13 NUMARANIN YOLCULUĞU
Fenerbahçe Beko'da küçük yaşta başlayan uzun gelişim sürecini elit seviyeye taşıyan Tarık Biberovic, sarı-lacivertli formayla büyüyen ve Türk basketboluna armağan edilen özel yıldızlardan biri oldu.
ALİ BARUTÇUOĞLU
Zeljko Obradovic ile yeni bir yapılanma kuran ve bugünkü krallığın temellerini atan Fenerbahçe Beko, Obra’nın ilk yıllarında ana rotasyonda onun tedrisatından geçmiş Türk oyunculardan beklediği kilit rol katkısını sınırlı sayıda isimden alabildi. Melih Mahmutoğlu, Ahmet Düverioğlu, Sinan Güler, sakatlığına kadar Kenan Sipahi ve NCAA’e gidene kadar Ömer Faruk Yurtseven bu anlamda düzenli katkı veren oyuncular arasında öne çıktı.
O dönemde Türk basketbolseverler olarak çok şey hayal ettiğimiz birçok oyuncu Fenerbahçe Beko forması altında mücadele etti. Kimi kıdemliydi, kimi kariyerinin başındaydı. Kimisi sisteme uyum sağlayamadı, kimisi daha fazla süre almak istedi. Sebeplerini tam olarak bilemeyiz ancak geçmişe baktığımızda Obra döneminde sarı-lacivertli formayı terleten Oğuz Savaş, Semih Erden, Metecan Birsen, İzzet Türkyılmaz, Ayberk Olmaz, Berk Uğurlu, İlkan Kahraman, Serhat Çetin, Emir Preldzic ve Ahmet Can Duran gibi birçok ismi görüyoruz.
Böyle olunca ağırlığı dışarıdan alınan oyunculardan oluşan, veteran liderler barındıran ve doğrudan sonuca giden bir takım yapısı ortaya çıkmıştı. Obradovic’in Panathinaikos dönemindeki Diamantidis, Spanoulis, Tsartsaris, Calathes ve Fotsis gibi elit seviyede kabul görmüş isimleri bir kenara koyarsak; Kaimakoglou, Perperoglou, Alvertis ve Vougioukas gibi oyuncuların da o dönemki kadro mühendisliği içinde etkili roller üstlenebilmesi, Türk oyuncu yetiştirme beklentisini doğal olarak artırmıştı.
Elbette Amerikalıların dediği gibi, “Tango için iki kişi gerekir.” Oyuncuların bu denklemin neresinde durduğunu da dışarıdan tüm yönleriyle bilmemiz mümkün değil. Ancak bugün bildiğimiz bir şey var: Uzun zamandır hayal ettiğimiz, ana rolde elit katkı verebilen, clutch time oynayabilen, 2-3-4 numaraları sorunsuz şekilde oynayabilen genç ve güçlü bir Türk oyuncumuz var. O isim Tarık Biberovic.
BÜYÜYEN BİR YILDIZ
Tarık Biberovic, henüz 16 yaşındayken Obradovic’in takımına geldi. Kendisinden yaşça ve deneyimce büyük ağabeylerinin yanında çok çalıştı. Obra ile başlayan emek süreci, sonrasında görev yapan her koçun ona pay vermesiyle büyüdü. Ancak bu yolculukta en büyük cesaretlerden birini, Nigel Hayes-Davis sonrası 4 numara alanını ona daha fazla açan Sarunas Jasikevicius gösterdi.
Saras’ın katkılarıyla rolü genişleyen Tarık, hem Fenerbahçe Beko’nun başarılarında hem de Türk Milli Takımı’nın geleceğinde önemli bir yıldız hâline geldi.
Tarık’ın bugünlere gelişi ise sanıldığı kadar kolay olmadı. İlk geldiğinde basketbol fundamentalini Fenerbahçe Beko seviyesine çıkarması, setlere uyum sağlaması ve oyunu daha doğru okumayı öğrenmesi gerekiyordu. Hem alt takımda hem de A takımda oynamaya başlayınca basketbolu yavaş yavaş oturmaya başladı.
İlk dönemlerinde onun guard olabileceğine dair beklenti de yüksekti. Zaten giydiği 13 numaralı forma da Fenerbahçe tarihinde çok özel bir yere sahipti. Fiziksel gelişimini sürdürürken temiz şut mekaniğiyle dış atışlardaki yeteneğini göstermeye başladı. Ancak elit basketbolcu olmak için şut artık tek başına ayrıcalık değil, zorunluluktu. İlk başlarda topun eline gelmesini beklemesi gerekiyordu; top geldiğinde ise o atışları korkusuzca kullandı.
GELİŞİMİN ASIL ALANI
Tarık’ın gelişiminde en çok beklenen alan savunmaydı. İlk dönemlerinde elit Fenerbahçe Beko savunmasını yakalamakta zorlandı. Zaten birçok basketbolsever onu savunmada top çalarken, blok yaparken ya da ribaund sonrası fast break pasını çıkarırken daha fazla görmek istiyordu.
Artan süreleriyle birlikte oyunda hata yaptıkça gelişti. Doğru yerleşim, kendi şutunu üretme ve savunmada verdiği katkılarla bambaşka bir seviyeye çıktı. Saras ile kupalarla dolu geçen son 2.5 yılda artık sadece potansiyel vadeden bir oyuncu değil, maçların kaderine dokunan bir parça hâline geldi.
Türk Milli Takımı’nda da başarılı performanslar gösteren Tarık, geçen yıl Avrupa ikincisi olduğumuz turnuvada devşirme statüsünde kaldığı için yer alamadı. Eğer o kadroda olsaydı nasıl bir final izlerdik, düşünmeden edemiyoruz. Artık umutlarımız önümüzdeki dünya turnuvasına taşınıyor.
BİZDEN BİRİ
Sonuç olarak Tarık Biberovic, sekiz yıllık uzun bir yolculuğun ardından bizden biri olarak Türk basketbolunda parlayan bir yıldız oldu. Erkek kardeşi de bu sezon Fenerbahçe gelişim takımından NCAA’e gitti. Onun da ilerleyen yıllarda Türkiye ve Fenerbahçe Beko’ya etkili katkı vermesini bekliyoruz.
Tarık ise bu sezon Efes ve Beşiktaş serilerinin bitmesine katkı veren şutlarıyla, Beşiktaş Gain’e karşı son saniyede Wade Baldwin’in rönesans tablosu gibi pası sonrası elleri titremeden attığı üçlükle ve son iki sezonda FINAL FOUR sahnesinde gösterdiği katkıyla artık başka bir eşiğe geliyor.
Kendi kaynaklarımızla yetiştirdiğimiz ve Türk Milli Takımı’na armağan ettiğimiz elit bir yıldız olarak NBA’e yelken açıyor. Türkiye’deki milyonlarca genç nüfustan ve Türklerin geniş coğrafyasından daha nice yıldızlar çıkararak NBA’e ve EuroLeague’e oyuncu ihraç eden, kupalarla dolu bir Türk basketbolu hayal ediyoruz.