerde, Ergin Ataman’ı oraya sokmak istememeleri normal bence. Çünkü Ergin Ataman’ı oraya sokmak demek, 1-2 milyon Euro'nun oraya gitmesi demek. Belki Ergin Ataman onlardan oyuncu almayacak.

- ULEB’deki İspanyol etkisi bu sezon daha mı fazla hissediliyor?

M.M.:
ULEB’in kuruluş nedeni neydi? FIBA ve Borislav Stankovic’in özellikle Yunan takımlara bir ayrıcalık yaptığı ve bundan da en çok canı yanan Barcelona ve diğer İspanyol takımlarıydı. Birçok insan da şikayetçi olduğu için, ULEB’e destek verdiler. İlk sene olmasa da, ikinci yıldan itibaren destek verdiler. Şimdi Jordi’nin (Bertomeu) geldiği nokta ile Stankovic’in bıraktığı nokta arasında fark var mı sence? Bence yok. Sadece kimin rüzgârı arkasına aldığı değişti. Yunanistan’dan İspanya’ya ve CSKA Moskova’ya geçti. CSKA da VTB’den dolayı. Geçenlerde bir paneldeydim. “EuroLeague niye NBA gibi olamıyor?” diye soruyorlar.

B.G.: Olmasın zaten.

M.M.: Hayır, gelir açısından. Takım sayısını 16’dan 18’e çıkardın; 18’den 20’ye çıkaracaksın. Maç sayısı artıyor. Kadroların genişlemesi lazım. Oyunculara daha çok para verilmesi lazım ama gelirler ne olacak? Sıfır. Böyle bir şey olmaz ki.

B.G.: Bir de şöyle bakalım. Luka Doncic mesela. Ben artık seyretmekten sıkıldım. Her maçta 35 sayı atıyor. Hep topla geliyor. Eskiden NBA’de bunları 2-3 oyuncu yapardı. Topla dribling edip sayı atardı. Magic Johnson, Michael Jordan gibi… Şimdi öyle değil. Mesela Harden. Hiç haz etmem. Alsam ne olur?

EuroLeague çok acayip bir lig bana göre. Resmen her maçta bir savaş var. NBA’de daha çok şova dayalı şimdi. 1980’lerde öyle değildi. Şimdi bir tuhaf. Sosyal medyadan bakıyorum, birilerinin ismi çıkıyor. Hele Harden. Tam Faruk Akagün oyuncusu. Antrenörü olsaydı, hemen kenara alırdı. (Gülerek)

NBA’deki takımlarda, ABD’li haricinde yıldız sayıları arttı. Takıma liderlik edenler… 1980’lerin sonları ve 1990’lara bakacak olursak, Afrika’dan Dikembe Mutombo ve Hakeem Olajuwon; Avrupa’dan da eski Yugoslavya’dan Petrovic, Kukoc, Marciulionis, Sabonis…

ŞİMDİ KARDEŞ KARDEŞ TAKIM KURULUYOR!

M.M.:
O oyuncuların hepsini ikiye bölebilirsin; Avrupa’da yıldız olup gidenler ve ikincisi de, Hakeem olsun, Patrick Ewing de tam ABD’li değil; Jamaikalı, Mutombo, Detlef Schrempf... Bunlar NCAA’de pişti. O zaman Bilgin’in dediklerine şöyle bir destek vereyim; ABD’nin kendisini sorgulaması lazım. Genel menajerlik fuzuli oldu, kardeş kardeşe takım kuruluyor…

NCAA’de eski kozlar var mı? Şimdi, liseli 5 yıldızları etkileyecek, ağabeylik yapacak, saçları jöleli, genç, bir şey öğretmeyen koçlar var. Larry Bird 4 sene oynadı. (Indiana State) Magic Johnson 3 sene oynadı, (Michigan State) en iyi öğretici koçlardan Jud Heathcote için. Michael Jordan 3 sene oynadı Dean Smith (North Carolina Üni.) için; Efsane! Patrick Ewing 4 sene oynadı, (Georgetown) John Thompson için. Ondan öncesine gidersen, John Wooden için oynadılar. (Kareem Abdul-Jabbar’ın UCLA’den antrenörü) Hepsi 3-4 sene kaldı.

Şimdi mecburiyetten, liseden direkt NBA’e gidecek yetenekler, 1 sene NCAA’e gidiyorlar. Doğru düzgün hiçbir şey öğrenmiyorlar. Atletizmleri, becerileri… O yüzden oyuncuların basketbol birikimi aşağıya indi. Hani BIG 3’ler çıktı ya, 1980’li yıllarda 20 takım sayabilirsin. Bunların hepsi o dönem doğaldı. Jordan ve Pippen’ın yanında Kukoc vardı, Dennis Rodman vardı. Bad Boys’ta, (1989-1990 Detroit Pistons) Isaiah Thomas, Joe Dumars, Bill Laimbeer, Rodman vardı. Final yapamayan takımlara bak; Atlanta Hawks. Dominique Wilkins bugün olsa… Kevin Willis vardı, Tree Rollins vardı…

B.G.: Tabii ki ligde bir tane Magic Johnson vardı. Şimdi 10 tane var. Magic Johnson’ı anlatmaya gerek yok. Şimdi herkes o hareketleri yapabiliyor. Müdafaa da yapmıyorlar. Bir de adamın gelip 5 kişi arasından turnike atmasına diyorsun ki, danışıklı dövüş mü? Ne oluyor yani? Luka Doncic aynı basketi 100 defa atmaz. “Tak tak”, kaz adımı deniyordu eskiden. İyi ki EuroLeague gibi bir organizasyon var. Basketbol izliyoruz. Ama para kısmında, Murat’ın dediği doğru yani. Para vermiyorlar.

M.M.: Avrupa ekonomisinde bu takımlar her yıl ceplerinde 20-30 milyon Euro harcayamaz. Bu sene CSKA bile 45-50’lerden 35-40’lara indi. Şimdi, Avrupa’da belli bir seviyenin altına düşmeyen basketbol eğitimi alıyorlar. Şimdi ABD’nin -Sen şov dediğin için söylüyorum- Showtime kimdi; Lakers. Kareem’den başlayalım. 4 sene John Wooden. Gelmiş geçmiş en büyük basketbol adamı. James Worthy, 3 sene Dean Smith ile… Magic Johnson, 3 sene Jud Heathcote. Bunlar da çok büyük yeteneklerdi ama eğitimi de vardı. Basketbol eğitiminden söz ediyorum. Yok ki öyle bir şey şimdi.

- Teknolojinin. basketbol oyuncularının dönüşümünde, karakterlerinde etkili olduklarını düşünüyor musunuz?

M.M.: Teknolojiden ziyade, bakıyorsun şimdi; NBA’in en iyi 20 oyuncusundan kaç tanesi üniversitesi iyi bir koçla çalıştı. John Wooden, Dean Smith, John Thompson olsun. Bunlar sadece basketbol değil, hayatı da öğretiyorlardı.

B.G.: Bir 5 sayar mısın?

M.M.: Nasıl bir 5?

B.G.: NBA’de senin hatırladığın en iyi, en renkli 5.

M.M.: Eğer daha kısa, dışa dayanıklı bir takım istersem Magic, Jordan, LeBron, Bird ve Wilt Chamberlain. Ama Tim Duncan’ı da 4 numaraya sokabilirim. Çünkü 4 yıl Wake Forest’ta okudu. Çok iyi bir koçla çalıştı ve 2 sene önce draft’a katılsa, yine birinci sıradan seçilecekti. Arada o fark var.



CHAMBERLAIN'DAN DOLAYI 50 TANE KURAL DEĞİŞTİ

- Tüm zamanların gelmiş geçmiş en iyi oyuncusunu seçmenizi istesek?

M.M.:
Dönemler farklı, kurallar çok farklı. Eskiden 3 sayı yoktu. Şimdi bence bir oyuncunun büyüklüğü, oyuna etkisiyle ölçülür. Wilt Chamberlain’dan dolayı 50 tane kural değişti. Adam yine de 50 sayı atıyordu.

B.G.: Peki, EuroLeague’den bir 5 desem; 2010’lu yıllardan?

M.M.: Son 10 yıl... Spanoulis ve Diamantidis’i koymak lazım. Hadi, Sarunas’ı (Jasikevicius) da koyayım. 3 kısa oynayayım. Üçü de hakikaten üst seviye. Bogdanovic’i de 4 numaraya koydum. Hadi Obradovic 5’i olsun; 5 numaraya Sabonis’i de koyayım. Real Madrid’de birlikte çalışmışlardı.

hücumribaundu muratmurathanoğlu bilgingökberk barcelona euroleague cska fenerbahçe anadoluefes ribaunddergisi