Efsaneler Anlatıyor | Gülşah Akkaya

"Türk oyuncuların ligdeki performansları ve maçlarda karar alıcı pozisyonlarını daha fazla yüklenmeleri her zaman milli takımlara olumlu yansımaktadır. Bu yüzden milli takım oyuncularımızın yaşlarından bağımsız lig maçlarında aldıkları sorumlulukların artması ve takımlarındaki önemli rolleri üstlenmeleri bu geçişlerin daha yumuşak olmasını sağlayacaktır."

RÖPORTAJ: HÜSEYİN DEMİR
 
Potanın Perileri'nin efsane ismi Gülşah Akkaya... 2011 Avrupa Şampiyonası'nda gümüş madalya kazanan kadroda yer alan, Yunanistan ve İsrail'de sayı kraliçesi olan, Avrupa'da şampiyonluklar yaşayan basketbolumuzun önemli ismi Gülşah Akkaya ile pek de yabancısı olmadığı bu sütunlarda keyifli bir söyleşi yaptık... 
 
Gülşah Akkaya, basketbolla ilk tanışmasını şöyle anlatıyor... "9 yaşında GSM’nin açtığı yaz spor okullarında ailem ilk olarak beni jimnastik branşına yazdırdı. Babamın işi sebebiyle o dönem Denizli’de yaşıyorduk. Spor okullarının yapıldığı salonda üst katta jimnastik antrenmanları yapılıyordu. Ben jimnastiğe çıkarken basketbol antrenmanlarına bakıyordum. Onların oyunları ve top peşinde koşmaları bana jimnastikten daha cazip gelmiş olmalı ki; ben yukarı çıkmak yerine gizlice basketbol antrenmanlarına girmeye başladım. Antrenör durumu fark ettikten sonra ailemle konuşmak istedi. İlk başta beni şikâyet edecek sandım; fakat basketbola yeteneğimin olduğunu ve antrenmanlara katılmam gerektiği konusunda aileme ısrarda bulundu. Basketbol ile ilk tanışmam bu şekilde tesadüfi oldu.
 
Ben kendi profesyonel basketbol hayatıma geçişimi üniversite eğitimimi tamamlayarak Amerika’dan döndükten sonra başlangıç olarak alıyorum. Mezun olduktan sonra Miami’de Merrill Lynch ve Prudential’den iş teklifi aldım. Fakat o dönem WNBA yeni kurulmuştu ve Avrupa’da kadın basketbolu değer ve ilgi görmeye başlamıştı. 1 sene basketbol oynayıp daha sonra kurumsal hayata geçerim kararıyla altyapısından yetiştiğim Fenerbahçe’ye dönüş kararı aldım. 1 yıl oynayıp bakarım dediğim karar, 20 senelik bir profesyonel basketbol kariyer hikâyemin başlangıcı oldu."


 
AİLEMİ İKNA EDİP BASKETBOLA DEVAM ETTİM
 
Birçok örneğin aksine hem okul hem de basketbolu birlikte yürüten Akkaya başarısının sırrını şöyle anlattı... "13 yaşıma kadar basketbolu okul takımında ve açık alanlarda rekreatif olarak oynuyordum. Okul  maçlarının birinde kulüp antrenörü beni gördü ve kulüpte lisanslı olarak oynayabileceğimi söyledi. Ailem, Beyoğlu Anadolu Lisesi’nde okuduğum için derslerimi ve sporu bir arada yürütmenin zor olabileceğini düşünerek karşı çıktı. Fakat ben notlarımı düşürmeyeceğimi ve çok daha fazla çalışacağımı söyleyerek onları ikna ettim. Kulüpte oynamaya başladıktan sonra antrenmanların yoğunluğu arttı.  Ne var ki, ben notlarım düşmesin diye daha planlı ve disiplinli çalışmayı öğrendim. Bu anlamda aslında basketbol oynama arzumun derslerime daha da olumlu etkisi etki yarattığını söyleyebilirim. 
 
Basketbolun akademik hayatıma bir diğer önemli katkısı da Amerika’da üniversiteden sporcu bursu alarak üniversite eğitimimi almama olanak sağlamasıdır. 
 
Spor sayesinde yaşadığım sportif başarıların yanında sosyal yaşamımda da basketbolun pozitif etkilerini deneyimledim. Farklı ülkelerde ve şehirlerde yaşama imkanım oldu. O ülkeler ve şehirlerdeki kültürleri tanıma ve yaşama fırsatım oldu. Çok güzel ve değerli dostluklar edindim.
 
İş hayatımda ise basketbol oynamanın ve bir takım sporcusu olmanın olumlu etkilerini her gün yaşıyorum, diyebilirim. Sporculuğun kazandırdığı disiplin, azimli olma, çalışkanlık ve duygu yönetimi gibi kazanımlar iş hayatımı yönetmemde bana kolaylıklar sağlıyor. Yanı kısaca kurumsal hayatta sporcu olmanın verdiği belli başlı özellikler iş hayatını kesinlikle olumlu etkiliyor."
 
İDOLLERİM KUKOC İLE JORDAN İDİ
 
Oyunculuk döneminde kendine örnek aldığı oyuncuları sorduğumuz Gülşah Akkaya'nın yanıtı şöyle... "Sporculuk hayatımın başlangıcında kadın basketbolcuların görünürlüğünün az olması ya hiç olmamasından dolayı NBA oyuncularını idol aldım. O dönem her cumartesi sabahı NBA Action yayınlanırdı. O programları izlemeye başladığımda en etkilendiğim 2 oyuncu vardı.  Toni Kukoc ve Micheal Jordan.  7 numarayı da Kukoc giydiği için giymeye başlamıştım. Daha sonra üniversite yıllarımda Amerika’da kadın basketbolculardan özellikle USA Olimpik takım oyuncuları Sheryll Swoopes ve Lisa Lesley’i izleme ve takip etme fırsatını yakaladım. Oyun ve 1'e 1 hareketleri olarak Swoopes ve Cooper’ı taklit etmeye çalıştığım dönemlerim oldu. 
 
Büyük sakatlık yaşadığım dönemde, Lance Armstrong’un hikâyesinden manevi destek bulmaya çalıştım. 2005 senesinde A Milli Takım antrenmanında çapraz bağımı kopardım. Ameliyat ve fizik tedavisi uzun ve psikolojik olarak zorlayıcı bir süreçti ve Armstrong’un kanseri yenmesi ve spora dönüşü ile yazdığı kitapları okudum. Her ne kadar sonraki senelerde doping yaptığı ortaya çıktıysa da o dönem okuduğum kitapları bana güç ve ilham verdi.


 
İSRAİL ŞAMPİYONLUĞU BASKETİMLE GELDİ!
 
Parkelere iz bırakan milli oyuncuya unutamadığı maçları sorduğumuzda ise bizi geçmişe götürdü... "Oyunculuk kariyerimde unutamadığım ve hikâyesi farklı çok maçım oldu; fakat kariyerimdeki 2 karşılaşmanın benim için yeri çok özel. İlki İsrail’de Ramat Hasharon Kulübü’nde oynadığım sezonda İsrail Şampiyonluk maçı. Kazananın şampiyon olduğu mücadelede son saniye basketimle takımıma İsrail Şampiyonluğu’nu kazandırdım. Hayatımda bir kere böyle bir maç yaşadım. 
 
İkinci maçım ise 2011 yılında A Milli Takım ile Avrupa Şampiyonası’nda finale çıkmak için karşılaştığımız Fransa karşılaşmasıdır. Milli maçlar, tarifi zor fakat bir o kadar da özel ve güzel duygularla oynanır. Milli takımın ve milli maçların yeri her zaman ayrıdır. Bu maçı kazanmamızla tarihimizde ilk defa Avrupa Şampiyonası’nda finale kalmanın haklı gururu ve mutluluğunu hep beraber yaşadık ve yaşattık.
 
ALTYAPILARDA İSTEK VE AZİM ÖNEMLİ
 
Altyapıdaki genç oyunculara tavsiyelerini istediğimiz Gülşah Akkaya başlıyor anlatmaya... "Altyapı maçlarını, hem kulüpler bazında hem de milli takımlar bazında izlemeye ve takip etmeye çalışıyorum.  Genç kardeşlerimizin istekli ve azimli olduklarını görmek beni çok mutlu ediyor. İstek ve azim aslında koydukları hedeflere ulaşmada onlara yardımcı olacak önemli özelliklerden. Bu özelliklerin yanına umutlu olmayı, zor zamanlarda olumlu düşünüp pes etmemeyi ekleyebilirlerse önlerine çıkabilecek engelleri daha rahat aşabilirler. Bu konularla ilgili kendilerine yatırım yapmak isteyen genç basketbolculara Angela Duckworth’un başarılı insanların sırlarını anlattığı ‘Azim’i okumalarını önerebilirim." 
 
REKABETİN ARTMASI MİLLİ TAKIMA YARAR
 
Yıllardır bizi başarılarına alıştıran Potanın Perileri'nin performansının son yıllardaki düşüşü ve jenerasyon değişimi için ise şunları söylüyor Gülşah Akkaya:  "Jenerasyon değişimleri her milli takımların yaşayacağı veya yaşadığı doğal bir süreç. Milli takımda yıllardır birlikte oynayan oyuncuların olması bir basketbol kimliğini oluşturulması tabii ki değerli. Her takımda olduğu gibi milli takımlarda da sakatlıklar olabiliyor veya jenerasyon değişiklikleri gerçekleşebiliyor. Türk oyuncuların kendi kulüplerinde aldıkları sorumluluklar ve rekabet çevreleri ne kadar yoğun olursa bu milli takımlarda yaşanan süreçler daha az sancılı geçebilir. 
 
Türk oyuncuların ligdeki performansları ve maçlarda karar alıcı pozisyonlarını daha fazla yüklenmeleri her zaman milli takımlara olumlu yansımaktadır. Bu yüzden milli takım oyuncularımızın yaşlarından bağımsız lig maçlarında aldıkları sorumlulukların artması ve takımlarındaki önemli rolleri üstlenmeleri bu geçişlerin daha yumuşak olmasını sağlayacaktır."


 
KADIN TAKIMLARINA YATIRIMLAR ARTTI

 
Kadın basketbolunun medya hak ettiği yeri alıp alamadığını sorduğumuz Akkaya'nın bu konudaki yanıtı ise şöyle... "Ülkemizde geleneksel medyanın öne çıkardığı branşlar genelde daha fazla ilgi görüyor. Bazı branşlar ise başarı geldikçe medyada görünürlüğe sahip oluyor. Son dönemlerde yapılan araştırmalar kadın spor branşlarına ilginin arttığı ve uluslararası birçok şirketin kadın takımlarına yatırım yaptığını ortaya koyuyor. 
 
Bu bağlamda ülkemizde kadın basketbolunun görünürlüğünün artması gerekmekte. Genç kızlarımızın örnek alabileceği rol modellerin olması, onların hikâyelerinden ilham alması, “Ben de yapabilirim” demesi çok önemli. Kulüplerimizin kadın basketboluna yaptığı yatırımlar çok değerli. Bu sene Rusya’nın Avrupa Kupaları’na alınmamasından ve Britney Griner olayından dolayı birçok dünya yıldızı ülkemizdeki kulüplerle anlaştılar. Önümüzdeki sezon rekabetin ve kaliteli kadroların kadın basketbolunu bir üst seviyeye taşıyacağını ve yine bu sene uygulanacak 3+0 yabancı kuralının da olumlu etkilerinin milli takıma yansıyacağını düşünüyorum."
 
KARİYERİ

SEZON         TAKIM
1993-1995    Fenerbahçe
1995-1999    Lynn Üniversitesi
1999-2001    Fenerbahçe
2001-2002    Panserraikos S.K (Yunanistan)
2002-2003    YES Ramat Hasharon (İsrail)
2003-2004    Erdemirspor
2004-2005    Mersin Büyükşehir
2005-2006    Beşiktaş Cola Turka
2006-2007    Mersin Büyükşehir
2007-2008    Galatasaray
2008-2009    Zaragoza (İspanya)
2009-2011    Samsun BK
2011-2012    TED Ankara Kolejliler
2012-2013    Canik Belediyesi- Beşiktaş
2013-2015    Beşiktaş
2015-2016    Orduspor
2015-2016    Ormanspor
2016-2017    Mersin Basketbol Doğuş Hastanesi
2016-2017    Bornova Beckerspor
2017-2018    Çukurova Basketbol Kulübü

efsaneleranlatıyor gülşahakkaya röportaj kadınbasketbol beşiktaş sayıkraliçesi şampiyon ribaunddergisi