EFSANELER


EuroLeague, Avrupa’nın oyunu hatta daha da fazlası; Avrupa’nın tutkusu... Mücadele, rekabet, adanmışlık, bayrak isimler ve unutulmaz anlarıyla Avrupa basketbolunun hafızası, kalbi. Ribaund Dergi, EuroLeague’in en önemli isimlerini kaleme aldı.

Türk ve Avrupa basketbolunun en büyük destekçilerinden P&G Türkiye ve Kafkasya Yönetim Kurulu Başkanı Tankut Turnaoğlu, Maccabi ile şampiyonluk yaşayan koç David Blatt ve EuroLeague tarihinde en çok maç yöneten hakemimiz unvanına sahip Basketbol Federasyonu MHK Başkanı Recep Ankaralı da görüşlerini, hedeflerini ve ‘en’lerini bizlerle paylaştığı özel sayımızda Euroleague'in 7 büyük efsanesine de selam yolladık...

Obradovic, Bodiroga, Jasikevicius, Diamantidis, Navarro, Spanoulis’le 'EuroLeague Özel' dosyamıza hoş geldiniz.


 
--------------------------------------
 
10 İÇİN EVE DÖNME VAKTİ!
"Yaşam, öğrenmekle ilgilidir. Öğrenmeyi bıraktığınızda ölürsünüz" diyor ABD'li yazar Tom Clancy... Öğrenirken üretmek, üretirken yaptığınız işe olan tutkunuzu artırmak ve sonunda öğretmeye başlamak ise, sizi 'ölümsüz' yapar.
 
Fatih SABOVİÇ
 

Dünya; alanında uzmanlaşan, kendi branşına yepyeni değerler katan, öğrettikleriyle de taşıdığı unvanlara bambaşka anlamlar ekleyen insanlarla dolu. Avrupa basketbolu nazarında bakacak olursak, bu kişilerin başında gelen en önemli isim hiç şüphesiz Zeljko Obradovic...
 
ABDİ İPEKÇİ'DE BAŞLAYAN HİKAYE...
1961'de Sırbistan'ın küçük şehirlerinden Çaçak'ta dünyaya gelen Obradovic, 'Basketbol Profesörü' Aleksandar "Aca" Nikolic'in izinden gidip, 32 yaşında Abdi İpekçi Arena'da Partizan'la koç olarak ilk EuroLeague Kupası'nı kaldırdı.
Aradan geçen sezonlarda kariyer basamaklarını bir bir tırmanmaya başladı. 1991-92'den sonra, önce 1993-94'te Badallona ile yine EuroLeague zirvesindeydi. 1994-95'te aynı başarıyı Real Madrid'le yaşadı.
 
13 YILLIK GÖREV VE 23 ŞAMPİYONLUK
Zeljko Obradovic'in kendine çok şey katacağı, basketbola yepyeni bir soluk getireceği, 1995-1996 sezonunda ilk kez EuroLeague kupasını kaldıran Panathinaikos'un Avrupa'ya damga vuracağı dönem ise milenyumla birlikte başlayacaktı.
11 Yunanistan Ligi, 7 Yunanistan Kupası ve tam 5 EuroLeague zaferi sığdırıyordu Obradovic, 13 senelik Panathinaikos kariyerine... Ve ardından 2013-2014 sezonunda Fenerbahçe günleri gelip çattı. Sarı lacivertli kulüpte tek hedef vardı; bir kez daha Avrupa'nın zirvesine çıkmak!
 
HER ŞEYİYLE, İSTİKRARI ÖĞRENMEK!
Sırp koç, Fenerbahçe için de en iyisini biliyordu. Neresinden bakılırsa bakılsın Obradovic için en iyisi; yazının başında Tom Clancy'nin dediği gibi durmadan, aralıksız biçimde 'öğrenmek'ti. Fenerbahçe camiası, öncelikle Avrupa'da istikrarlı olmayı öğrenmeliydi.
 
İlk sezonunda EuroLeague'e Top 16'da veda eden sarı lacivertliler, 2014-2015'te Final Four görüp üçüncülük maçında yenildi. Bir sonraki sezon ise trajik bir final mağlubiyetiyle herkes, 'üzülmeye rağmen çalışmaya devam etme gereğinin' bilincine çoktan varmıştı.
 
KUPAYI KALDIRDI, İLERİYİ İŞARET ETTİ
Fenerbahçe'de yaratılan basketbol bilinci, daha büyük başarıların çok da uzak olmadığını açıkça ortaya sermeye başlamıştı. Yıldızlardan kurulu hâle gelen takım, Avrupa'da markalaşmaya yürüdü ve bunu gerçekleştirdi. Tıpkı 1992'de olduğu gibi geçen sezon da İstanbul'un ev sahipliği yaptığı Final Four'da şampiyonluk kürsüsünün ilk basamağına Obradovic imzayı atıyordu. Fenerbahçe, Sinan Erdem Spor Salonu'nda Avrupa'nın zirvesindeydi. 
 
Ama asıl süreç, Obradovic'in de Fenerbahçe ile şampiyon olduktan sonra basın toplantısında söylediği gibi yeni başlıyordu; Hedef, 2018'de Belgrad'da yapılacak Final Four'da da kupayı kaldırmak!
 
KAN KAYIPLARINA RAĞMEN HEDEF TEK
Sarı lacivertliler, Udoh, Bogdanovic gibi yıldızlarını, Antic gibi etkili bir 6. adamı yitirdi 2017-2018 sezonu öncesi... Bu isimlerin yerine gelen oyuncuların uyum süreci hâlen tamamlanmadı. Fenerbahçe'nin çizdiği EuroLeague performansındaki ani iniş çıkışlar, pek çok taraftarı ümitsizliğe itiyor belki de...
 
Ancak gerek Yugoslav kültürüne olan ilgimin bana kattığı bakış açıları, gerek aile köklerimin dayandığı topraklardan gelen koç Obradovic'in etkisi ve gerekse kendisine dair uzun süreli gözlemlerimden yola çıkarak şunu söylemekte mutlak fayda görüyorum; Zeljko Obradovic, bu sezon sadece ve sadece 10. EuroLeague kupası için evine, yani Final Four 2018'in yapılacağı Belgrad'a dönecektir!
 
OBRADOVIC'İN BODIROGA SÖZLERİ...
Kitabında varsa yoksa, "çalışmak" yazan koç Zeljko Obradovic, Bodiroga'dan övgüyle söz ediyor. Ve geçmişte verdiği bir röportajda efsane oyuncunun basketbol aşkını şöyle anlatıyor:

- Oyuncunun sadece takımla çalışması önemli değil, bireysel de çalışmalı. Zamanında takım günde 4 saat, Bodiroga 8 saat çalışırdı. Maçı kaybettik: Bodiroga ertesi gün idmanda. Kazandık: Bodiroga ertesi gün idmanda. 40 sayı attı: Bodiroga ertesi gün idmanda...
 
----------------------------------------
6 MADDEDE OBRADOVIC'E
DAİR AZ BİLİNENLER


"BARIŞ DİLEYEN KİŞİ"
 
- Zeljko, Obradovic’in ön adı ‘Zelimir’den üretilmiş. ‘Zelimir’, ‘Barış ve huzur dileyen kişi’, ‘barışçıl’ anlamına geliyor. Zeljko ise bu isimden oluşturulan lakap.
 
OYNARKEN LAKABI CEPAC'TI

- Obra’nın oyunculuk zamanından kalma lakabı ‘ZOC’, yani Zelimir Obradovic Cepac. ‘Cepac’ın anlamı ise Obra’nın olağanüstü şutörlüğüne bir gönderme: ‘Yırtıcı-kesici’.
 
KONSERE GİDERKEN YARALANDI
- 1961’den beri Sırbistan’da ağustos ayında yapılan Guca Trompet Festivali’ne hep gitti. Bir defasında festivale Chopper motosikletiyle giderken kaza yapıp dizinden yaralandı.
 
FAVORİSİ EFSANE YUGOSLAVYA
- Obradovic’e göre tarihteki en iyi takım Drazen Petrovic, Toni Kukoc, Dino Radja, Zarko Paspalj ve Vlade Divac’ın olduğu Yugoslavya’ydı.
 
SİYASETİ HİÇ SEVMİYOR

- Ülkesi Sırbistan’da da, takım çalıştırdığı diğer ülkelerde de politikacılarla ilişkisi yakın olmadı.
 
“YILDIZ DEĞİL, PARTİZANIM”
- Hem oynadığı hem de yönettiği Partizan’a adeta aşık. Bir açıklamasında, Kızılyıldız’ı kast ederek; “Ben yıldız değilim, partizanım” demişti.
 
En sevdiği müzik türleri: Jazz ve rock
Çalıştırıp şu an konuşmadığı iki oyuncusu var: Spanoulis ve Lakovic
 
EFSANELERİN EFSANESİ OBRADOVIC

5
Zeljko Obradovic, EuroLeague'de beş farklı takımla şampiyonluğu olan tek koç. 
9
Şampiyonluk sayısı 9 olan Obradovic'i EuroLeague'de Real Madrid dışında hiçbir takım, koç yada oyuncu şampiyonluk sayısında geçemiyor.

Zeljko Obradovic, EuroLeague'de 250'den fazla galibiyetini bulunan tek koç.
39
Zeljko Obradovic, kariyeri boyunca 6 farklı takımla 39 kupa kazandı.
 
-------------------------------------------------------------------------
 
LİDER
 
Dejan Bodiroga veya basketbol camiasındaki yaygın kısaltmasıyla “Bodi” Avrupa basketbolunun tartışmasız en büyük yıldızlarından. Ancak saha içinde ortaya koyduğu performans ve saha dışındaki karizmasıyla herhangi bir yıldızdan çok daha fazlası. Kaç basketbolcu adına şarkılar yazdırabiliyor? Yazdıranların kaçından şarkıda “Tanrı” olarak bahsediliyor? 

Ali KONAVİÇ

Bodiroga gittiği şehirlerde oynayan sıradan bir basketbolcu değil. Şehirdeki sinemalar, tiyatrolar, sergiler için bir tehdit. Onu izlemek, bulunduğu her şehrin sosyal hayatının parçası haline gelen bir etkinlik. Kimilerine göre kendisini NBA’de test edemeyecek kadar cesaretsiz ancak ülkesinin en karışık dönemlerinde bir Sırp olarak; Hırvatistan’da basketbol oynayabilecek kadar işi konusunda cesur bir isim. Sırplar için neredeyse bir milli kahraman ama en hararetli dönemlerde bile üslubu ve sporcuya yakışır yaklaşımlarıyla tüm Yugoslavya’nın sempatisini toplamış nadir kişilerden.
Parkeye dönecek olursak, Bodiroga’yı tanımlamanın en kolay yolu bu. O bir basketbol sanatçısı. Ağır ve tahmin edilebilir gözüken stiline karşın, tarihin durdurulması en güç Avrupalılarından biri. Basketbolu zeka, teknik ve fundamental üzerinden icra etmenin bir anıtı gibi. Bugün dahi Doncic gibi oyuncular 'büyük oyunculuk' emareleri gösterdiğinde ilk karşılaştırılma yapılan insan. Yaşı yetmeyen jenerasyonun eskilerce kulağına çalınan ilk isim.

HEM PANA HEM DE BARÇA EFSANESİ

89’da Proleter Zrenjanin formasıyla başlayan macera; onu hem Panathinaikos hem Barcelona hem de tüm Avrupa basketbolunun efsanesi haline getirdi. 3 EuroLeague şampiyonluğu kazandı. 2 final four’un 'en değerli oyuncusu'ysa yine oydu. Sadece Sırplar’dan kurulu Yugoslav Milli Takımı'nın o kritik geçiş döneminde yaptıklarıysa hikayesinin başlığı oldu: “Lider” 
Sırp futbolu Yugoslavya döneminden sonra yetiştirdiği büyük yıldızlara rağmen asla takım olup, bekleneni veremezken; Bodiroga hem oyunculuğu hem de yöneticiliğinde organizasyonunun lideri oldu. Milli takımı zirvede tutmayı başaran isimlerin başında geldi.

USTALIK ESERİNİ ABD'YE SAKLADI

1998’de iki savaş arası dönemde Yunanistan’daki Dünya Şampiyonası’nda altını Yugoslavya’ya getirdi. Turnuvanın MVP’si olurken; o yazdan itibaren formasını giyeceği Panathinaikos taraftarına selamı göndermişti. Real Madrid de neyi kaybettiğini bir kez daha görmüş oldu. 2001’de ülkemizde düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda ne yazık ki bizim canımızı yaktı. Biz gümüşte kalırken; Yugoslavya Bodi önderliğinde altına uzandı. Ustalık eserini de bir sonraki yaza saklamıştı. Indianapolis’te ABD, resmen bölüm sonu canavarı... Ancak 2002 onun yılıydı ve öyle devam edecekti. EuroLeague şampiyonluğunu, Dünya Şampiyonluğuyla perçinlemeye kararlıydı. Öyle de oldu. Paul Pierce, Reggie Miller, Jermaine O’Neal, Michael Finley ve Baron Davis gibi yıldızlardan kurulu ABD, kendi seyircisi önünde Bodiroga ve arkadaşlarına boyun eğmekten kurtulamamıştı. Devamında yarı finalde Yeni Zelanda ve finalde ünlü Arjantin maçı. Uzatmaya giden o maçta Bodi, 27 sayı, 6 ribaund ve 4 asistle kariyerinin sayısız ‘büyük’ performanslarına bir yenisini eklemişti.

Bodi’nin milli takıma 5 altın, bir Olimpiyat gümüşü ve kulüp takımlarıyla da nice şampiyonluk ve madalyası var ancak karakterini en iyi yansıtan sekansın 2001-02 olduğunu düşünüyorum. O zor zamanların, deplasmanların, düşük ihtimallerin lideri; kriz yöneticisi. 
 
 
3
EuroLeague şampiyonluğu.
 
2
EuroLeague Final Four En Değerli Oyuncusu ödülü.
 
1
İspanya Ligi En Değerli Oyuncusu ödülü.
 
1
Yunanistan Ligi En Değerli Oyuncusu ödülü
 
2
Yugoslavya’da Yılın Atleti ödülü

1
2002 yılında Avrupa’da Yılın Basketbolcusu ödülü
 
35
Dünya Şampiyonası En Değerli Oyuncusu ödülünün yanısıra 2008’de EuroLeague tarafından tarihin en iyi 35 oyuncusundan biri olarak seçildi.
 
 
---------------------------------------------------------------
HER ROLE KAFTAN BİÇEN ADAM
 SARUNAS JASIKEVICIUS

Sarunas Jasikevicius... İnanılmaz bir oyun zekası, eşsiz yetenekleri ve liderlik vasıfları olan bir oyuncuydu ama onu diğerlerinden ayıran bir başka özelliği daha vardı; Adaptasyon yeteneği. Avrupa’da gittiği her yerde başarılı oldu çünkü kendini hep duruma göre geliştirdi ve gereken neyse onu sağladı. Bu olmasa da o büyük bir oyuncu olurdu ama efsanelerin efsanesi olamazdı! 
 
Utkan ŞAHİN
 

Hayatın her alanında olduğu gibi basketbol da yıllar içerisinde büyük değişimlere ve gelişimlere uğradı. Uzun bir kariyere sahip pek çok oyuncu, kariyerinde en azından 2-3 kere bu değişimlere maruz kaldı. Fakat pek azı bu değişime ayak uydurabildi. 
Bizim bu hikayedeki kahramanımız ise bu değişme ayak uydurabilen az sayıdaki basketbol adamından biri oldu. Sonuçta kariyerinizde 30 kupa ve 7 MVP ödülü kazanmak istiyorsanız bunu yapmak zorundasınız. Saras bunu gittiği her yerde sıradan bir şekilde başarmadı ayrıca takımların efsanesi oldu. Gittiği yerler derken EuroLeague’de hâlâ mücadele edip de tarihinde şampiyonluk kupası olan sadece dokuz takım bulunuyor. Saras, bu dokuz takımın beşinde oynadı ve üçüyle şampiyonluk yaşadı. Üstelik dört şampiyonluk yaşayarak bu kupayı modern EuroLeague’de en çok kaldıran oyuncu oldu. Bütün bu şampiyonlukları da farklı farklı oyun planlarıyla başardı. 
 
HER ŞEY NASIL BAŞLADI?
 

Türk basketbolseverler onu ilk kez 1996’da İstanbul’da oynanan U22 Avrupa Şampiyonası’nda tanıdı. Yarı finalde İbrahim Kutluay 35 sayıyla oynasa da onun önderliğindeki Litvanya, sahadan zaferle ayrılan taraf oldu. Daha sonra da Litvanya finalde İspanya’yı yenince Saras, alt yaş gruplarında ikinci madalyasını kazandı.  O zamanlar kolejde Maryland forması giyiyordu. Efsane olduğu Avrupa’ya ise 1998’de Rytas ile geldi. 
 
Onu keşfeden Zmago Sagadin önderliğinde harika bir gelişim gösterdi. İlk başlarda sadece çok iyi bir pasör olarak gözüken Saras, Slovenya macerasıyla birlikte hücumda da neler yapabileceğini gösterdi. Tüm Avrupa ise Saras, Olympiakos’a Son 16 etabının eleme maçında 7-7 üçlükle 30 sayı atınca buna şahit oldu.
 
RENESES'İN ZORLAMASI YETENEKLERİNİ KESKİNLEŞTİRDİ

Artık büyük yeteneklerinden kimsenin şüphesi yoktu ama bundan birkaç ay sonra ise bu sefer de ne kadar büyük bir lider olduğunu gösterdi. Olimpiyatlarda NBA yıldızlarıyla dolu kadrosuyla herkesin yenilmez gözüyle baktığı Amerika’ya ecel terleri döktürdü. Saras, Amerika potasına tam 27 sayı gönderirken maçın kaderi son topta belli oldu. Ve birçokları bu maçtan sonra onun hayranı oldu! 
 
O bu kadar büyümüşken EuroLeague devlerinin onu kaçırması sürpriz olurdu. O da bütün o takımlar arasında Barcelona’yı seçti. İlk iki yılında Aito Reneses’in Barcelona’sında kendini sınırlanmış bir halde buldu. Reneses onu daha çok bir organizatör olarak kullandı. O dönem bu çok eleştirilse de Reneses’in onu zorladığı oyun tarzı, zaten harika olan yeteneklerinin daha keskinleşmesini sağladı. 
 
Pesic ile birlikte ise hem büyük egolarla mücadele etmeyi öğrendi hem de kendi egosunu geliştirdi. Yanında Bodiroga, Navarro ve Fucka gibi Avrupa tarihinin en önemli vardı. Hepsini memnun etmesi ve topu paylaşması gerekiyordu ama o zaten bunun için doğmuştu. Kimi ne zaman kullanacağını, ne zaman öne çıkıp ne zaman sahneye çıkacağını çok iyi biliyordu. Pesic’in tempolu yarı saha basketbolunun ana çarkı olan Jasikevicius doğuştan gelen liderliğiyle diğer çarklarında doğru çalışmasını sağladı. Böylece Barcelona kulüp tarihinin ilk şampiyonluğunu kazanırken o da kendi adına EuroLeague defterini açmış oldu. 
 
2003 yazında ise büyük bir sürpriz gerçekleşti. İsveç’te Macijauskas ile birlikte Litvanya’yı 61 yıl sonra Avrupa Şampiyonu yapan Saras, Barcelona’yla anlaşamayınca kariyerine Maccabi’de devam etme kararı aldı. O Maccabi, Modern EuroLeague’de izlediğimiz en zevkli takımlardan biriydi. Kadroda Jasikevicius, Anthony Parker ve Vujcic üçlüsünün yanında bu isimleri harika tamamlayan çok iyi görev adamları vardı. İki yıl boyunca izlettikleri basketbolla adeta rakipsiz bir şekilde EuroLeague şampiyonu oldular. Her iki yılda da EuroLeague’de sezonun MVP’si seçildi. Yetmedi, 2005’te Final Four’un da MVP’si oldu. O yıl Saras’ın kariyerinin zirvesiydi. Harika oyun zekasıyla oyunu çok iyi yönlendiren Saras, kusursuz pasörlüğüyle herkesi kendisine hayran bıraktı ve 3 sene arka arkaya EuroLeague şampiyonu oldu. 29 yaşında bir EuroLeague efsanesi olmayı başarmıştı. 
 
​PACERS SEÇİMİ HER ŞEYİN SONU OLDU...

 
Bir kere zirveye çıkarsanız ondan sonra aşağıya doğru inmek zorundasınızdır. Onun için de öyle oldu. Yıllardır gitmesi beklenen NBA’e 29 yaşında gitti. Aslında o seçiminde bile ne kadar yarışmacı olduğunu herkese gösterdi. Çocukluk arkadaşı Zydrunas Ilgauskas'ın ısrarıyla Cavs ona çok iyi bir teklif yapsa da Saras, şampiyonluk iddiası bulunan Pacers’ı seçti; ama her şeyin sonu bu seçim oldu. O dönem Avrupalı oyunculara çok az güveniliyordu. Yine de Saras bunu oyun zekası ve yeteneğiyle aşabilirdi ancak şampiyonluk iddiasıyla sezon giren takımının Detroit’te yaşadığı meşhur olay bir anda her şeyi değiştirdi. Takım büyük bir kaosa girdi ve o da bu kaosun içerisine sürüklendi. Daha sonra takas olduğu Golden State ise aslında ona çok uygun bir takımdı fakat hem rotasyonunun dolu olması, hem de Saras’ın kafa olarak NBA’i silmesi bu yolculuğun son bulmasına neden oldu.
 
Efsane oyuncu, Avrupa’ya geri dönme kararı alırken, bütün teklifler arasından Zeljko’nun Panathinaikos’unu seçti ve 2 yıl için 7 milyon Euro karşılığında Avrupa’ya geri döndü. Onun bu kararıyla birlikte belki de Panathinaikos, EuroLeague tarihinin en iyi guard rotasyonunu oluşturdu: Spanoulis-Jasikevicius-Diamantidis. Başlangıçta her şey çok güzel başlamıştı. Üç yaratıcı guardın oyundaki etkinliği çok açık bir şekilde ortadaydı. Lider bir şekilde grubu tamamladılar ama Top-16 onlar için büyük bir hüsran oldu. Partizan deplasmanında oynanan son maçta Saras harikalar yaratsa da EuroLeague şampiyonluğu için kurulan kadronun TOP-16’da elenmesine engel olamadı. 
 
Fakat adaptasyon yeteneğini ikinci yılında bir kez daha gösterdi. Takımın liderlik işini iki Yunan guard'a bırakan Saras, kurtarıcı rolünden sıyrılıp takım için doğru olan role yerleşti. Skorer yanını bir kenara bırakan efsane oyuncu, kariyerinin başındaki diğer basketbolcuları besleyen oyuncu oldu. Pekovic ile çok iyi bir uyum yakalayan Saras, Panathinaikos’un düşük oyun temposundaki yaratıcı damar oldu. Taşların yerine oturmasıyla birlikte Panathiniakos bu sefer kendinden bekleneni yerine getirdi. Önce Saras’ın önderliğinde Olympiakos’u yarı finalde geçen Obradovic’in takımı, sonra da unutulmaz bir final sonrasında CSKA’yı mağlup etti.  Böylece Jasikevicius bambaşka bir rolde olduğu üç EuroLeague takımında dördüncü EuroLeague şampiyonluğunu kazanmış oldu. 
 
FENERBAHÇE SERÜVENİ PARLAK GEÇMEDİ

2009 ise onun kariyerinde başka bir dönüm noktası oldu. Saras, yaşadığı diz sakatlığı yüzünden sezonu erken kapattı. Bu yüzden de 34 yaşında gelmiş bir oyuncuya kimse büyük bir kontrat vermek istemedi. O da çareyi başladığı yere geri dönmekte buldu. Lietuvos Rytas ile sezona başlayan Saras, Cemal Nalga’yı bile bir EuroLeague oyuncusu olarak göstermeyi başardı. Kalitesi ve oyun zekası hala çok şey vaat ediyordu, bu yüzden de 1999’da reddettiği Fenerbahçe’ye transfer oldu. Fenerbahçe, o sezon Obradovic öncesi en iyi EuroLeague sezonlarından birini geçiriyordu ama sakatlıklar o sezonun büyümesine engel oldu. Ligdeki final serisinde taraftarının gönlünü alsa da kritik Zalgiris maçında ortaya koyduğu performans Fenerbahçe’nin EuroLeague sezonunun erken bitmesine neden oldu.
 
Artık 35’ini geride bırakmıştı ve doğal olarak fiziksel olarak düşüşe geçmişti. Saras, önce Panathinaikos, sonra da Barcelona forması giydi. İki takımla da yerel kupalar kazandı. 37 yaşında ise ülkesine geri döndü ve kazanmadığı son kupayı kazanarak Litvanya Ligi şampiyonluğuna ulaştı. Birçok efsaneyle birlikte oynadı ancak her zaman en akılda kalan oydu. Onun basketboluna aşık olmanız için bir ikili oyun oynaması yeterliydi. 
 
YENİ BİR KOÇ SAVAŞI MI BAŞLIYOR?

Oyunculuk kariyerinden sonra Zalgiris’in teknik ekibine katılan Saras, çok geçmeden de takımın başına geçti. Oyun zekasıyla kariyeri boyunca fark yaratan bu adam, koç olarak da bunu yapabileceğini çok kısa bir zaman içerisinde gösterdi. Aslında ondan şüphe etmemiz garip olurdu. Obradovic’in bir röportajında söylediği gibi; O, bu oyun için doğdu.
Koçluk kariyerinde de kupaları toplamaya devam ediyor... Zalgiris’i iki yıl arka arkaya şampiyon yaptı. Onun takımı, bu sene de mütevazi kadrosuna rağmen EuroLeague’in en özel performanslardan birini sergiliyor. 
 
O bu işi en iyilerinden öğrendi; Pesic, Gershon ve Obradovic. Zalgiris’e dikkatlice baktığınız zaman hepsinden biraz biraz esintiler görüyorsunuz ama onun şimdiden en iyilerle kıyaslanmasının sebebi yine kendisiyle ilgili. Basketbolda sonucun küçük değişikliklerle fark edebildiğini bildiği için Saras detaylara çok önem veriyor. İşler yolunda gitse bile sürekli takımından doğrusunu istiyor ve bütün bunlar aslında bize başka bir adamı anımsatıyor: Zeljko Obradovic. Oyunculuk kariyerinde Saras’ı diğerlerinden ayıran nokta adaptasyon ise Obradovic’i de diğer büyük koçlardan ayıran hep bu oldu. Eğer Saras, oyunculuk kariyeri boyunca sergilediği bu yeteneğini koçluk kariyerine de taşırsa EuroLeague tarihi Messina-Obradovic rekabetinden sonra bir başka büyük koç rekabetine şahit olabilir. 
 
 
ŞAMPİYONLUK ONDAN SORULUR
2343
Sayıyla Euroleague tarihinde 15. 

755
Asistle Euroleague tarihinde 11. sırada.

315
Üçlük isabetiyle Euroleague tarihinde 12.

1
Modern EuroLeague'de 4 şampiyonluğu olan tek oyuncu.

%71.2
Galibiyet yüzdesiyle EuroLeague tarihinde galibiyet yüzdesi en yüksek olan oyuncu.
 
--------------------------------------------------------------------
 
YUNAN 'ELMAS'I

 
Avrupa basketbolunun John Stockton’ı, Andrea Pirlo’nun eli top tutanı, Yunanca anlamı 'Elmas' olan soyadına layık bir kariyerle ama dramatik bir sonla parkelere veda etmiş, onun gibisi gelmez dedirten gerçek bir Euroleague efsanesi Dimitris Diamantidis.
 
KEMAL ILIKKAN
 
Dimitris Diamantidis dendiğinde sizin aklınıza hangi büyük maçı ya da ne gibi bir anı gelir bilemiyorum; ama benim aklıma 2011 Euroleague Final-Four’u geliyor. Yarı finalde Montepaschi Siena’ya, finalde de Maccabi Tel-Aviv’e karşı 9 asist yapıp, 18 asistle, Karasev’in 17 asistlik, Final-Four’ların en çok asist yapan oyuncusu rekorunu kırmıştı. Real Madrid’i silindir gibi ezen Maccabi, finalin de favorisiydi ama Mike Batiste-Dimitris Diamantis pick&roll savunması bir türlü işlememiş ve Zeljko Obradovic’in Panathinaikos’un başındaki son Euroleague zaferini izlemiştik.
 
İbrahim Kutluay’ın onun için “James Gist’i basketbolcu yaptı” yorumunu hatırlıyorum. 2011’deki şampiyonlukta da Mike Batiste’i neredeyse MVP yapıyordu. Amerikalı uzun, Diamantidis’le oynadığı pick&roll oyunlarıyla büyülemiş, Montepaschi potasına 5’te 5 isabetle 16 sayı, Maccabi potasına ise 10’da 7 isabetle 18 sayı bırakmıştı. O dönemin parlayan yıldızı Chuck Eidson’ın bile oyun sırasında dudak büktüğü bu uyum, Diamantidis&Obradovic şirketinin en değerli ürünüydü.
 
Bir de, onu izlemek bana Jaikevicius ve Bodiroga’yı izlemekten daha fazla keyif vermiştir. “Cluch time”da yaşattığı galibiyetler kadar, “drive&pass” ve “pick&roll” fundamentaliyle yenilmez bir oyuncuydu gözümde. Basketbol IQ’sunun çok yüksek oluşu, sol elli bir guard olması, uzun boyu ve uzun kollarıyla savunmacısına yaşattığı eşleşme problemi onu durdurulması zor bir oyuncu haline getiriyordu. Yardım gelince de köşede ayağını kurmuş boş şutörü bulmakta bir uzmandı.

YARI YUNAN TANRISI
 
2004’te 19 yaşındayken Iraklis’ten transfer olup, kariyerinin geri kalanını geçirdiği Panathinaikos’ta 3 kez Euroleague, 9 kez Yunanistan Ligi, 10 kez Yunanistan Kupası kazandı. Fragiskos Alvertis’e yarı Yunan tanrısı muamelesi yapan Panathinaikos taraftarları, onu da kısa sürede aynı yerde görmeye başladı. 2 kez Final-Four MVP’si seçildiği Euroleague’de 2005-2011 yılları arasında 7 sezonda 6 kez “Yılın Savunmacısı” ödülünü almayı başardı. Euroleague tarihinde aynı sezon içinde en iyi savunmacı, normal sezon MVP’si ve Final-Four MVP’si seçilen ilk oyuncu oldu. 176 asistle Euroleague'de bir sezonda en fazla asist yapan oyuncu oldu. Yetmedi, Pablo Laso’yu geçip Avrupa'da 1000 asist barajını aşan ilk oyuncu olmayı başardı.
 
Union Olimpija ile oynanan bir maçta son 75 saniyeye 13 sayı sığdırıp, tarihi bir performansa imza atmıştı. Unicaja Malaga deplasmanında 75-71 gerideyken son 11 saniyede 2 tane üçlük sokarak takımına galibiyeti getirmiş ve gerçekten büyük bir basketbolcu, son saniyeleri nasıl oynar bunu herkese göstermişti. Barcelona deplasmanında 2.10’luk Nathan Jawai’nin üstünden attığı maç kazandıran son saniye üçlüğü de unutulmazlar arasındadır.
 
KRZYZEWSKI'YE DERSİNİ VERDİ


2005 yılında zayıf Panathinaikos'u Final Four'a taşırken, o yaz EuroBasket 2005’te de ülkesini neredeyse tek başına şampiyon yaptı. Turnuva boyunca harika işler yapıp yarı finalde Fransa’yı 2 saniye kala attığı 3’lükle evine gönderdi. Dirk Nowitzki-Teo Papaloukas kapışması şeklinde geçen Almanya finalinde ise 3. çeyrekte 4 ölümcül top çalmayla rakibin erken havlu atmasını sağladı.
 
Litvanya, Brezilya ve Slovenya’yı yenip Arjantin’e elendiğimiz 2006 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda Yunanistan’la aynı gruptaydık. Grup liderliği maçında Diamantidis ve arkadaşlarına mağlup olmuştuk. Ama bu elbette turnuvanın en büyük sürprizi olmayacaktı. ABD koçu Mike Krzyzewski'ye göre “Yunanistan takımının 13 numarası” olan Diamantidis’in orkestra gibi yönettiği Yunanlar, LeBron James, Dwyane Wade ve Carmelo Anthony’li takımı 101-95 mağlup edip finale çıkan taraf oluyordu.
 
GREV KIRICI DIAMANTIDIS

“Gate 13”e ithafen, basketbolu bıraktıktan sonra emekli edilen forma numarasının 13 olması kadar, Yunanistan’da yaşanan siyasi kriz sırasında ismini başbakanlıkla ananlar bile olmuştu. Çünkü, bizdeki Uğur Dündar gibi ülkenin en çok güven duyulan ismiydi bir dönem. Parkede ve parke dışında çok özel bir karakter olsa da, 2010’da yöneticisi olduğu 550 üyeli PSAK’ın (Yunanistan Oyuncu Birliği) aldığı grev kararının kırılmasında oynadığı rol eleştirilmişti.
 
Yunan basketbolcular, maaşlarının ve son dönemde iyice artan holigan hareketlere karşı can güvenliklerinin garanti altına alınması talebiyle ve yüzde 90 gibi yüksek bir oyla grev kararı almıştı. Tüm dünyanın gıpta ile baktığı grevin öncülüğünü de başkan sıfatıyla milli pivot Lazaros Papadopoulos yapıyordu. Panathinaikos-PAOK maçı öncesi PSAK’ın aldığı karar uyarınca başlama saatinde formalara değil de sivil kıyafetlerle gelinecekti. Aylık 10 bin euronun mücadelesini veren PAOK’lu oyuncular karara uydu; ancak Panathinaikos’un tüm Yunan oyuncuları, başta da yılda 2 milyon euro kazanan Diamantidis olmak üzere hepsi formalarıyla parkeye çıktı. O akşam Papadopoulos ve arkadaşlarının başı polisle belaya girerken salondaki Panathinaikos taraftarları ilk ve son kez Diamantidis’i ıslıklamıştı. Yıldız oyuncunun bu davranışı bir süre tartışılmış, o dönem Selanik’ten Türkiye’ye maça gelen bir Yunan gazeteciye sorduğumda ise Panathinaikos’un o dönemki sahibinin “Basketbolu onlar değil, bu ülke için 19 yıldır para döken ben ve ailem daha çok seviyoruz” sözlerini hatırlatmıştı. Diamantidis’ten para babalarına rest çeken, devrimci bir bilinçle hareket eden biri olmasını beklemek de haksızlık olurdu zaten. Belki de o gün Giannakopoulos ailesine direnebilseydi, gerçekten de Syriza iktidarında Başbakan Chipras değil, Diamantidis olurdu..
 
Yine de böylesi bir kariyer, sporculuğu kadar alçak gönüllü oluşu ve kendisine ciddi ciddi başbakanlık önerilen bir yıldızın son maçı daha iyi bitebilirdi. OAKA'daki son maçında savunma yaptığı pozisyonda Vasilis Spanoulis üçlüğü sokmuş ve ezeli rakip Olympiakos şampiyon olmuştu. Avrupa basketbolunun gelmiş geçmiş en büyük savunmacılarından biri olmasına karşın, üstelik Panathinaikos taraftarının en nefret ettiği sporcu olan Spanoulis’ten şampiyonluğu kaybettiren üçlüğü yemek… Kariyerinin son maçı bunda daha dramatik olamazdı.
 
RAKAMLARLA EUROLEAGUE'DEKİ GÖRKEMLİ KARİYERİ
2495
Sayıyla Panathinaikos'un EuroLeague tarihinde 1., EuroLeague tarihinde ise 10. sırada. 
669
Ribaundla Panathinaikos'un EuroLeague tarihinde zirvede.
1255
Asistle Panathinaikos ve EuroLeague tarihinde ilk sırada.
434
Top çalmayla Panathinaikos'un ve EuroLeague tarihinin ilk sırasında.
118
Blokla Panathinaikos'un EuroLeague tarihindeki en başarılı oyuncusu. 
3806
Verimlilik ile Panathinaikos'un EuroLeague tarihinde birinci, EuroLeague tarihinde ise 2. sırada.
1
EuroLeague tarihinde 100'den fazla blok yapan tek guard.
 
 
----------------------------------------------------------------
JUAN CARLOS LA BOMBA!
 

Onun için İspanya Milli Takımı ve Barcelona’nın önemi kariyerinin her adımında belli oluyordu. 2006 yazında kazandığı ilk altın madalyanın devamını getirmek ve Euroleague kupasına tekrar ulaşmak Juan Carlos Navarro namı diğer La Bomba’nın hedef listesiydi...

Oğulcan Akkaya

Salonda rakibin kaçan şutunda yükselen ve hücum sırası geldiğinde desteğe tam gaz devam eden bir nesiliz her nihayetinde. Rakibin en durdurulamaz oyuncusu bize tırnak yedirtir, en iyi şutörü ise ani bir korkuyla yüzleştirir. Ama tüm bu ritüellerin ardında değişik bir örnek çıkıyor karşımıza. Bu basketbolcu maç esnasında değil, ısınma anlarında tribünleri strese sokmaya başlayan biri... 2011’in kasım ayında Galatasaray’ın, Abdi İpekçi’de Barcelona’yı ağırladığı gün ısınmaya çıkan Juan Carlos Navarro art arda 14 üçlük atıyor ve sonrasında kaçan şutta tribünden maçı kazanmış edasıyla bir sevinç yükseliyor.
 
Benzeri olayları 22. şutta yaşayan Kızılyıldız taraftarları ve diğerleri. Biz buna maça 3-0 önde başlamak diyoruz…
Barcelona’da büyüyüp bir basketbol aşığı olmak ve 17 yaşındayken profesyonel basketbol kariyerinde kendi şehrinin en büyük takımında yer almak hiç kolay olmadığı ortada. Ama Juan Carlos Navarro üst düzey yeteneği ve çalışkanlığı ile 1997 sezonunda artık takımın bir parçası olmayı başardı. 1998 yazında düzenlenen FIBA 18 Yaş Altı Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda altın madalya kazanan İspanya Millî Takımı’nın bir parçası olurken, ayrıca 1999 FIBA 19 Yaş Altı Dünya Şampiyonası'nda finalde ABD’yi sürpriz bir şekilde mağlup edip altın madalya kazanan İspanya Milli Takımı'nda da forma giydi. 

PAU GASOL'UN İZİNDE ABD'YE...

Temiz bileği, oyun aklı ve özgüveni ile her geçen sezon üzerine koyarak devam edeceğini gösteren Navarro, daha ikinci sezonunda takımıyla birlikte Liga ACB ve Koraç Kupası şampiyonluklarını kazandı. O sezonun sonu ise hem çok yakını, hem de takım arkadaşı Pau Gasol, NBA Draftı'nda 3. sıradan seçilerek Amerika’nın yolunu tuttu. Bu iki yetenek birlikte geçirdiği sezonlardan sonra ayrılıklarının çok kısa gözükmediğini biliyormuş aslında. Bir sonraki senenin draft seçimlerinde Juan Carlos Navarro ismi anılmaya başlanmıştı. NBA’in oyun dinamiğine uygun bir fiziği olmasa bile, fazlasıyla uygun bir oyun aklı olduğu aşikardı. Yüzdeli bir şutör ve sorumluluk almaktan hiç çekinmiyor, genç yaşına ve düşük tecrübesine rağmen ileride neler yaşanacağına dair sinyaller veriyordu.

NBA KAPISI ONUN İÇİN HEP ARALIK KALDI

Barcelona’daki üçüncü sezonunda sorumluluğunun üst seviyelere doğru çıkmaya başlaması onu Avrupa basketbolunun daha iyi tanımasına da yol açıyor, Katalan Basketol Ligi'nde geçirdiği müthiş sezonun ardından gelen şampiyonluk ve MVP ödülü La Bomba’nın ayak seslerini en iyi şekilde duyuruyordu. Navarro 2002-03 sezonunda takımıyla birlikte mücadele ettiği bütün kupaları kazandı…
 
“Kariyeri için şimdi gitmesi gerek” denildiği ve 2002 NBA Draftı'nda 40. sıradan Washington Wizards tarafından seçilen İspanyol yıldız Barcelona kariyerine nokta koymak istemedi. Avrupa’nın en elit oyuncuları arasında yer almaya başlarken NBA kapısı onun için hep aralıklı kaldı. Seçildiği sene takımıyla birlikte final-four tecrübesi yaşadı ve hedeflerindeki EuroLeague şampiyonluğuna ulaşma başarısı gösterdi. Her sezon sayı rakamlarını biraz daha yukarı çeken ve yeteneğini herkese ispatlayan İspanyol için tekrar NBA tekrar gündeme gelmişti.

SEVDASI ARENADAN DAHA BÜYÜK

Memphis Grizzlies’in planında yakını olan ve milli takımda birlikte ter döktüğü Pau Gasol’le aynı organizasyonda buluşturup en iyi verimi almaktı. Nitekim de öyle oldu. 2007 yazında Juan Carlos Navarro’nun draft hakları Wizards tarafından Grizzlies’e takas edildi.
 
NBA serüveninde ilk maçı San Antonio Spurs karşısında başladı ve takımda rol sahibi olmaya hemen alıştı. Üçlük yüzdesi iyi durumda ve hamle oyuncusu olarak alınabilir konumda devam etti. Kendisini draft eden Washington Wizards takımına karşı 28 sayı ile kariyer rekoru kıran ve maçı kazandıran isim olmuştu. Sezon sonunda 10.9 sayı 2.2 asist ve 2.6 ribaunt ortalamaları tutturarak bir çaylak için çok önemli bir işe imza attı. Avrupa’nın en önemli oyuncularından biri daha artık kendini NBA arenasında da kanıtlamıştı. Ama sevdası arenanın büyüklüğünden daha önemli olan oyuncular vardır. Juan Carlos Navarro da onlardan biriydi ve kendini evinde hissettiği yere döndü. Barcelonaya…

AVRUPA'NIN NBA'DEN KURTARABİLDİĞİ YILDIZ

Yıllardan beri bir tartışmadır gider: Avrupa basketbolu mu daha iyi yoksa NBA mi? Bazılarımıza göre Avrupa’da takım oyunu oynanır, parkeden öyle bir ses gelir ki takımların savunma yaptığı yankılanır. Bazılarımızca ise dünyanın gelmiş geçmiş en iyi basketbolcuları NBA’de yetişir ve Amerikan Ligi’nin düzeni şov dünyası üzerine kuruludur. Yine bir gerçektir ki bu iki basketbol dünyası arasında oyuncular gidip gelir. Fakat tüm bu tartışmalar devam ederken Avrupa, son yıllarda belki de daha önce hiç olmadığı kadar NBA’e oyuncu göndermeye başlamıştır. İspanyol oyuncu ise bu tartışmada Avrupa’nın NBA’den kurtarabildiği yıldızlar listesine giren nadir isimlerden…
 
Dönüşünde koyduğu Barcelona ve İspanya Milli Takımı için şampiyonluk hedeflerine ise kariyerinin ikinci yarısındaki harika performansıyla ulaşmayı başardı. Kilitlendiği bir hedefi kendi ve takımı için çözmemek gibi bir durum, onun için söz konusu bile değildi.
 
LA Bomba, Avrupa basketbol tarihine bir kez daha adını yazdırmayı başarmıştı. Bu sefer ise, EuroLeague tarihinde 4 bin sayıya ulaşan ilk oyuncu oldu. İstanbul’a gelirken 3 bin 996 sayısı bulunuyordu ve İspanyol yıldız Fenerbahçe'ye karşı oynadığı karşılaşmada 4 sayı attı ve eşsiz kariyerini bu ilki yaşatarak taçlandırdı.  Olimpiyat tarihinde 5 defa forma giyebilen 4 isimden biri de kendisi... Daha sığdıramadığımız sayısız başarının tek sahibi; Juan Carlos “La Bomba” Navarro.
 
EUROLEAGUE'DEKİ İLKLER ONDAN SORULUR
 

1
EuroLeague tarihinde 200'ün üstünde galibiyeti olan tek oyuncu.
4096 
Sayı atan Navarro, EuroLeague tarihinde 4000 sayıyı geçen tek oyuncu.
825 
Asistle Barcelona tarihinde 1. sırada, EuroLeague tarihinde ise 9.
247 
Top çalmayla Barcelona tarihinde 1., EuroLeague tarihinde ise 6. sırada. 
613 
Üçlük isabetiyle Barcelona ve EuroLeague tarihinde zirvede. 
3855 
Verimlilik puanıyla Barcelona tarihinde 1. sırada, EuroLeague tarihinde ise 6. 
707 
İkilik isabetiyle Barcelona tarihinde 1., EuroLeague tarihinde ise 11. sırada. 
 
 
--------------------------------------------------------------------
 
MODERN ZAMANLARIN ATLAS'I: SPANOULIS
 

Iapetos ile Klymene'nin 13 çocuğundan en güçlü olanıdır Atlas. Prometheus'un kardeşi. Bilen bilir, tanrılarla girdiği savaşı kaybettiği için gök kubbenin yükü omuzlarına devredilmiştir. Vassilis Spanoulis Avrupa basketbolundaki tanrıların savaşında titan olmayı tercih etti. NBA’de girdiği savaşı kaybetti. OAKA’dan ayrılışında hain ilan edildi. Sırtına kattığı yüklerle Atina’nın güneyinin yolunu tuttu. Bu bir titanın hikâyesi.
 
Burak KILIÇ

Maroussi’de başlayan kariyerinde yıldızı 19 yaşında parladı. 21 yaşında takımını EuroChallenge’da final-four’a taşıdı. Bir sonraki sezon Eurobasket.com’da Yunanistan’ın en çok gelişme kaydeden oyuncusu seçildiğinde konunun nerelere gideceğini kimse tahmin edemezdi. Hamlığını ve pişliğini tamamladığı Maroussi’den Panathinaikos’a giderken bir cebinde Greek Steve Nash bir cebinde Dallas Mavericks draft bileti vardı. EuroCup seviyesinde kendini ispatlamasının ardından sıra Avrupa’nın zirvesine gelmişti. 2005-06 sezonunda normal sezonda iki kez haftanın MVP’si seçilen Spanoulis, NBA’deki temsilcilerinde yer aldığı “FIBA Avrupa Yılın En İyi Basketbolcusu” listesine 7. sıradan girdi. Yaşı henüz 23.

AMERİKA ACI VATAN

Aklının bir noktasında hep NBA olan Yunan guard’ın okyanusun diğer yanına yaptığı yolculuğun adresi Houston oldu. Hakları Dallas’ta bulunan oyuncu, takasla geçtiği Houston Rockets’ta istediği süreleri alamadı. Rockets Genel Müdürü Carroll Dawson bir röportajda Spanoulis için “Spanoulis çok iyi bir bitirici, iyi performansıyla bize gelecek için oldukça umut veriyor. Bu genç adam iyi bir oyuncu ve ileride çok büyük bir basketbolcu olmak istiyor. Biz de onun bu gelişimini ağzımız açık bir şekilde izledik, onun bu hedeflerine yardımcı olmak istiyoruz ve onun da bize yardımcı olacağını düşünerek sezon sonunda takıma çağırma kararı aldık“ demişti. 
 
Hem Avrupa’daki fanlarının hem kendisini takip eden menajerlerin ondan beklentisi büyüktü. Aldığı kısa sürelere karşın tabelada daima yer buldu. Ama yıldızı koç Van Gundy ile barışmayınca bu macera kısa sürdü. Annesinin sağlık sorunlarını da göz önünde bulundurunca yuvaya dönme zamanı gelmişti. Avrupa’ya dönüşünde adresi yine Panathinaikos’tu. Döndüğünde ise aynı takım yoktu. İki Avrupa efsanesi Jasikevicius ve Dimitris Diamantidis’i geçmesi gerekiyordu. Bench’ten gelerek katkı verdiği sezonda çoğu eleştirmene göre forma onun hakkıydı.

ESKİ DOST-YENİ DÜŞMAN

2009-10 sezonunun sonunda ise bir dedikodu Avrupa basketbolunda taşları yerinden oynattı. Sözleşmesinin sona ermesi sonrası Panathinaikos Yönetimi’yle anlaşamayan ve boşta olan oyuncu Yeşiller'in en büyük rakibiyle anlaşarak herkesi şoka uğrattı. Avrupa özelinde 3 yıllık 7.5 milyon Euro gibi sansasyonel bir sözleşmeye imza atan Spanoulis için savaş yeni başlıyordu.
 
Olympiakos’taki ilk sezonunda rakiplerinin gerisinde kalsalar da 2011-12 sezonu onların yılıydı. EuroLeague finalinde CSKA’ya karşı efsane dönüşlerinde inisiyatif alan ve son hücumda asisti yapan isim olan Spanoulis, Kostas Sloukas’la birlikte Avrupa’ya damga vurdu. Ama görev bitmemişti. Ertesi yıl yerleri yine Avrupa’nın zirvesiydi. Spanoulis'in 22 sayı attığı Real Madrid finalinde Avrupa’nın en büyüğü olduklarını tescillediler. İmzayı ise yine o attı.
3 Euroleague, 7 Yunanistan şampiyonluğu MVP’ler ve sayısız madalya. Rakamlardan öte bir hikaye Spanoulis’in ki. Onun hikayesi bir mitoloji hikayesi. Kendi inandıklarının yolunu dikenlere basa basa yürüyen bir “Atlas”ın hikayesi.
RAKAMLARLA SPANOULIS'İN PARLAK KARNESİ
2626 
Sayıyla Olympiakos tarihinde zirvede.
3529 
Sayıyla EuroLeague tarihinde 2. sırada.
969 
Asistle Olympiakos tarihinde 1. 
1213 
Asistle EuroLeague tarihinde ikinci durumda.
132 
Top çalmayla Olympiakos tarihinde zirvede.
228 
Top çalmayla EuroLeague tarihinde 10. sırada.
314 
Üçlük isabetiyle Olympiakos tarihinde 1.
391 
Üçlükle EuroLeague tarihinde 4. sırada.
2468 
Verimlilik puanıyla Olympiakos tarihinde en üstte.
3410 
Verimlilik puanıyla EuroLeague tarihinde 4. sırada 
265 
Maçla EuroLeague tarihinde 7.
 
---------------------------------------------------
 
 
EUROLEAGUE TARİHİNİN EN İYİLERİ
 
Sayı

1- Juan Carlos Navarro (4096 sayı)
2- Vassilis Spanoulis (3529 sayı)
3- Milos Teodosic (2807 sayı)
4- Felipe Reyes (2793 sayı)
5- Marcus Brown (2739 sayı)
6- Paulius Jankunas (2730 sayı)
7- Sergio Llull (2528 sayı)
8- Jaka Lakovic (2524 sayı)
9- Mike Batiste (2496 sayı)
10- Dimitris Diamantidis (2495 sayı)
 
Ribaund

1- Felipe Reyes (1690 ribaund)
2- Paulius Jankunas (1620 ribaund)
3- Ioannis Bourousis (1603 riband)
4- Mirsad Türkcan (1287 ribaund)
5- Ante Tomic (1217 ribaund)
6- Kerem Gönlüm (1189 ribaund)
7- David Andersen (1145 ribaund)
8- Antonis Fotsis (1124 ribaund)
9- Mike Batiste (1117 ribaund)
10- Viktor Khryapa (1066 ribaund)
 
Asist

1- Dimitris Diamantidis (1255 asist)
2- Vassilis Spanoulis (1213 asist)
3- Milos Teodosic (1126 asist)
4- Theodoros Papaloukas (977 asist)
5- Thomas Heurtel (954 asist)
6- Sergio Llull (902 asist)
7- Sergio Rodriguez (864 asist)
8- Nikos Zisis (862 asist)
9- Juan Carlos Navarro (825 asist)
10- Pablo Prigionio (804 asist)
 
Top Çalma

1- Dimitris Diamantidis (434 top çalma)
2- Theodoros Papalouas (335 top çalma)
3- Pablo Prigioni (322 top çalma)
4- Gianluca Basile (261 top çalma)
5- Jonas Maciulis (250 top çalma)
6- Juan Carlos Navarro (247 top çalma)
7- JR Holden (247 top çalma)
8- Victor Khryapa (241 top çalma)
9- Rudy Fernandez (232 top çalma)
10- Vassilis Spanoulis (228 top çalma)
 
Blok

1- Fran Vazquez (249 blok)
2- Ioannis Bourosis (194 blok)
3- Kyle Hines (177 blok)
4- Bryant Dunston (172 blok)
5- Alex Tyus (169 blok)
6- Mirza Begic (162 blok)
7- Victor Khryapa (161 blok)
8- Stephane Lasme (160 blok)
9- Robertas Javtokas (144 blok)
10- Tibor Pleiss (140 blok)
 
Verimlilik Puanı

1- Juan Carlos Navarro (3855 verimlilik puanı)
2- Dimitris Diamantidis (3806 verimlilik puanı)
3- Felipe Reyes (3487 verimlilik puanı)
4- Vassilis Spanoulis (3410 verimlilik puanı)
5- Paulius Jankunas (3325 verimlilik puanı)
6- Ioannis Bourousis (3255 verimlilik puanı)
7- Nikola Vujcic (3047 verimlilik puanı)
8- Milos Teodosic (2988  verimlilik puanı)
9- Ante Tomic (2921 verimlilik puanı)
19- Marcus Brown (2757 verimlilik puanı)

efsaneler euroleague