☰
✕

VALENCIA YENİDEN MEYDAN OKUYOR

Geçtiğimiz sezon İspanya'da zirveye çıkan ve EuroLeague'de Final Four oynayan Valencia, yaz döneminde kadrosunun en değerli parçalarını Avrupa'nın devlerine kaptırdı. Buna rağmen TJ Shorts, Armoni Brooks ve yeni atletik parçalarla yeniden güçlü bir takım kuran İspanyol ekibi, Xavi Albert yönetiminde aynı tempolu basketbolla bir kez daha EuroLeague'in büyüklerine meydan okumaya hazırlanıyor.

ALİ BARUTÇUOĞLU

Geçtiğimiz sezon Liga Endesa şampiyonluğuna ulaşan, EuroLeague’de ise tarihinin ilk Final Four’unu yaşayan Valencia Basket, başarının bedelini ağır ödedi. Pedro Martinez’den Jean Montero’ya, Darius Thompson’dan Brancou Badio ve Braxton Key’e kadar takımın önemli parçaları Avrupa’nın devleri tarafından kapıldı. Ancak Valencia’nın cevabı geri çekilmek değil, yeniden inşa etmek oldu. Xavi Albert yönetiminde TJ Shorts başta olmak üzere dikkat çekici hamlelerle kurulan yeni kadro, geçen sezonun hızını ve cesaretini koruyabilirse bir kez daha EuroLeague’in ezberlerini bozabilir.

Geride bıraktığımız sezonun en büyük çıkışlarından birine imza atan takım hiç şüphesiz Valencia Basket’ti.
İspanya Ligi’nde şampiyonluğa ulaşan, EuroLeague’de kulüp tarihinin ilk Final Four deneyimini yaşayan Valencia, yalnızca aldığı sonuçlarla değil oynadığı basketbolla da sezonun en dikkat çekici takımlarından biri oldu.
Altı ile on saniye arasında sonuçlanan hızlı hücumlar.
Yüksek tempo.
Oyunculara verilen özgürlük.
Sürekli hareket eden top.
Ve Avrupa’nın daha büyük bütçeli takımlarına karşı geri adım atmayan cesur bir basketbol.
Valencia’nın başarısını yalnızca iyi bir sezon geçiren birkaç oyuncuya bağlamak zaten haksızlık olurdu.
Arkasında yıllardır planlı biçimde büyüyen bir organizasyon vardı.
Yeni Roig Arena.
L’Alqueria altyapısı.
Mali istikrar.
Doğru oyuncu seçimi.
Ve bütün bunların üzerine Pedro Martinez’in yerleştirdiği son derece belirgin bir basketbol kimliği.
Valencia’nın sürdürülebilir ve planlı organizasyonunu daha önce ayrıntılı biçimde anlatmıştık.
Ancak basketbolda başarı bazen ödül kadar bedel de getirir.
Valencia da bu yaz kendi payına düşeni fazlasıyla aldı.

Başarının Bedeli Ağır Oldu
Avrupa basketbolunda küçük veya orta bütçeli bir kulübün olağanüstü sezon geçirmesinin klasik sonucu bellidir:
Büyükler kapınızı çalmaya başlar.
Valencia’nın kapısını da yalnızca çalmadılar.
Neredeyse yerinden söktüler.
Başarının en önemli mimarı Pedro Martinez, Real Madrid’in yolunu tuttu.
Jean Montero, Olympiakos’a transfer oldu.
Darius Thompson, Olimpia Milano’ya gitti.
Brancou Badio, Panathinaikos tarafından kadroya katıldı.
Braxton Key ise Fenerbahçe Beko’nun yeni parçalarından biri oldu.
Yani Valencia yalnızca rotasyon oyuncularını kaybetmedi.
Geçtiğimiz sezonun oyun kimliğine doğrudan katkı sağlayan isimleri Avrupa’nın en önemli kulüplerine gönderdi.
Bir açıdan bakıldığında can sıkıcı bir tablo.
Başka bir açıdan ise Valencia organizasyonu adına çok önemli bir referans.
Çünkü Real Madrid, Olympiakos, Panathinaikos, Fenerbahçe Beko ve Olimpia Milano gibi kulüpler aynı yaz içerisinde sizin takımınızdan oyuncu ve koç alıyorsa, bir şeyleri gerçekten doğru yapmışsınız demektir.
Valencia geçen sezon yalnızca maç kazanmadı, Avrupa’nın büyüklerine oyuncu ve basketbol aklı ihraç etti.
Şimdi mesele aynı başarıyı yeniden üretmek.

Pedro Martinez Sonrası Xavi Albert
Valencia, Pedro Martinez’in ayrılığından sonra kulübün başına dışarıdan büyük bir isim getirmedi.
Tercihini sistemin içinden yaptı.
Xavi Albert.
Bu karar aslında Valencia’nın organizasyon anlayışını çok iyi anlatıyor.
Albert kulübü tanıyor.
Oyuncuları tanıyor.
Sistemi tanıyor.
Pedro Martinez döneminde oluşturulan basketbol kültürünün içerisinde yer aldı.
Dolayısıyla Valencia açısından amaç sıfırdan başka bir basketbol yaratmak değil.
Tam tersine.
Başarılı olan basketbolu devam ettirmek.
Bu yaklaşım kağıt üzerinde son derece mantıklı.
Ancak Albert açısından görev kolay değil.
Çünkü kötü bir takımın başına geçmiyor.
Kendisinden önce başarısız olmuş bir koçun bıraktığı enkazı da devralmıyor.
Liga Endesa şampiyonu olmuş ve EuroLeague Final Four’una çıkmış bir takımın başına geçiyor.
Yani çıta zaten oldukça yukarıda.
Bir koç için bazen başarısız bir takımı devralmak, başarılı bir takımın devamını getirmekten daha kolaydır.
Albert’in sezon boyunca mücadele edeceği baskının önemli bölümü de buradan gelecek.

Montero’nun Yerine TJ Shorts
Valencia’nın en önemli kayıplarından biri Jean Montero’ydu.
Geçtiğimiz sezon genç yaşına rağmen takımın hücum kimliğinin merkezindeki isimlerden biri hâline gelen Montero, artık Olympiakos forması giyecek.
Valencia ise bu kayba son derece dikkat çekici bir cevap verdi:
TJ Shorts.
Panathinaikos’ta istediği rolü ve sürekliliği tam olarak bulamayan Shorts için Valencia son derece doğru bir yeniden başlangıç adresi olabilir.
Çünkü onun basketbolunun en güçlü tarafları Valencia’nın oyun anlayışıyla ciddi biçimde örtüşüyor.
Hız.
Açık saha.
İkili oyun.
Çembere yönelme.
Kısa sürede karar verme.
Ve savunmanın dengesini mümkün olduğunca erken bozma.
Shorts’un 1,75 metrelik boyu doğal olarak bazı dezavantajları beraberinde getiriyor.
Ancak onun kariyerini buraya kadar getiren özellik zaten fiziksel ölçülerinden çok oyun zekâsı ve hız değişimleri oldu.
Paris Basketball döneminde Avrupa’nın en etkili guardlarından biri hâline gelmesinin temelinde de bu vardı.
Valencia ona yeniden topu teslim eder, alan açar ve hücumdaki özgürlüğünü geri verirse oldukça farklı bir TJ Shorts izleyebiliriz.
Hatta yeni Valencia’nın kaderini belirleyecek oyuncular arasında ilk sıraya onu yazmak mümkün.



Gidenlerin Yerine Yeni Bir Atletizm Dalgası
Valencia yalnızca Shorts transferiyle yetinmedi.
Kaybettiği atletizmi ve üretimi farklı profillerle yeniden tamamlamaya çalıştı.
Armoni Brooks, dış şut tehdidiyle arka alan rotasyonuna önemli bir skor seçeneği getiriyor.
Geçtiğimiz sezon EuroLeague’de yüzde 40’ın üzerinde üçlük isabetiyle oynayan Brooks, özellikle topsuz oyunda Valencia’nın hızlı pas trafiğine uygun bir profil.
Brancou Badio’nun kaybından sonra takımın dış şut ve açık saha üretiminde Brooks’un rolü oldukça önemli olacak.
Forvet rotasyonunda ise Mouhamadou Gueye atletizmiyle dikkat çekiyor.
Uzun kolları, savunmadaki hareketliliği ve birden fazla pozisyona karşı kullanılabilmesi Valencia’ya özellikle açık saha basketbolunda yeni seçenekler sunabilir.
Dylan Osetkowski ise tamamen farklı bir profil.
Liga Endesa’yı çok iyi tanıyor.
Dış şutu var.
Dört ve zaman zaman beş numarada kullanılabiliyor.
Alanı genişletebiliyor.
Sertliği ve tecrübesiyle daha genç oyuncuların yanında denge sağlayabilecek bir isim.
Elias Valtonen de forvet rotasyonunu derinleştiren, atletizmi ve savunmadaki enerjisiyle katkı verebilecek bir başka parça.
Bu transferlere baktığımızda Valencia’nın temel fikrinin değişmediğini görüyoruz.
Yine koşmak istiyor.
Yine atletik olmak istiyor.
Yine sahayı mümkün olduğunca geniş kullanmak istiyor.
Ve yine tek bir süperstar üzerinden değil, birbirini tamamlayan oyuncular üzerinden üretim sağlamayı hedefliyor.

Valencia Yine Nasıl Oynayacak?
Bence bu sorunun cevabı oldukça açık.
Hızlı.
Pedro Martinez gitmiş olabilir ama onun oluşturduğu basketbol kimliğinin bir anda ortadan kalkmasını beklemiyorum.
Xavi Albert’in göreve getirilmesinin ana sebeplerinden biri zaten bu sürekliliği sağlamak.
Dolayısıyla yeni sezonda yine erken hücumları sık sık göreceğiz.
Savunma ribaundundan sonra beklemeyen bir Valencia izleyeceğiz.
Topun sekiz-on saniye içerisinde potaya ulaşması şaşırtıcı olmayacak.
Oyuncuların ilk fırsatta şut kullanmasına izin verilecek.
Top mümkün olduğunca hızlı dolaşacak.
Ve rakip savunma yerleşmeden hücum bitirilmeye çalışılacak.
Çünkü Valencia geçtiğimiz sezon başarısını biraz da burada yarattı.
Rakibin basketbol oynamasına izin vermeden kendi basketbolunu dayattı.
Birçok Avrupa takımı önce yerleşip sonra hücum etmeye çalışırken Valencia önce saldırıp sonra düşünüyordu.
Bazen bunun bedelini ödedi.
Ama çoğu gece rakipleri bu tempoya ayak uydurmakta zorlandı.
Yeni sezonda da Xavi Albert’in bundan vazgeçmesini beklemiyorum.

Roig Arena Artık Büyük Bir Avantaj
Valencia’nın yeni dönemindeki en önemli parçalarından biri de artık tamamen yerleşmeye başlayan Roig Arena olacak.
Geçtiğimiz sezon açılan yeni salon, kulübün sportif yükselişiyle neredeyse aynı anda hayat buldu.
Bu da çok özel bir enerji yarattı.
Yeni salon.
Yeni heyecan.
Kazanan takım.
Dolu tribünler.
Ve tarihin en başarılı sezonlarından biri.
Bir kulüp için bundan daha güçlü bir başlangıç bulmak kolay değil.
Şimdi Valencia’nın bunu kalıcı bir avantaja çevirmesi gerekiyor.
EuroLeague’de iç saha performansının ne kadar belirleyici olduğunu biliyoruz.
Özellikle Play-Off yarışında birkaç maçlık fark bütün sezonun kaderini değiştirebilir.
Valencia, Roig Arena’yı rakiplerin rahat nefes alamadığı bir deplasmana dönüştürebilirse geçen sezonki başarının tesadüf olmadığını çok daha net gösterebilir.

Ancak Bazı Sorular Hâlâ Var
Bütün olumlu taraflarına rağmen yeni Valencia kadrosunun soru işaretleri de bulunuyor.
En önemlisi:
Deneyim.
Geçtiğimiz sezon Valencia’nın en büyük sorunlarından biri, Avrupa’da tempoyu düşüren ve maçı yarı saha basketboluna çeken takımlara karşı zaman zaman istediği oyunu oynayamamasıydı.
Valencia koşarken çok tehlikeliydi.
Ama rakip tempoyu kontrol ettiğinde aynı rahatlık her zaman ortaya çıkmıyordu.
Özellikle maçların son bölümlerinde set hücumunun kalitesi daha önemli hâle geliyor.
İlk 35 dakika başka basketbol.
Son beş dakika başka.
EuroLeague’in Play-Off ve Final Four seviyesinde bu fark çok daha belirgin.
Rakipler geçiş hücumunu kesiyor.
Fauller daha sertleşiyor.
Her pozisyonun değeri artıyor.
Ve sonunda topu bir oyuncunun eline verip:
“Bize bu hücumu kazandır.”
demek zorunda kalıyorsunuz.
Valencia’nın yeni kadrosunda tam olarak bu görevi kimin üstleneceği önemli bir soru.
TJ Shorts doğal aday.
Ancak Shorts’un yanında daha klasik Avrupa basketbolu oynayabilen, oyunun temposunu gerektiğinde düşürebilen ve son dört dakikada doğru kararları üst üste verebilecek ikinci bir guard profilinin kadroya ciddi katkı sağlayabileceğini düşünüyorum.

Bir Pivot Takviyesi Seviyeyi Değiştirebilir
Benzer bir soru uzun rotasyonunda da bulunuyor.
Valencia’nın elindeki uzunlar farklı özelliklere sahip.
Atletizm var.
Şut tehdidi var.
Hareketlilik var.
Ama EuroLeague’in elit seviyesinde fark yaratabilecek, özellikle savunmada çemberi kontrol eden ve kısa oyuncularla oynanan ikili oyunlarda daha hızlı reaksiyon verebilen bir pivotun takıma başka bir boyut kazandırabileceğini düşünüyorum.
Çünkü Final Four seviyesi artık yalnızca hücum kalitesiyle açıklanmıyor.
Savunmada zaaf yaratmayacak beşler kurmanız gerekiyor.
Rakipler Play-Off’ta zayıf halkayı buluyor.
Sonra aynı pozisyonu tekrar tekrar oynuyor.
Bunu engellemenin yolu da mümkün olduğunca çok yönlü ve fiziksel oyunculara sahip olmak.
Valencia’nın mevcut kadrosu güçlü.
Ancak gerçekten yeniden Final Four seviyesine çıkmak istiyorsa birkaç kritik noktada hâlâ geliştirebileceği alanlar var.

Deneyim mi, Cesaret mi?
EuroLeague’de bu sezon birçok takım kadrosuna ciddi tecrübe ekledi.
Anadolu Efes, Mike James gibi yıllardır organizasyonun en büyük yıldızlarından biri olan bir oyuncuyu kadrosuna kattı.
Fenerbahçe Beko tecrübeli yıldızlarla yoluna devam ediyor.
Panathinaikos ve diğer şampiyonluk adayları da kadrolarında önemli veteran oyuncular bulunduruyor.
Bunun bir sebebi var.
EuroLeague’de yetenek sizi Play-Off’a taşıyabilir.
Ama büyük maçları çoğu zaman tecrübe kazanır.
Valencia burada biraz farklı bir yol izliyor.
Onların yatırımı daha çok enerjiye, atletizme, yeniden çıkış yapmak isteyen oyunculara ve sistem içerisinde değer kazanabilecek isimlere dayanıyor.
Bu bir risk.
Ama aynı zamanda Valencia’yı Valencia yapan şey de bu.
Geçtiğimiz sezon Braxton Key EuroLeague’in büyük yıldızlarından biri değildi.
Jean Montero henüz en üst seviyede kendisini tamamen kanıtlamamıştı.
Brancou Badio Avrupa’nın süperstar guardlarından biri olarak görülmüyordu.
Sonra sezon başladı.
Ve birkaç ay sonra bu oyuncuların peşinden Fenerbahçe, Olympiakos ve Panathinaikos gibi kulüpler koşmaya başladı.
İşte Valencia’nın kendisine güvenmesini sağlayan şey bu.
Oyuncunun bugünkü değerinden çok, Valencia sistemi içerisindeki yarınki değerine bakıyorlar.

Küllerinden Doğmak mı, Devam Etmek mi?
Bu nedenle Valencia için aslında “yeniden yapılanma” tanımı bile tam olarak doğru olmayabilir.
Çünkü ortada yıkılmış bir yapı yok.
Organizasyon hâlâ ayakta.
Salon hâlâ orada.
Sistem hâlâ orada.
Basketbol kültürü hâlâ orada.
Değişen şey isimler.
Pedro Martinez gitti.
Montero gitti.
Badio gitti.
Thompson gitti.
Key gitti.
Ama Valencia’nın geçen sezon neden başarılı olduğunu yalnızca bu beş isimle açıklıyorsak organizasyona haksızlık etmiş oluruz.
Şimdi Xavi Albert’in görevi bunu kanıtlamak.
Yeni oyuncuları aynı özgüvenle oynatmak.
TJ Shorts’u yeniden Avrupa’nın en etkili guardlarından biri hâline getirmek.
Brooks’un şut tehdidini sisteme yerleştirmek.
Osetkowski’nin tecrübesinden faydalanmak.
Yeni forvetlerin atletizmini tempolu basketbola çevirmek.
Ve bütün bunları yaparken Pedro Martinez dönemindeki kimliği kaybetmemek.
Kolay değil.
Ama Valencia zaten geçtiğimiz sezon kolay olanı yaparak Final Four’a çıkmadı.

Tavanı Kimya Belirleyecek
Yeni Valencia’nın tavanını tek bir oyuncunun performansından çok takım kimyası belirleyecek.
Xavi Albert oyuncularıyla doğru iletişimi kurabilirse ve yeni transferler geçen sezonki takım arkadaşlığı seviyesine ulaşabilirse Valencia yine çok tehlikeli olabilir.
Belki kağıt üzerinde Real Madrid kadar güçlü değil.
Panathinaikos kadar yıldızlı değil.
Fenerbahçe Beko kadar tecrübeli değil.
Ama Valencia’nın başka bir avantajı var:
Ne olmak istediğini biliyor.
EuroLeague’de birçok pahalı kadronun sezon içerisinde hâlâ kimlik aradığı dönemlerde bu çok büyük bir avantaj.
Valencia koşacak.
Pas verecek.
Şut atacak.
Rakibin temposunu bozacak.
Ve mümkün olduğunca özgür oynayacak.
Geçtiğimiz sezon bütün Avrupa’nın ezberlerini böyle bozdular.
Bu sezon aynı reçetenin yeni oyuncularla aynı sonucu verip vermeyeceğini göreceğiz.
Bir kez başardılar.
İkinci kez yapmaları ise tesadüf ile sistem arasındaki farkı gösterecek.
Valencia geçen sezon Avrupa’yı şaşırttı. Şimdi önündeki asıl sınav, kimse artık şaşırmıyorken aynı başarıyı yeniden gösterebilmek.